http-equiv='refresh'/>

12-18 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12-18 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2012 Pazartesi

Dünyanın en güzel şeylerinden; ama bir sonu olmalı

25 aralıkta kesin ve ani bir karar alarak Eda’nın anne sütü ile 17,5 ay süren macerasına son verdim. Dolayısıyla son 1 haftam biraz zor ve farklı geçti.


Önce nasıl karar verdiğimi anlatayım. Uzun süredir beslenmeden çok keyif amaçlı anne sütü alıyordu. Gündüz çalıştığım için geceleri ve uykuya geçmeden önce emiyordu. Uyumadan önce emmesi hoşuma gitmiyordu aslında; çünkü emme ile uykuyu ilişkilendirmesini istemiyordum. Bu ilişki kopmadığı sürece gece her uyandığında meme diye ağlamasını önleyemezdim. Sonra gece beslenmesini de bırakması iyi olacaktı artık. Gerçi anne sütü sindirimi bakımından diğer besinlerden farklıydı ama yine de uyku kalitesi bakımından da bırakmasını tercih ediyordum. Bu kararı kolay vermedim; çünkü ne olursa olsun anne sütü çok değerliydi, bebeğim için çok faydalıydı. Sadece birkaç damla bile içse onun için önemliydi. Enfeksiyonlara karşı en önemli savaşçılarındandı. 2 yaşına kadar, en azından bu kış geçene kadar emse iyi mi olurdu acaba? diye düşünürken uykuları öyle kötüleşti ki bronşiolit teşhisi konduktan sonra “bu hastalık bitsin kesin bıraktıracağım artık, hem hasta da oldu işte, emse de emmese de hasta olacak kaçış yok” diyerek bu yola girdim. 1 hafta oldu, şimdiden çok özledim o hallerini. Bakışlarını, sırıtmasını..
Neyse artık dönüş yok, verdiğim kararın da arkasındayım. 17 ay neyine yetmiyor...

İlk gece (Pazar gecesi) meme dedikçe konuyu değiştirip ilgisini çekecek şeyler anlattım. Gece de pek aklına gelmedi ve gayet güzel atlattık. İkinci gece de benzer şekilde. Kolay olacak galiba, boşa telaş etmiş,fazla büyütmüşüm bu konuyu diyerek ne kadar erken sevindiğimi anlayamadım o an. O sevinçle Salı akşamı senelerdir alkol almayışımın birazcık acısını çıkarmak için tekila bile içtim. Sen misin hem sevinip hem gece sık uyanan bir kızın olduğunu unutan! Eda o kadar çok uyandı ve o uyandıkça ben o kadar zor kalktım ki..Üstelik meme diye tutturdu kaç defa. Ama bir kere verirsem en başa hatta daha geriye gitmiş olacaktım. Yine unutturmaya çalıştım. Yetmediği yerlerde babası aldı, oyaladı bir şekilde. 3. gece zorluydu ama yine de geçti bir şekilde. O geceden bu yana 2-3 defa yine istiyor. Gündüz de açmak istiyor J “artık memeden acı süt geliyor. hem meme bebekler için,sen artık ablasın” gibi şeyler söylüyorum. Pek aldırmıyor tabi. 1 hafta oldu durumumuz hala bu. Ama sabırlı olmak lazım. Bir gün istemeyecek elbet.



Aktarlarda bebeklerin memeyi bırakması için satılan şeyler varmış. Sabır taşı benim bildiklerimden. Annem hatta aylar önce almıştı bana bir tane. Sürdükten sonra bebek bir daha emmek istemiyormuş. Saçla tiksindirenler, yara bantı yapıştırıp ‘meme yok’ diyenler, acı sürenler ve daha birçok metod var aslında. Ben tiksinmesini istemedim açıkçası. O yüzden uygulamadım ama umarım bu şekilde bırakır tamamıyla.

Bebeklerin 1 yaşına kadar anne sütü alması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle ilk 6 ay gelişimleri için çok önemli. 1 yıl emzirebilenleri şanslı buluyorum. Ne kadar emzirmeli sorusuna kendimce bulduğum cevap şöyle:

İlk aylarda emzirme:
Anneye verdiği keyif < bebeğe verdiği keyif (özellikle ilk günlerde anneye acı verebiliyor)

Sonraki aylarda emzirme:
Anneye verdiği keyif ~ bebeğe verdiği keyif

Bu noktada bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Yalnız bir şartla; bebek 1 yaşından büyükse.
Anneye psokolojik olarak verdiği zarar > bebeğe verdiği keyif




Anne ile bebek arasındaki bağ için çok muhteşem bir şey emzirmek. Anne sütü de miniklerimiz için çok kıymetli. Umarım Eda için ve tüm bebekler için faydası olmuştur sütlerimizin, bağışıklık sistemlerini güçlendirmiştir.
Ben sütümü helal ediyorum ama bu kadar da yeter diyorum J

İlk haftanın özeti böyle..Bakalım nasıl devam edeceğiz...

