http-equiv='refresh'/>

20 Ekim 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-3 ve “Beslenme Uzmanından Çıkmış Hamile” gibi



Ye ekşiyi yap Ayşe’yi, ye tatlıyı yap Hakkı’yı. Benim şu an ekşi de tatlı da yemem yasak, ben ne yapıcam peki! Cuma günü beslenme uzmanına gittim. Bana yeme diyeceklerinden değil de ye diyeceklerinden korkarak gittim aslında. Mesela mutlaka süt içmelisin, ıspanak yemelisin, yumurtanın beyazı şart gibi gibi. Ye dedikleri evet hayli çok. Ama yeme dedikleri daha zorlayıcı. Altında yatan sebep de hamilelikte bebeğin kilo alışına yönelik beslenmek, benim kendim için kilo almamı engellemek. Rakamlarla ifade edersek benim kilomla (52) hamile kalan birinin toplamda 6-8 kg alması gerekiyormuş, hadi bilemediniz 10 kg. Aylara göre dağılımı da; ilk 3 ay hiç kilo alınmamalı sonraki aylarda da 1 kilo, son aylarda belki 1,5 kilo alındığında toplamda 8 kilo oluyor. Pekiii size bir matematik sorusu. Ben ilk 4 ayımda 3 kilo aldım bile. Benim kalan aylarda kaç kilo almam gerekir? Evet toplamda 6 kilo alınmalı cümlesini duyduğumda ağzımda bir şeyler olsa o öksürüklü sahne yaşanırdı ama sonradan anladım ki ben 52 kilo ile başlamış olabilirim ama toplamda 6 kilo zaten benim için imkansız. Ebru Şallı mıyım canım ben.

Gelelim beslenme programıma. Benim günlük harcadığım kalori bebek için yemem gerekenleri yediğimde doluyor. Yani bu demek ki ben günlük yumurtamı, peynirimi, yoğurtumu, cevizimi, etimi vs yediğimde geriye hiçbir hakkım kalmıyor. Diyetisyen aklımdan geçeni okumuş gibi (ama ben her gün taaa yemekhaneye yürüyorum ki yürüyüş de kaç kalori yakıyor sonuçta) 5 km tempolu yürüyüşün, benim metabolizmam için, sadece 175 kal yaktığını söyledi. Yani masa başı iş yapan ben aslında hiç de kalori harcamıyorum. Kısaca durum böyleyken tatlı ve hamurişi yemem yasak. Tatlının sütlüsü bile kurtarmıyor, örneğin 1 kase sütlaçta 370 kalori varmış. Benim yediğim profiterol, pasta, vb tatlıları soramadım bile. Hamurdan vazgeçmesi ise benim için en zor olanı. Bir de pilav, makarna konusu var ki sormayın. Günlük 6 dilim ekmek yemeliyim. (1 dilim ekmek=25 gram) 1 dilim ekmeğe karşılık gelen pilav sadece 3 kaşık. Program hamile bir bayan için biraz katı kısaca. Hamile olmam bile bunu bozmama izin vermemeliymiş. Abur cubura, pastalara, kızartmaya, pizzaya son mu yani??

Aş ermek hakkımız söke söke alırız!!


Tam da diyetimin başladığı gün yani Cuma akşamı Eda annemde kalmak isteyince Bahadır’ın da bara gidesi tuttu. Aylar hatta yıllar sonra nerden çıktıysa. Ee bara gitmişsin ortaya gelen çerezler, patlamış mısırlar yenilecek mecburen, işin adabı bu. Hem de o saatte. Diyette olduğuma inanmıyor musunuz? O gün o duyduklarım olmasa bütün hepsini ben yerdim, en azından miktarı azalttım. O da başarı değil mi, hadi biraz yüreklendirin ama. Sonra ertesi gün yeni açılan Beğendik Avm’den aldığımız tatlılar berbat çıktı diye ağzıma tatlı da sürmedim. Tek problem akşam Ayçaların getirdiği eklerden 1 tane yememdi. Tamam işte yine miktarı az. Dün yaptığım mercimekli köfte de kötü bir şey sayılmaz di mi? Sonuçta mercimekte protein var. Öyle gece yarıları dürüm aş ermiyorum, ya da kaşık kaşık nutella yemiyorum. Günde yediğim küçük parça bir çikolata bile yasaksa artık ne yapayım birkaç kilo fazla almak pahasına yerim canım çekerse.

Çok uzattım biliyorum ama son olarak 16.haftayı ayrı yazmak istedim. Haftaya cinsiyetin belli olacağını tahmin ediyoruz ve o nedenle bu fotoğrafı diğerlerinden ayırıyorum.

16. hafta

Cinsiyeti öğrenmeye çok az kaldı. Aslında doktorumun bir tahmini oldu ama kesinleşmeden paylaşmak istemiyorum. Hep söylüyorum ilk çocuk kız olunca ikincinin cinsiyeti için çok heyecanlanmıyorsun. Daha doğrusu evet çok merak ediyorum ama erkek olsa değişiklik olacak, kız olsa Edam için çok daha güzel. Dolayısıyla şu olsun diyemiyorum. Zaten en önemlisi sağlıklı olması. Yoksa hiç ama hiç önemli değil cinsiyeti.


