http-equiv='refresh'/>

18 Ekim 2012 Perşembe

Olur Öyle Arada

Keyifsizim şu ara, o yüzden bloga da yazmadım. Tabii yoğunluk da bir diğer sebep. Hem geçen hafta hem de dün İstanbul’a gittim işle alakalı. Toplantılarımız bittikten sonra biraz gezme fırsatımız oldu. Nişantaşı, Ortaköy ve İstiklal’e gittik 3 günün toplamında. Bir kez daha gördüm ki İstanbul muhteşem bir şehir ama biz insanlar onu çok güzel katletmişiz. Ayrıca trafik hakikaten çekilesi değil, ya da alışılması gereken bir olgu bu yoğun trafikte geçen saatler. Otelimize çok yakın olduğu için Cevahir’e gittik bir de. Hiçbir yerde bulamadığım ayakkabıyı orada bulurum belki umuduyla. Yok-yok-yok, koca alışveriş merkezinde hiçbir şey mi bulamaz insan! Artık eminim ki benim beğenme duygumu çekip almışlar. Platform topuklarla yürüyemediğim gibi pek de beğenmiyorum kendilerini. Babetler desen hep tokalı, fiyonklu, zımbalı. Moda olanı beğenemiyorum, yaşlandığımı mı gösterir bu bilemem. Moda olmayan da mağazalarda yok. Bütün dükkanlar tek tip adeta. Sinir bozucu.

İş güç fazla yoğun, 1 milyon satırlık excellerle çalışmak ve bu kadar datayla baş etmek zorunda kalan bilgisayarımın sürekli kitlenmesi, çalıştığım onca datayı çöpe atması de bir o kadar sinir bozucu. Bilgisayarımın “bırak bu işleri, git çocuğunla ilgilen, hayatın tadını çıkar biraz” içerikli kitlenme mesajları güzel de öyle kolay değil işte bunları yapmak. Aptal makine kafa ne anlarsın sen zaten!

Çocuk mu? Çok şükür sağlığı iyi ama şu ara arıza çıkarmada üstüne yok. Gece uyumak istemiyor, yatağında yatmak istemiyor. Genelde 7-8 saat süren ve deliksizi makbul olan uyku denen şey bizim hanede bambaşka tanımlara sahip. Gece uyanması bir şey değil, süt istemesi de. Ama öyle bir ağlayışı var ki komşularımız kesin yataklarından zıplıyordur. Dün İstanbul dönüşü öyle yorgunum ki saatler 10’u gösterince hemen yatağına yatırdım Eda’yı, içimden de n’olur uyusun hemen n’olur dualarını ediyorum. Tam tersine uykum yok diye ağlamaya başladı. Gözler uykulu, saat 10’u geçti nereye uykun yok küçük hanım? Benim güçlü kocaman kocam yetişti Allah’tan, sen uyu ben bakarım diye. Çekyatta uyumuşlar ikisi. Gece seslerini duyuyorum hep ama kafa kalkmıyor ki. Birkaç sefer de ben kalktım ağlama seanslarında. Bir Bahadır bir ben idare etmeye çalışıyoruz ama çok bitkin düştük. Nasıl düzelecek bu iş ben umudumu yitirmeye başladım. Halbuki bir ara nisbeten iyiydi. Uyuduktan sonra kitap bile okuyordum. Şimdi nerdeee, 10 da uyusa ben yatana kadar bile 2-3 kere uyanıyor.  

Öyle işte, biraz yorgunum, biraz keyifsiz. Yine de sağlık olsun diyor, bu sürecin geçici olmasını diliyoruz.

HB

3 yorum:

Adanın Annesi dedi ki...

evine hoşgeldin :)
yorucu günler zor, günlerin ardında ki günleri eski günlere getirmek daha da zor. bu kelimeleri yazmak bile zor oldu şuan bana da:)

Eda'ya üzüldüm. seni birkaç gündür görmediği için yapmış olabileceği geldi aklıma. geçicidir belki. yani inşallah

Süreyya dedi ki...

Rüya 38 ayını tamamladı bu uyku problemine çözüm bulamadım artık öğleden sonra uykusu da kalktı ama ağlamadan uykuya geçemiyoruz..Umarım siz kolay atlatırsınız :)

SadeAnne dedi ki...

Adanın Annesi, hoşbulduk :)
Dediğin sebeple yapıyor olabilir. Uzuuun süre yanındayım inşallah, bakalım bir şeyler değişecek mi.

Süreyya; annem de ısrarla öğlen uykusunu kaldır bak gece nasıl uyuyacak diyor ama ben ona da inanmıyorum. Çünkü haftasonları genelde uyumuyor öğlen ama gece yine aynı.

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Recent News