http-equiv='refresh'/>

7 Eylül 2012 Cuma

Uçtu Uçtu Kuş Uçtu


Nereden nereye

İlk twitter üyesi olduğumda pek yaygın bir yer değildi burası. Ben de nereden duydum da üye oldum hiç hatırlamıyorum zaten. 2010 yılı falandı herhalde. İlk tweetim de “çok yorgunum” gibi anlamsızca bir şey olmalı. O zamanlar bu meşhurdu ne yapayım. Takip ettiğim pek kimse de yoktu. Aylar sonra tekrar uğradığımda bir baktım twitter coşmuş. Yine de şimdiye göre ilkel. Fotoğraf yüklemek öyle kolay değil. Twitpic ile yfrogla falan uğraşıyorsunuz. Hashtag ne bilen yok. Derken derken gelişim gösterdi. İnternetanneleri listeye eklendi, çocuk muhabbetleri edilmeye başlandı. Muhabbet daha da arttı ve artık her anımızı tweet atar olduk. Özellikle telefonlarımıza da girdikten sonra bağımlılık yarattı adeta. Güzel de oldu bence.



Ses duyurma aracı olarak twitter

Çok etkili. Daha çok taze, Deli Annenin olayı. Sahtekar bir grup insan tarafından nasıl mağdur edildiğini, yurtdışına taşınmak yeterince zorken bir de eşyasız öylece orada bırakıldığını ve kendisinin yine de ağzını bozmamayı başararak bu terbiyesizleri nasıl afişe ettiğini twitterdan öğrendi birçok kişi. Böylece Deli Annenin yaşadıklarını öğrenme şansını yakalayan herkes bir daha o insan müsvetteleriyle çalışmak zorunda kalmayacak. Yüzlerce kişi kendini kurtarmış oldu belki de. Umarım bir şekilde bu adamlara bulaşmış olanlar bir an evvel paçalarını kurtarırlar ellerinden. Eşyasızlık ne kadar zor olmalı tahmin ediyorum ama özel ve kıymetli eşyaların onların elinde olduğunu bilmek ve bir türlü ulaşamamak ne kadar öfke vericidir hayal bile edemiyorum.

Twitter sayesinde bir çok şeyden haberdar oluyorum ben. Mesela #Nazıma1OkulGerek deniliyor ki güzel bakışlı Nazım’ı otizmli olduğu için hiçbir okulun kabul etmediğini ancak bu şekilde öğrenebildim. Tüm gün işte olup evde de doğru dürüst televizyon seyretmeyen biri olarak twitter olmasa haberim bile olmayacaktı muhtemelen. Belki de Allah Babaya dua eden Nazım da sesini buradan ilgililere duyurup güzel bir okulda okuyabilecek. Umarım.  

Daha birkaç ay öncesinde Gamze Anneye ilik için herkes seferber olmamış mıydı? Destekçilerinin olduğunu bilmek bile mutlu ediyor insanı. Sonra Van depreminin ardından yine twitter ile bölgedeki ihtiyaçları, kolilerin hangi noktalardan gönderildiği gibi birçok bilgiye ulaşmıştık. Sosyal medyanın gücü...


İç dökme aracı olarak twitter

Bazen, belki çoğu zaman içimizi dökmek için de kullanıyoruz bu mecrayı. O anki öfkeler, alınganlıklar, mutluluklar tweet olarak akıyor bol bol. İsim de verilmiyor tabii ortaya, kim alırsa artık. “Bazen” güzel oluyor da “çoğu zaman” bunu yapanlar takipçilerinde bir bıkkınlık hissi yaratabiliyor. Onun da kolayı var takip eden için:bırak ve kurtul.


Celebrity orada

Beğenerek takip ediyorum dediğin sanatçıları, ünlüleri her neyse, gerçekten takip etmek için bir fırsat. Müziğine hayran olduğun birinin nasıl bir hayatı var, olaylara bakışı nasıl vs gibi farklı yönlerini de öğrenebiliyorsun. Albümlerini dinlediğin, en fazla konserine gidip seyrettiğin birini orada tanıma, ona ulaşma, soru sorma şansı buluyorsun. Yanıtlamama ihtimali çok yüksek gerçi, morali de bozmamak lazım bunun için. Ne yapsın onlar da binlerce takipçisi var. Zavallı celebrity sırf bu iş için asistan mı tutsun bazıları gibi...


RT’ciler

Yani sürekli başkasının tweetini alıntı yapanlar. İzlediğin birinin yazdığını beğenip paylaşmak istiyorsan RT yapıyorsun. Buraya kadar problem yok. Fakat herbir şeyi RT yapanlar da bende antipati uyandırıyor. Mesela kendisine yazılan övgüleri ardı ardına Rtleyenler...Arka arkaya gelen 5-6 RT’ten sonrası çekilmiyor esasında. Twitter bunun için de güzel bir çözüm bulmuş. Diyelim birini takip ediyorsunuz, güzel de şeyler yazıyor. Ama bir ara başlıyor arka arkaya RT lere ve bu da sizi sıkıyor. Bu kişiden gelecek RT’leri kapatarak bundan kurtulmayı sağlamış twitter geliştiricileri.


Facebook mu twitter mı

Facebook daha görsel ağırlıklı bir site. Özlü söz yazanlar bile arka planda bir resimle paylaşıyor bunu. Eklediği fotoğraflar kocaman kocaman sayfamızda yer ediyor. Videolar desen öyle. Twitter ise daha çok metin ağırlıklı. 140 karakter gibi bir kısıt olmasına rağmen sayfayı açınca karşına sadece yazı geliyor. Fotoğrafı da videosu da tweetin içine gömülü biçimde duruyor. Sadece istiyorsan bakıyorsun. Ayrıca twitterda paylaşılan haberler güncel. Eski haberleri sonradan paylaşan pek olmuyor. Anlık olarak yazıyor herkes. Facebook o bakımdan çok güvenilir değil benim için. Evet, son haberleri paylaşanlar var ama mesela bir kayıp ilanı gördüğümde onun ne kadar yeni olduğunu sorgulamak zorunda kalıyorum. Twitterda bir RT okuduğumda onu atan kişinin ne tarihte yazdığı belli oluyor.

Tweetleriyle beni çok güldüren kişiler de oluyor, hak verdiğim, yardımcı olmaya çalıştığım, yardım istediğim, fikir aldığım kişiler oluyor. Bir yandan çok kızdığım, eleştirdiğim kişiler de oluyor. Çeşit her zaman güzeldir. Farklılıklardan birçok şey öğrenebiliriz. Sözün özü güldüren, güldürürken de düşündüren bir yer :) Var mı orada olmayan?

HB

3 yorum:

Adanın Annesi dedi ki...

Teknolojinin geldiği yere bak :) 140 karaktere dök içini rahatla :)
Facebook hesabımı sildim komple. Twitter da varım ama çok aktif olduğum söylenemez. Bence faydasıda var zararıda. Bazen öyle abartılı şeyler okuyorum/görüyorum ki sinir sistemime zarar!

SadeAnne dedi ki...

Takibi bırak ve okuma öyle sinirlerini bozan kişileri. Zararlarından kaçınmak bizim elimizde şekerim ;)

Adanın Annesi dedi ki...

Aynen öyle yapıyorum :)

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Recent News