HB

17 Ekim 2014 Cuma

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

Bir süredir elime kitap alamamaktan muzdarip durumdaydım. Hamileliğin getirdiği erken uyuma alışkanlığı bir yana yanlış kitap seçimleriydi belki de buna sebep. Bu halimi kıracak tek bir şey olabilirdi; bir Ahmet Ümit kitabı. Elimden bırakamama garantili. Şansıma kitaplıkla okunmamış bir kitabı vardı, son romanı. Yanılmamışım, bir çırpıda okundu bitti.

Roman alışık olduğumuz üzere bir cinayetle başlıyor ve suçlunun bulunması ile sona eriyor. Ancak diğer Ahmet Ümit kitaplarından farklı olarak öldürülen zat için pek üzülme duygusu belirmedi içimde. Tam tersi katil için daha çok içim buruldu. İpucu olarak algılamayın, kitabın ilerleyen sayfalarında şüpheliler hakkında görüşleriniz değişebilir.

Başkomiser Nevzat’ı her zaman Ahmet Ümit’in kendisi olarak canlandırırım gözümde. Zaten twitter hesabında kullandığı isim de bu kendisinin. Ancak romanın içinde bir de kendisine atıfta bulunduğu polisiye yazarı çıkınca bu sefer ne yapacağımı şaşırdım. Özellikle ikisinin karşılaştığı sahnelerde iki aynı insan konuşuyor gibi canlandı hep. Zeynep ve Ali’yi hala çok merak ediyorum. Acaba Başkomiserimin zihninde nasıl görünüyorlar…



“Biliyor musunuz Avrupa’da en çok alışveriş merkezi inşa edilen şehir burası. Peki çocuklarımızın nefes alabileceği kaç parkımız kaldı? Kaç yeni müze açıldı? Kaç yeni kültür merkezi? Bu, sadece bina yapımı değil Nevzat Bey, bir yaşam biçimi dayatması.”


Roman içinde çok bolca Gezi Direnişinden söz ediliyor. Polis Sami’nin geçtiği her sayfada Gezi’deki polisler gözümün önüne geldi. Fofo yengenin 6-7 Eylül olaylarından bahsettiği bölüm de çok etkileyiciydi. Karakterler arasında en çok Çilem ve Kader benim hafızama kazındı. Ve tabi tiner koklayan sokak çocukları Keto, Pirana ve Memo.

Beyoğlu’nun En Güzel Abisi’ni sevdim. Yine de favori Ahmet Ümit kitabım değişmedi, hala Patasana. Yeni kitabını merakla beklediğim yazarlardan olma özelliğini ise hala sürdürüyor.


HB

15 Ekim 2014 Çarşamba

Yurtiçi Kargo Gökkuşağı Şubesi Şiddetle Şikayet

Adamları kendi içlerindeki yetkili mercilerine şikayet ettim ama bir sonuç alabildim mi? Hayır. Ben de bloğuma şikayet edeyim ki herkes bilsin bu kargo şirketinin nasıl hizmet verdiğini ve müşterisine nasıl yaklaştığını dedim. Geçen hafta Bozcaada’da doğal mayalı ekmek yapan ve taze taze müşterilerine yollayan ancak siparişi sıraya alma, hazırlama ve gönderme süreci 3-4 ay gibi uzun olan sevgili Alishiro’dan güzel bir mesaj aldım. Ekmeklerim kargoya verilmişti. Aylar süren bekleyiş 2 gün sonra sona erecekti. Yurtiçi Kargo taş koymasaydı tabi. 6.gün sonunda kargom hala şubede bekletiliyordu. Sonunda Ali beyin de isteği ile paketi teslim almayıp geri göndermek zorundaydım. Tazeliğini yitirmişti çünkü. Her gün paketler dağıtıma çıkıyor, yetişmiyor, tekrar şubeye indiriliyor ve ertesi gün aynı döngüye giriyor. 6 gün değil 16 gün olsa belki de hala ekmeğimi bekliyor olacaktım. Yoğunluk bahaneleri de çok komik. Bayram nedeniyle böyle olmuş. Aras Kargo ve diğerlerine bayram uğramamış anlaşılan.

