http-equiv='refresh'/>

tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2015 Cuma

Philips Avent #sütsaatim Projesi

Bebeği memeden kesilmeden işe başlamak zorunda olmayan anneler çok şanslı. 6 ay ücretsiz izin hakkımız var ancak hem maddi anlamda bunu kullanamayanlar çok hem de müsaade etmeyen şirketler. Dolayısıyla anneler sütlü nuriye durumunda işe başlıyor. 1,5 saatlik süt izninde eve gidip gelmek mesafeden dolayı pek mümkün olmadığında da mecburen süt sağmak zorunda kalıyorlar. Tıpkı benim yaptığım gibi. Sıkıntılara gelince…

-Süt sağmanın kendisi başlı başına sıkıntılı bir iş. Sırt ağrısı, uzun süren süresi..vs ile gayet sıkıntılı hem de. Emzirmek nerde süt sağmak nerde. Bebeğinizin gözüne bakıyorsunuz emzirirken, yumoş tenine dokunuyorsunuz.

-Yer sıkıntısı bir diğer önemli sorun. Çalıştığım şirket çok büyük bir alana sahip ve benim bulunduğum ofise yakın bir emzirme odası yapıldı, o da çok yeni bir olay. Yapıldı yapılmasına ama oda kışın buz gibi oluyor. Anahtarı deseniz bir asistanda kalıyor ve önce gidip onu bulman, anahtarı alman gerekli. Benim için kullanılabilirlikten uzak kısaca. Toplantı odalarımız ise fanus gibi, sırf cam. Bazı bayanların tuvaleti kullandıklarını duydum. Yarım saat ayakta öyle bir ortamda durarak bebeğine süt götürüyorlar düşünsenize. Bense şimdi ofisin içinde bulunan arşiv odasında kapıyı kilitliyorum. Tozlu dosyaların arasında. Lavabosuz, peçetesiz, rahat bir sandalyesiz arşiv odasında. Sonra da ofisin içindeki herkesin zeytinini, peynirini koyduğu buzdolabına götürüyorum.



-Hijyen. En önemli konu. Ben evden getirdiğim havlu peçetelerle, buzdolabı poşetleriyle temizliğimi kendimce sağlamaya çalışıyorum. Ama az önce belirttim, nihayetinde bir arşiv odası. Ne kadar temiz olabilir hayal edin. Bir de mesela ben günde 2 kez süt sağmak istiyordum ancak pompayı nasıl sterilize edeceğimi bilemediğim için günde 1 kere yapmak zorunda kaldım. Bu da sütün azalması demek tabi ki.



Oysa zor değil 1 tane minicik bir oda, içinde bir koltuk, lavabo, minik bir buzdolabı temel gereksinimler. Philips Avent Türkiye #sütsaatim isimli çok güzel bir proje başlatmış. Görselde açıklanmış. Ben de şirketimin İnsan Kaynaklarına bu projeyi ilettim. Umarım ilgilenip irtibata geçerler. Bana yetişmeyecek elbette ama bizden sonraki annelere umarım konforlu, hijyenik ve kullanışlı emzirme odaları yapılır. Siz de çalıştığınız yerde bu konuyu yetersiz görüyorsanız bu projeyle bir adım atabilirsiniz.


HB

5 Ocak 2015 Pazartesi

Goodreads Çağrısı

Bazı mecraları çok geç keşfediyorum ben. Goodreads bunlardan biri. Site 2008’den beri var sanırım ama ben yeni üye oldum. Biraz pinterest, biraz imdb benzeri. Imdb’nin edebiyat versiyonu diyebiliriz. Pinterestte klasörler yapıyoruz ya burada da kitaplık rafları oluşturuyoruz. Okuduklarımız, okumak istediklerimiz,..gibi. Ben eski usul excelde sheet’ler oluşturmuştum kitaplar için. Eda’nın kitapları bir sayfada, benimkiler bir sayfada. Kitaplar okundukça da renklendiriyordum. Yine kağıda yazıp üstüne çizik atmaktan iyi ama değil mi. Goodreads’de okumakta olduğun kitabı hangi tarihte bitirdiğini yazıyorsun. Benim o excelde yapmaya çalıştıklarım daha derli toplu duruyor yani.
Bunun yanı sıra kitaplarla ilgili yorumları okuyabiliyorsun. Takip ettiğin kişilerin okumakta olduğu kitabı izleyip yine değerlendirmeleri görebiliyorsun. Yeni bir kitap almadan önce ihtiyaç duyuyorum ben bazen okuyucu yorumlarına.



Sitede bir de hedef koyabiliyorsun kendine. Ben 2015 yılı için 30 kitap hedefi koydum. Eda’nınkileri de sayarsam az olmuş aslında. Yine de bebekten sonra bu işlere pek vakit kalmayacak, iyi oldu 30.
Kitap okumayı seven arkadaşlarıma bir duyuru olsun bu yazı. Siz de üye olun hadi.