HB

12 Eylül 2011 Pazartesi

Eda’nın “en”leri

Eda’nın “en”leri

Bu post Eda’nın şu hallerini unutmamak, ileride demek 14 aylıkken bunlar varmış hayatımızda demek için yazılmaktadır. En başından belirtip “en”lere geçiş yapayım.

En taze dişi: aylardır altta duran 2 kesicinin sağında çıktı.
En sevdiği oyun: kutu kutu pense, ama bildiğimizden farklı oynananı.
En belirgin özelliği: yalnız kalmayışı. Eskiden de odada tek başına kalıp oynamazdı ama yanında biri olması yeterli geliyordu. Şimdi ise herkesi yanında istiyor. Sadece babası varsa anne diye ortalıkta beni arıyor, ya da tam tersi.
En yeni kelimesi: aslında anne. Daha önce bana adda diyordu. Artık bildiğimiz anne diyor.
En sevdiği öğün: Hiçbirini severek yemiyor, hep zorlamayla.. yine de meyve yerken nisbeten daha iştahlı.
En sevdiği abur cubur: çubuk kraker. En masum olanı aslında bakılırsa. Patates kızartması, çikolata gibi şeyler verince de hiç hayır demiyor. Uzak tutmaya çalışıyoruz.
En sevmediği şey: oturmak
En sevdiği oyuncağı: yok böyle bir şey. Hepsinden çok çabuk sıkılıyor. Dün aldığımız silinen tahta ile sadece 10 dakika oynadı.
En yeni huyu: ıh ıh diyerek bir şeyi kırk kere söyletmesi
En mutlu olduğu yer: çocuk parkı
En iç eriten hareketi: durup dururken hiç söylemeden gelip öpücük yapması



Pamuk kızım her gün bir şeyler öğrenirken bana da keyifle bunu izlemek ve bol bol not almak düşüyor. Sağlıklı, huzurlu günlere..

HB

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Yeni yaşın ilk kontrolü

Haftasonu 1 yaş aşılarımız yapıldı. Artık aşılar her zamankinden daha zor geçiyor. Çünkü her şeyden anlamaya başladı küçük hanım ve doktorun odasının dışında ona hünerlerini gösteren Eda, odasına geçtiğimizde donup kalıyor. Sanki eski günlerini hatırlıyor ve başına gelecekleri biliyor gibi. Hele ki arka tarafa geçip üzerini soyarken hiç vakit kaybetmeyip ağlamaya başlıyor. Aşıya gelene kadar zaten başlamış olan bu ağlama krizi aşı sırasında iyice iç sızlatıcı hale geliyor. Bundan sonra 2 yaşına kadar aşı yok diye sevinmelerim bu yüzdendi işte. Meğer 1 ay sonra yine su çiçeği aşısı için doktorumuza uğramamız gerekecekmiş. 1 ay sonra kısmetse tatilde olacağımız için eylül ayında.. Aşı için gitmeye razıyım, hastalık olmasın yeter ki..
Bu kez de doktora sorduğum soruları ve yanıtlarını yazıyorum. Belki ışık tutar okuyan birilerine.

·         Şu anda yememesi gereken, yasak bir şey kaldı mı? Akşamları uyumadan sadece süt içirmeye başlayabilir miyim?

Artık yasak bir şey yok. Omlet vs.yiyebilir kahvaltıda. Sütü seviyorsa yatmadan verebilirsin, tamamen Eda’ya kalmış.

·         Öğünlerin arasını biraz açmak mı gerekiyor? 3 saatte bir yemek biraz sık değil mi?

Yine Eda belirleyecek. Dayanabiliyorsa daha aralıklı yedirebilirsin. Az ama sık sık yemeye devam da edebilir. Yaşı büyüdüğünde de bu alışkanlığı devam ettirenler olabiliyor.

·         Demir takviyesine gerek var mı? En son 6 aylıkken kan tahlili yapıldı. Kansızlık 6.aydan sonra ortaya çıkıyormuş çoğunlukla. 1 yaşında tahlil yapılacak mı?

Gerekmediği sürece demir ilacı önermiyorum. Gelişimi normal olduğu sürece ve iştahı da iyiyse tahlil yapmaya gerek yok. 2 yaşında idrar ve kan tahlili yapılacak. Artık ACD vitaminini de bırakıyoruz, Omega şurubuna başlıyoruz.

·         Evde ayakkabı giydirmiyoruz, yalınayak geziyor. Uzun süre ayakkabısız yürümesinde sakınca var mı?

Dışarı çıktığında ortopedik ayakkabı giydiriyorsanız o zaten dengeleniyordur. Arada ayakkabı giyip ara sıra çıkarıyorsa bir şey olmaz. (gerçi çoğunluk ayakkabısız gezdiği için bizde pek dengelendiği söylenemez ama bu sıcakta da ayakkabı çekilmez ki....)


1 yaşındaki bir çocuğun normalde 10 kilo civarı olması bekleniyormuş. Bizimki biraz altında ama dert değil. Sağlığı yerinde olduğu müddetçe hiç dert değil.
Yavrularımıza sağlıklı günler...

HB

Popüler Yayınlar

Recent News