HB

2 Ocak 2015 Cuma

Yeşil Anne-Bitkisel Deterjanlar

Yeşil Anne ile Burcu’nun şu yazısı sayesinde tanıştım. Henüz tüm ürünleri deneme şansım olmadı ancak bulaşık deterjanları ve yanlarında hediye gelen yüzey temizleyici şu an evimizde. Ürünlerin tamamı sertifikalı ve paraben, klor, amonyak gibi sağlığa zarar veren kimyasallar içermiyor. Bulaşık deterjanları ile işe başladım. Çünkü uzun süredir bu konudan dertliyim. Bulaşık makinesi için hangi deterjanı denediysem bulaşıklarda kalan deterjan kokusundan kurtulamadım. Makineden bir bardak çıkarıp su doldurduğumda bu şekilde kokuyor olması ne kadar sinir bozucu tahmin edersiniz. Yeşil Anne’den aldığım Mom’s Green sıvı bulaşık deterjanı ile bu sorun tamamen yok oldu. Gönül rahatlığıyla makineden çıkan bardak, çanağı tekrar durulamadan kullanıyorum.

Elde yıkama için aldığım bitkisel deterjan da keza öyle. Tek kötü tarafı çok köpürmüyor oluşu ki zaten bitkisel bir deterjanın köpürmesi nasıl mümkün olurdu bilmiyorum. Başlarda temizlemiyor gibi hissettim ancak sonradan alıştım.



Çamaşır temizleyici, yumuşatıcı gibi ürünleri de var, sitesinden inceleyebilirsiniz. Şu sıralar bildiğim kadarıyla çamaşır suyu alternatifi için çalışıyor. Umarım kısa sürede evdeki çamaşır suyundan da kurtuluruz.

Teslimatta oldukça hızlı, ürünlerden de bahsettiğim gibi çok memnun kaldım. Ancak kargo ücreti için limiti biraz daha düşürse ürünler bittikçe beklemeden sipariş verebiliriz ancak şu halde genelde fiyatların üzerine bir de kargo ücreti eklemek zorunda kalıyoruz.


HB

24 Ekim 2014 Cuma

Ada ekmeği

Sosyal medyada çok popüler biri var; Alishiro. Bozcaada’da taş değirmende öğütülmüş atalık/yerli tohum ile %100 tam buğday ve çavdar ekmeği yapıyor. Bağ evinin bahçesinde, kendi elleriyle. Bozcaada’ya gidenler buraya uğrayıp ekmeklerinin tadına bakabiliyor. Ancak sipariş için kendisiyle iletişime geçip sıraya girmek şart. Ben örneğin 22 ağustosta sıraya alındım, ekmeğim Kurban bayramında kargoya verildi. Hadi kargoda yaşadığım problemler, ekmeğimin geri gitmesi, tekrar yapılıp gönderilmesi ekim sonu dersek 2 ayda geldi. Sürenin uzunluğunu Ali Bey mailinde şöyle açıklamış:

“Ada Ekmeği; Artisan/doğal ekmekçilik yöntemleri ile uzun fermantasyon teknikleriyle ve buğdayın çavdarın en besleyici hali olan taze öğütülmüş tam unlarla yapılıyorlar bu yüzden üretim de çok limitli ve yavaş.”

Beklediğinize değiyor bundan emin olabilirsiniz. Bir kere çok lezzetli. Marketlerden aldığınız ekmeklerle alakası yok. Bir de acaip tok tutuyor. Sabah kahvaltısında 1 dilim yediğimde öğlene kadar acıkmıyorum. 2.siparişimi verdim bile. Çünkü çavdarı annemde bırakmıştım, tükendi bile. Tam buğday da evde hızla eksiliyor.

Annem ekmeğin tadını eskiden yedikleri köy ekmeklerine benzetti ve ben yapayım size evde ekmek iddiasıyla evde maya hazırlamaya koyuldu. Tatlı annem. Eminim çok güzel ekmek yapar ama marketten aldığı tam buğday unu bile doğal olmadıktan sonra neye yarar. Mesele sadece lezzet de değil.

Evimdeki doğal lezzetler



Doğal olandan gitgide uzaklaştığımız günlere inat her sofrada bulundurduğunuz en önemli gıda olan ekmeğin doğalını yemek istiyorsanız maille sipariş bilgisi geçmeniz yeterli oluyor.

Ali Beyin iletişim bilgileri:


İnstagram: alishiro
adaekmegi.blogspot.com

8 Mayıs 2014 Perşembe

Mini playlist

Bazen müzik dinlemek istediğimde hazır bir playlist olsa da sırasıyla çalsa diyorum. Ama hepsi de sevdiğim şarkılardan oluşsun, dinlerken atlamayayım hiçbir şarkıyı.
Öyle bir zamanda dinlemek için birkaç şarkı seçtim. Siz de yararlanırsınız belki.

İlk önce kadife sesli Morrisey tabi ki. Düğünde çalan dans şarkımız.
Morrisey-Let me kiss you




Tamam, şimdi biraz neşelenelim ve REM diyelim (neden radyo programcısı moduna girdim ki ben)
REM-Shiny happy people



Bu şarkının gerçekte acıklı bir hikayesi var ama Bahadırla ikimiz için özel bir şarkı.
Starsailor-Way to fall



Şimdi bir kadeh şarap olsa fena mı olurdu.
Bob Marley-Red red wine



Biraz aşka gelelim.
Bryan Adams-Heaven



Ya da aşka gelmek için Cuma olsun hemen.
The Cure-Friday i’m in love



Anathema iç karartır biraz ama iyidir.
Anathema-Flying



Ah eskiden adamlar ne müzik yapıyormuş diyelim bunu dinleyip.
Guns n roses-Sweet child o mine



Yenilerde de iş var canım
Beirut-Gulag orkestar



Bu şarkıyı dinlerken hep huzur bulurum nedense. Klibi de çok eğlencelidir.
Brainstorm-Lonely feeling



HIM demek üniversite yıllarım demek. Hey gidi gençlik.
HIM-The sacrament



Her şarkılarında değil ama bunun gibi bazı şarkılarını dinlerken gelseler de konserlerine gitsek diyorum. Yeni albüm de yaptılar, gelseler de gitsek dinlesek.
Coldplay-Lost



Aşk bu mu? Aşk acı mı? Acıtır mı incitir mi?
Incubus-Love hurts




Güzel sesli adam!!
Leonard Cohen-Dance me to the end of love



Bağırarak söylenir, başka türlüsü olmaz. Kurt Cobain keşke bu kadar erken gitmeseymiş dedirtir.
Nirvana-My girl




Hepsi yabancı oldu farkındayım, bir dahakine de Türkçesini yaparız.


HB

30 Nisan 2014 Çarşamba

Rahat anneler rutin sevmez mi?

Bazen kızıyorlar bana, çocuk bu robot değil ki. Hep aynı saatte uyusun, hep yemek saatlerine uysun diye zorlama bu kadar eleştirileriyle karşılaşıyorum. Hatta bazen ben de kendime kızıyorum, neden kasmışım ki bu kadar uyusun da uyusun diye. Canı ne zaman uyumak isterse o zaman uyusun bırak stres yapma hiç diye kendime çok söyledim.
Eskiye göre rahatım da ama haftaiçi biraz daha hassasım. Çünkü sabahları zaten o kadar zor uyanıyor ki bir de geç yatarsa iyice uykusunu almadan okula gidiyor. Haftaiçi hiçbir yere gidemiyoruz sırf bu yüzden. 1 saat geç uyusun ne olacak diyenlere de cevabım var. Ufak bir formülle 1 saatin aslında çok saat olduğunu gösterebilirim.

1 saatlik kayma + bunun getirdiği uyku sapıtması < 2 saatlik kayma

Dün gece yaşadık. Annem yemeğe çağırmıştı. Bahadır Celal ile Ceren diye bir filme takılmış, Eda’nın da ilgisini çekmiş. Baktım baba kız göz kırpmadan film seyrediyorlar. Film de Şahan’ın! Neyse uyku saati gelince kalkalım dedim tabi istemedi. Birkaç kez söylememe rağmen ancak film bitince kaldırabildim. Yani saat 9:45’te! Eve git, giyin, yat derken saat 10’u geçti tabi. Yatakta da dön dön, uyuyamıyorum anne, uykum yok anne derken derken 11’den sonra anca uyudu. Yani 2 saatten fazla uykusuz kalmış oldu. Ve ben de artık rahatım, ikinci çocuk olursa uykuyu yemeği hiç de takmam artık kafama derken boş konuştuğumu anlamış oldum. Hala rahat anne olamamışım :(





Bu arada Lucello’da yeni ürünümüz anneleri ilgilendiriyor. Göz atın, pek sevimli bir yedek kıyafet torbası hazırladık.


HB

24 Nisan 2014 Perşembe

Lucello Karşınızda

“Biz, özel sektörde çalışan iki arkadaşız. Monoton çalışma hayatımızda yarattığımız bu renkli dünya bizim hayal bahçemiz. Renkli renkli keçelerin, boncukların, kurdelaların içinde zaman geçirmek, ortaya yeni bir şeyler çıkarmak çok zevkli. Ama asıl işin güzel tarafı bu ortaya çıkanların birileri tarafından beğenilmesi ve kullanılması. Hazırladığımız farklı tasarımları sizlerle bu sitede paylaşıyoruz. Sevip sizin olmasını isterseniz mail ile bize ulaşabilirsiniz.”



Diyerek yola çıktık Nevin ve ben. Bir süredir işten kalan zamanlarımızda l’ucello ile ilgileniyoruz. Lucello; insanların severek yaptığı işler de olabilir diye düşünmemizi sağladı. Bunun yanı sıra emek harcamadan güzel şeyler ortaya çıkmasının imkansız olduğunu da bir kez daha anladık. Emek veriyoruz, bu işle uğraşırken büyük keyif alıyoruz. Tek eksiğimiz yaptıklarımızı paylaşıp beğenilmesini sağlamaktı. Bugün itibarı ile bunu da tamamlamış bulunuyoruz.

Bu arada, bu uğraş canım arkadaşım Mine’nin sayesinde geldi beni buldu. Onun katkısı belki de herkesten büyük. Lucello’nun logosunu da bizzat kendisi çizmiştir. Yetenekli ve candan arkadaşıma bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

Lucello mu l’ucello mu bir açıklık getireyim. Aslında doğrusu l’ucello ancak mail adresi, blog gibi birçok yerde karakter kullanılmadığı için lucello olarak değiştirdik biz de.



Instagram hesabımız; http://instagram.com/lucellodesign


Hazırladığımız ürünleri bu platformlarda paylaşacağız. Instagram bu tür tasarımların en aktif kullanıldığı yer ama ünlü isimlerin yorumlarında görüyorum bazen reklam amaçlı gereksiz şeyler yazıyorlar. Bu tür itici hesaplarla alakamız olmayacak tabiki.

Şu ana kadar hazırladığımız ürünleri bloğa ekledik. Umarım güzel olur, heyecan dorukta :)


HB

11 Şubat 2014 Salı

Bulgurun En Güzel Halleri

Ben hariç ailedeki herkes farklı tatlara kapalı insanlar. Mesela Bahadır yıllardır kerevizi zeytinyağlı yemiş, ona yaptığım sarımsaklı yoğurtlu kereviz salatasını bir türlü benimsemiyor. Alışkın olduğu tatların dışına çıkmayı pek sevmiyor. Annem de farklı değil. Refika’nın Mutfağında Pişen Kitaplar serisinden çıkan Nursen Doğan’ın kitabını almıştım. Bulgurcu teyze olarak da ün yapmış Nursen Hanımın tariflerinin tamamı bulgur içerikli. Çorbadan mezeye, salatadan tatlıya kadar her türlü yemeğin içinde yer bulabiliyormuş meğer bulgur. Meze aşığı biri olarak ilk önce mezeler bölümünden başladım tarifleri uygulamaya. Patlıcanlı tahinli babagannuş, annemin tepkisi; tahin ve patlıcan mı! Patlıcan ve meze deyince akla sadece sarımsaklı yoğurtlu közlenmiş patlıcan ile patlıcan herse geliyor. Ama yapınca da tadını sevdi hanfendi. Biraz yeniliklere açık olalım ama değil mi…







 Denemelere ilk önce içli köfteden başladım, o da pek hoş oldu. Sadece hamurunu biraz daha ince tutmam gerekiyormuş. Yine de ilk deneme için fena değildi. Nursen Doğan’ın bulgurlu tariflerinin devamı için kitabı mutlaka edinmelisiniz. Hem sağlıklı tarifler, hem çok lezzetli. Ölçüleri de, iki denemeden sonra emin oldum ki gayet yerinde. Malzeme olarak da çok kolay ulaşabileceğimiz, genelde mutfağımızda bulundurduğumuz malzemeler kullanılmış.





Bulgurun hayatımızdaki yerini arttırmalıyız diyerek aldığım “Bulgurun Halleri”ni çok başarılı buldum. Bu arada kitap görsel olarak da çok iç açıcı, hem yemek fotoğrafları hem de Refika ve Nursen hanımın fotoğrafları birbirinden güzel. Nursen Doğan tariflerinin yanında anılarını da paylaşmış bolca. Hatta bazı sayfalarda tarifleri anısıyla birlikte okuyabiliyorsunuz. 



HB


2 Eylül 2013 Pazartesi

Bab-ı Esrar


Ahmet Ümit kitaplarını bayılarak ve merakla okumama rağmen Bab-ı Esrar nedense aylarca elimde sürünen bir kitap oldu. Arada bir sürü kitap bitirdim ama bir türlü Bab-ı Esrar’ın içine girip sonunu getiremedim. Kısmet bugüneymiş. Ahmet Ümit’in yazdığı kitaba bu muameleyi yapmanın büyük saygısızlık olduğunu düşünerek artık araya kitap almayıp buna konsantre oldum ve yarıdan sonrasını bir çırpıda okudum.

Annesi İngiliz, babası Konyalı bir derviş olan Karen Kimya, Londra’da yaşayan bir sigorta eksperidir. Konya’da çıkan otel yangınını incelemek üzere sigorta şirketi adına Konya’ya gelir ve burada gizemli olaylarla karşılaşır. Babasının yıllar önce ilahi aşk ve hakikati aramak uğruna ailesini terk etmesi nedeniyle Karen’ın babasına beslediği hisler Konya’da yaşadıklarından sonra anlam değiştirir.

Şems-i Tebrizi ile Mevlana arasındaki ilahi aşktan, Mevlana’nın kendini Şems ile bulduğundan bahsediliyor.  İlahi aşk ve hakikat uğruna kötülük yapmanın aslında “kötü”yü kötü olmaktan çıkardığı anlatılıyor. Bu felsefeyi anlamak için tek bir kitabın satırları elbette yetersiz. Celaleddin Rumi’nin kitapları hatmedilmeli belki de. Şems Farsça “güneş” anlamına geliyormuş. Şems’in Mevlana’nın gölgesinde kaldığı düşünülebilir ama bence Şems,  Mevlana’nın güneşi olarak,  kendi gölgesini ve aslında kendisini görmesini sağlıyor.

Konu olarak benzerlik taşıyan Elif Şafak’ın “Aşk”’ını da okumuştum yıllar önce. Dikkatimi çeken ikisinde de anlatılan Kimya’nın yani Mevlana’nın evlatlık kızının farklı oluşu. Aşk’ta Kimya Şems’e aşıkken Bab-ı Esrar’da başkasına aşık olduğu halde babası tarafından Şems ile evlendiriliyor. Hangisi gerçeği anlatıyor emin olamadım.

Karen aslında otel yangınının kasti olabileceği ihtimaliyle şirketinin ödeyeceği tazminatı kurtarma peşindeyken bu şehirde başına gelenler geçmişiyle yüzleşmesini de beraberinde getiriyor. Günümüzden Karen Kimya, Mennan, Komiser Zeynep, Ziya, Serhad..700 yıl öncesinden Şems-i Tebrizi, Celaleddin Rumi, Kimya, Bahaeddin Veled.. ve bu karakterlerin hikayesini okumak istiyorsanız bu kitabı elinize almalısınız. Kitapla ilgili çok detay vermeyi sevmiyorum. Bir kere blogta kitap yorumu okurken arkadaşın direkt sonunu yazdığını görmüştüm. Tadı tuzu kalmıyor öyle olunca. Sadece şunu söylemeliyim ki siz benim uzun sürede okuduğuma bakmayın. Adam akıllı okumaya başlayınca kitapta anlatılan o vurucu öyküler yüzünden kaç gece garip garip rüyalar gördüm.
Artık okuduğum 4. Ahmet Ümit kitabıydı, gözü kapalı alınır her bir yazdığı kitap. Hepsi aynı tadı vermese de beğenmediğim olmadı içlerinden.

Kitaptan bir bölüm:

“İnsana duyulan aşk ölümlüdür, tıpkı beden gibi. Ölümsüz bir aşk için, ölümsüz bir varlığı sevmek gerekir. Hiçbir zaman senin olmayacak, hiçbir zaman anlayamayacağın, hiçbir zaman doyamayacağın, hiçbir zaman kavuşamayacağın, hiçbir zaman terk edemeyeceğin bir varlığı.”

Kitabı okuduysanız veya okumayı düşünmüyorsanız kitaptan alıntı olan bu kısmı Şems ile Mevlana’nın arasındaki ilişkiyi kavramak için bu paragrafı okumalısınız.

“Neyin kamışını bir göl kenarından kesmişler. Kamışın gövdesinde yedi delik açıp onu ses verecek bir hale getirmişler. Neyzen ne kadar usta olursa olsun, her üflediğinde, her değişik makamda ney kendi özlemini getirir dile. O kesildiği göl kenarını özlemektedir. Çünkü o, göl kenarı denilen bir bütünün parçasıdır. Gerçek huzuru, gerçek mutluluğu, gerçek sevinci ancak o bütüne ulaştığında bulacaktır. Öte yandan ney de kesildiği göl kenarının niteliklerini kendi gövdesinde ve ruhunda taşır. Tıpkı Cenabı Hakk’ın çamurdan yaratıp, gövdesinde yedi delik açtıktan sonra can nefesini üflediği Hazreti Adem gibi. Allah, Hazreti Adem’in burnuna yaşam nefesini verirken, kendi ruhundan bir parçayı da onun canına katmıştır. Yani yeri göğü yaratan, dört iklim, yedi kıtanın, dokuz katlı göğün hakimi olan Allah aynı zamanda içimizdedir. Ama nefsimizin istekleri bizi yanlış yola sürükler, yemeye, uykuya, şehvete duyduğumuz açlık, kabaran benliğimiz o kutsal parçayı ruhumuzun en derin kuyusuna iter ki, çoğu insan kendi içindeki bu cevherin farkına bile varmaz. İşte bu parçayı fark ederek aramaya başlayan kişiye aşık deriz. Aramanın kendisine de aşk. Yani aslolan aramaktır. Lakin arayış tek başına olmaz; bize bir öğretmen, bir mürşit, başka bir deyişle bir maşuk gerekir. Çünkü kimse o kıldan ince kılıçtan keskin o sevda köprüsünden tek başına geçemez. Ama bir kez geçti mi artık maşuka da ihtiyaç kalmaz. Aşık da maşuk da, seven de sevilen de sadece o kişi olur. Tıpkı Cenabı Hak gibi.”


HB


17 Temmuz 2013 Çarşamba

Tablet bilgisayarda çocuklar için yüklenebilecek uygulamalar

Çocuklar için dediğim 2-3 yaş çocukları için aslında. Bir de bizimkinden dolayı genelde kızların sevebileceği tarz uygulamalar yüklüyorum. Bu uygulamaları bulurken biraz zorlandım ve o yüzden de belki işe yarar düşüncesiyle şimdiye kadar bizim hoşumuza gidenleri yazayım istedim.

Best Kids Songs
Bu uygulamayı açtığınızda ücretsiz birkaç şarkı geliyor karşınıza. Twinkle twinkle little star, old macdonald gibi. Şarkılar video klipli ve genelde dans eden bir kız veya hayvanlar oluyor. Eda dans eden kızın hareketlerini yaparak şarkıyı söylemeye çalışıyor. O yüzden en çok vakit geçirdiği uygulama bu diyebilirim. Tüm şarkılar ingilizce ve sözleri de altyazı olarak geliyor. Ücretli şarkılar da 6 TL civarında oluyor. “Today’s free gift” adı altında günlük ücretsiz şarkılar da geliyor zaman zaman.



Best Kids Stories
Aynı uygulamanın masal versiyonu. Ücretsiz yüklediğimiz masallar içinde “Hansel&Gratel” gibi cadılı hikayeler olmakla birlikte izlenebilecek güzel masallar var. Üstelik yine İngilizce olduğu için çocuk sadece çıkan görüntüleri izlemiş oluyor, bir yandan da İngilizceye karşı kulak dolgunluğu oluyor aslında.



Awesome Eats
Domates, brokoli, havuç gibi sebzeler yukarıdan düştükçe 3 bölme halindeki ekranda, sebzeleri aşağı inene kadar kendi bölmelerine yerleştirmeye çalışıyorsun. Gayet eğlenceli.



Pics Art for Kids
Çocukların hem çizim yapabileceği hem de  içinde bulunan çok sayıda resmi renklendirebileceği bir uygulama.



Kids Slide Puzzle
İsminden de anlaşıldığı gibi bu uygulamada yapboz işiyle uğraşılıyor. 8-9 parçadan oluşan puzzle yapımı kolay olsa da bu yaştaki minikler için başarma hissi veriyor. Böyle böyle 2000 parça puzzlelara geçecekler, öyle bir anda olmuyor.



Puzzingo
Bu da diğer puzzle uygulaması. Yalnız bir öncekinde parçaları sürükleyerek resmi oluşturan bir bütün yaratmaya çalışırken bu uygulamada parçaları doğru yerlerine yerleştirmeye çalışıyorsunuz. Çocuklar için oyuncakçılarda satılan ahşap yapbozlar gibi aynı.



Fruit for Kids
Ekranda resimleri gözüken çeşitli meyvelerin üzerine tıkladığında ingilizce adlarını söylüyor bu uygulama. Yalnız seslendirmeyi yapan abla baya aksanlı. Hiç ingilizce bilmeyen annemle, yolculuk esnasında Eda’ya açınca annem de Eda’ya eşlik edince komik anlar yaşandı. Özellikle watermelon’da :)



Princess Coloring
Aslında “coloring” diye arama yapınca peri boyamadan hayvan boyamaya türlü boyama uygulaması geliyor. Eda da bu tür şeyleri seviyor diye prenses olanından başladım yüklemeye.



Fun for toddlers
Bu da puzzingo benzeri fakat konular farklı tabi. Bunların tümü ücretsiz uygulamalar olduğu için seçenekleri arttırmak isterseniz kilitli olanları yine para ödeyerek açtırabiliyorsunuz. Dolayısıyla birkaç uygulama yükleyip seçenekleri arttırmak da mantıklı.



Şimdilik bunlarla haşır neşiriz. Aslında hepsini de baştan sona incelemişliğimiz yok ama vakit geçirmek hem de bir şeyler öğrenmek adına güzeller. Sizin de önereceğiz uygulama isimleri var mı?

Not: Bu aplikasyonların hem tablet hem de telefon (iphone/android) uygulamaları var sanırım. Telefonumda da yüklü bir çoğu oradan biliyorum.

HB

10 Aralık 2012 Pazartesi

Mickey Müzik Festivali


Dün Disney Live! Mickey Müzik Festivaline gittik Eda ile birlikte. Eda, Mickey Mouse ve arkadaşları ile Deniz Kızı dışında pek çok karakterden habersiz olduğu için biraz fransız kaldı showlara ama müzik olması onun eğlenmesi için yeterliydi. Görsel olarak şahaneydi gösteri. Son 15 dakika dışında Eda’nın dikkati sahnedeydi. Tek sorun “oraya gidicem, Mickey elimi tutsun benim” şeklindeki tutturmaları oldu. İdare etmek biraz yorucuydu ama güzel geçti yine de.

Mickey Mouse, Minnie Mouse, Donald Duck, Goofy ana karakterler olmakla birlikte Alaaddin ve Cini, Sebastian, Woody gibi pek çok Disney karakteri canlandırıldı çeşitli öyküler ve müziklerle. Kostümler ve danslar çok profesyoneldi. Çocukları da gösterinin içine kattılar zaman zaman. Eda, meteor yağmuruymuş gibi topları seyircilere fırlattıkları bölümü çok sevdi. Toplar bize gelecek diye baya heyecan yaptı.

Eğlence bir yana işin başka bir boyutu var aslında. Bu tarz etkinliklerde çocukların diretme huyunu kullanmalarına sinir oluyorum. Aynısını dün bu festivalde de gördüm. Daha kapıdan girer girmez bir sürü Mickeyli oyuncak, patlamış mısır, pamuk şekeri, ve benzeri şeyler sizi karşılıyor ve her seferinde de gözüne sokuluyor çocukların. Adım attığın yerde tezgahlar veya satıcılar karşına çıkıyor.  Çocuklar nasıl olsa aldırana kadar istemeye devam edecekler diye bir de uçuk fiyatlara satıyorlar. Evde 2 dakikada patlatacağım mısıra 20 TL vermek, zararlı diye yedirmediğim pamuk şekerini süslü püslü sunuyorlar diye bir sürü para ödemek çok sinir bozucuydu. Bu arada pamuk şekeri almadığım için bütün salonu ağlamasıyla inleten Eda, kapıda babasını görüp istediğini ondan alınca pek bir güzel oldu. Zalim anne, iyi baba!

Mickey gösterisi güzeldi de sonrası öyle devam etmedi. Gece uyumak istemedi, 12’den sonra ‘kulağım çok ağrıyoo’ diye ağladı ve 1’de zor bela sızıp gece boyunca ağlama nöbetlerine devam etti. Sabah doktora götürmek isteyince, ağrımıyor artık dedi. Şimdi telefonda sorduğumuzda yine ağrıdığını söylüyor. Bu akşam doktora göstermek şart oldu. Nereden çıktı, grip yok nezle yok, burnu açık. Anlamadım gitti. Kulak enfeksiyonu olmaması için dua ediyorum.

Pazartesi uykusuz, yorgun, endişeli başladı biraz böyle. Umarım devam eden günler güzel gelir.

HB


Not: Yazı fotoğrafsız pek bir kuru kaldı biliyorum ama asıl amacım video eklemek iken beni dakikalarca bekleten, akabinde de kitlenen internet explorer sayesinde malesef beceremedim. Denemelerim sürecek.

4 Aralık 2012 Salı

Master şefler


Bizim düzenli olarak buluşmaya çalıştığımız bir grubumuz var. Buluşma amacımız çocuklar aslında. 5 tane kız çocuğu ve hepsi de aynı yaştalar. Oyun grubumuzu kendimiz oluşturalım diyerek bu buluşmaların ilkini gerçekleştirmiştik. Kızlar henüz 1 yaşındaydı bu düşünce oluştuğunda ve o zamandan bu yana da ayda 1 buluşmaya çalışıyoruz. Kışın firelerimiz oluyor malesef hastalıklar araya girince. O yüzden kış sezonunda sıklaştırıyoruz görüşmeleri.

Eskiden kızların hepsi kendi halinde vakit geçirirlerken artık birarada oynamaya başladılar. Biz ebeveynlerse gelişimleri için sevinmek bir yana sırayla yemek yemekten kurtulup hep birlikte masaya oturabilme mertebesine ulaştığımız için mutluyuz. Sadece yemek yiyip muhabbet etmek, çocukları da ortaya salıp oyun oynamasını beklemek değil tabi amacımız. Bilinçli ebeveynleriz evelallah :p Ev sahibi kendi hazırladığı aktivitelerle çocuklara bir şeyler yaptırıyor. Mesela boyama yapılıyor hep birlikte ya da şarkılar söyleniyor.

Geçtiğimiz Pazar bizim evde toplandık. Ben faaliyet olarak çocuklara kurabiye yaptırmayı istiyordum. Şekilli kalıplarla ve süslerle belki eğlenebilirlerdi ama ilgilerini çekmek amacıyla bir de mutfak önlüğü hediye etmek istedim her birine.  Çocuklar için böyle bir şeyin nerede satıldığını bilemediğimden internette arayışa başladım. İnternet annesiyiz eveallah :) Sevgi hanıma denk geldim bu arama sonucunda. Tasarladığı ve diktiği önlüklerin sipariş üzerine satışını yapıyordu. Sitesinde gördüğüm her bir ürüne bayıldım. Model, renk ve kumaş seçimini yaptıktan sonra ürünleri hazırladı hızlı bir şekilde ve sağ olsun tam zamanında elime ulaştırdı. Eda Pazar gününü beklemeden test etti önlüğünü. Daha doğrusu kargo ulaşınca hemen açmış ve giydikten sonra da öğlen uykusu dahil üzerinden çıkartmamış.

Pazar günü minik aşçılara önlüklerini taktık. Hepsine de çok yakıştı. Yarın bir operasyon geçireceği için o gün gelemeyen Berramıza da sonradan gönderdik hediyesini. Kurabiye yapımı sırasında tahmin ettiğimden daha güzel vakit geçirdiler. Bir süre sonra sıkılırlar diye düşünmüştüm ama bitene kadar masada kalmayı başardılar. Başarı; çünkü ölçüyü pek tutturamamışım. 3 tepsi kurabiye çıktı :)

Onlar eğlendi, biz eğlendik...



Arkadaşları gelince sevinçten kuduran yavru kuşum ve güzel arkadaşları





HB

13 Kasım 2012 Salı

İlaç Niyetine Mesir Macunu

Eda’da dün sabahtan beri balgamlı öksürük var. Ara ara hapşuruyor da. Çok şükür ateş ve ağrısı olmadığı için ilaç vermedik. Doğal yöntemlerle hastalığı savmayı başarabiliriz umarım. Serum fizyolojikle burnunu açık tutmaya çalışıyoruz. Bir de bizim çocukluğumuzda yediğimiz çikolata tüplerinin şeklinde mesir macunu gördüm markette gezerken. Fayda bulur diyerek, hem de tüpten yemek ilgisini çeker belki diye aldım. Az bir şey de olsa tadına baktı. Kıvamı da güzel, yapış yapış değil. Daha akışkan. Çaylarına da ilave edebiliriz. Zira epeyce yararlı bir şey.



“Mesir mâcunu, 41 çeşit şifâlı nebât ve baharat karışımından yapılır. Bunların isimleri ve özellikleri şöyledir:

Anason: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır.

Çivit: Halk arasında kabakulak ve pnömorinde kullanılır. Çöpçün: Hemoroit ve egzamada kullanılır.

Çörekotu: Gaz söktürücü.

Dar-ı fülfül: Öksürük kesici ve bedeni ısıtıcı olarak kullanılır.

Hardal tohumu: İştah açıcı ve mîdeyi yatıştırıcı olarak kullanılır.

Havlıcan: Öksürük kesici ve ağız kokusunu gidericidir.

Hıyarşenbe: Müshil olarak kullanılmaktadır.

Hindistancevizi ve beşbase: Kaynatılmış suyu mîde ağrılarına iyi gelir.

Hindistançiçeği: Hazım kolaylaştırıcıdır.

Kakule: Lezzet verici, iştah açıcı.

Kalbarda: Mîde ağrılarına iyi gelir.

Karabiber: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.

Karanfil: Ağız kokusunu giderici, diş çürüklerinde ve diş ağrılarında kullanılır.

Kebabiye: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.

Kimyon: İştah açıcı, gaz söktürücü ve terletici olarak kullanılır.

Kırım tartar: Kaşıntılı deri hastalıklarında kullanılır.

Kişniş: Gaz söktürücü ve iştah açıcıdır.

Limon tuzu: Mâcunun fazla tatlı etkisini hafifletmek için kullanılır.

Ma-i leziz: Kalıcı tatlılık sağlar.

Meyan balı: Öksürük kesici, idrar arttırıcı olarak kullanılır.

Portakal kabuğu: Mîdeyi uyarıcı, koku verici olarak kullanılır.

Revan kökü: Laksatif ve hemoroit tedâvisinde kullanılır.

Safran: Çarpıntı giderici ve ferahlık verici.

Sakız: Mîdeyi rahatlatıcı ve nefes darlığında öksürük gidericidir.

Sarı halile: İştah kesici olarak kullanılır.

Sinameki: Müshil olarak kullanılır.

Şamlı ve şaşlı: Kadın hastalıklarına iyi gelir.

Şeker: Mâcunun kıvamını veren ve tatlandıran ana maddedir.

Resene: Mîde rahatlatıcı ve gaz söktürücü.

Tarçın: Kabızlığı ve karın ağrılarını giderir.

Tarçın çiçeği: Koku özelliği için kullanılır.

Teke mersini: Mâcun terkibinin daha değişik kokması için kullanılır.

Tiryak: İlk çağlardan beri her derde devâ olarak kullanılan muhtelif maddelerden meydana gelmiş bir terkiptir.

Ud-ül-kahar: Diş ağrısı ve diş nezlesine karşı kullanılır.

Vanilya: Uyarıcı, olarak bilinir.

Yeni bahar: Kuvvet verici olarak mâcunlara konulur.

Zencefil: Nefes darlığı, soğuk algınlığı ve astıma karşı kullanılır.

Zerde çöp: Kuvvet verici ve mîdeyi koruyucudur.

Zulumba: Mîde rahatsızlıklarında ve hemoroitte kullanılır.”




Dar-ı fülfül, havlıcan, karabiber, meyan balı şu ara tam da ihtiyacımız olan şey. Umarım ilaca gerek kalmadan atlatırız bu süreci.

HB

Popüler Yayınlar

Recent News