Neyse o öyle geri gitti. Ekmeğimin tekrar hazırlanıp gönderilmesini bekliyorum şimdi. Umarım Yurtiçi Kargo ile göndermezler. Çünkü aynı şeyleri yaşayacağım tescillenmiş oldu. Şöyle ki; bu vaka yaşanmadan yani ben paketimi beklerken internetten bir sipariş vermiştim. Çatlak kremi, şampuan vs.11 ekimde gönderilmiş. Bugün dağıtım yapan adamla görüştüm. Bugüne yetişmeyecekmiş. Tabi baya sinirlendim ve söylendim. Sadece 3 gündür ellerindeymiş, yetişmiyormuş ne yapabilirmiş. Genel Merkezlerini aradım, kesinlikle telefonla ulaşmak mümkün değil. Sitelerinden şikayet formu doldurdum, dönüş olmadı. Dağıtımı yapan Gökkuşağı Şube’yi aradım. Çıkan kıza yetkili kişi kim onunla görüşmek istiyorum diyorum. Dağıtımda kargonuz diyor. Algı sıfır. Yetkili isimin yaklaşımı ise daha da vahim. Çok yoğunlarmış, yetişemiyorlarmış, ne yapsınlarmış. İstediğim yere şikayet edebilirmişim. Adama bir küfür etmediğim kaldı ama hiçbir özür yok, hemen hallediyorum yaklaşımı yok. Tam tersi durum bu daha çok beklersin diyor. İçinde bozulacak bir ürün olsa peki sorusuna bile olabilir diye yanıt veren bir yetkili.

Yapılabilecek şeylerse, en garantisi Yurtiçi Kargo gördüğümde uzak durmak veya kargomu paşa paşa gidip şubeden almak. Ki bu da onların işine gelecek yöntem. Ayaklarına gelen müşteriler. Ne hoş değil mi!?!


HB

Sia

Yazıda bahsedeceğim arkadaşı yeni keşfettim. Sesine bayıldım. Aç müziği bütün gün çalsın sıkılmazsın o kadar güzel. Radyoda çok fazla çalan şarkısıyla başlıyorum ki siz de hemen anlayın kimden bahsettiğimi. Sesi Rihanna’ya benzediği için ben tipini de çok farklı hayal etmişim, video klibini izlediğimde epeyce şaşırdım. Sesi harika, tipi de düzgün olsa şimdiye yüz kere tanınmıştı sanıyorum. Ekşi sözlükte okuduğum bir yoruma çok güldüm, tipini Kaya Çilingiroğlu’na benzetmişler. O kadar da değil ama değişik işte.
Bu arada Rihanna özentisi diye düşünmeyin, bu abla çok daha eski. Ayrıca Rihanna’nın seslendirdiği Diamonds şarkısını da kendisi yazmış. Bu şekilde başkalarına yazdığı şarkılar varmış bir sürü.


Ses güzel olduğu için şarkılarının hepsi de çok güzel ama ben kendi çapımda best of yapıp birkaç tanesini sizlerle paylaşıyorum.  

13 Ekim 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-2

Sanki 5 yıldır bir yerlerde saklanan hamileler bir anda ortalığa bırakılmış gibi. Ne yana baksam hamile görüyorum. Benim de artık dışarıdan hamile olduğum anlaşılıyor. Eda yavrum hariç herkes biliyor. Ona da söyleyeceğim inşallah az kaldı. Aslında daha bekleyebilirdim ama görüştüğümüz kişiler pot kırar diye korkuyorum her seferinde. Nitekim kıranlar da oluyor. “Eda kardeşin oluyormuş” diyen oldu mesela. Ben de cinsiyet belli olunca söylemeye karar verdim.

Hafta hafta çektiğim fotoğraflar ve çok sıkmaması adına haftalık kısa özetlerle sizi başbaşa bırakıyorum.




13. hafta

Beslenme konusu… Her gün evden işe kahvaltı, sonra atıştırmak için ceviz ve fındık, 2 öğünlük meyve taşıyorum. İlk hamileliğe göre daha özensizim beslenme konusunda. Abur cubur yiyorum mesela, kahve de içiyorum. Ama kahvesi az, sütü bol olarak. Beslenme biçimimden emin olmadığım için 17 ekime diyetisyen randevusu aldım. Kilolar da aldı başını gidiyor, 15.hafta bitti 3 kilo geldi bile. Ama derdim kilolar değil, yeterli beslenme.



14. hafta

Bayramda annemlerin yanına gittik. Ziyaretimizi yaparken diğer yandan bol bol gezdik tabi. Bu haftanın tek konsepti deniz. Elimde kurban etlerini tutup poz vermeyi düşünmedim değil ama pek mantıklı gelmedi. Eda ve Kağan bol bol kudurdu, bahçede koşturdu, top oynadı. Anneleri de yapma, koşma, terleme demekle meşguldü. Güzel oldu hem çocuklar hem bizim için. Çocuklu tatil yorgunluk demek zaten. Hele 2 çocuklusu nasıl tahmin bile edemiyorum.



15. hafta

Bizim minik, elma kadarmış bu hafta. Oysa göbeğim kavun büyüklüğünde. 2 hafta sonra doktor kontrolüm var. 4’lü tarama yapılacak. Son kontrolümde çikolata yiyip gittim, o nedenle acaip hareketliydi. Sürekli geriniyordu çok komik bir şekilde. Uykudan mı uyandı artık bilmiyorum.

Artık eski pantolonlarımla tamamen vedalaştım. 1 tane kot pantolon aldım Gebe’den. Öncekinden kalma 1 kot, 1 kumaş pantolon, 1 hamile taytı da daha önce verdiğim arkadaşımdan geri gelmedi ama önemli değil. Elimdekiler yetecek gibi. Zaten elbiseler de var. Bir de üstüne canım arkadaşım Burcu kendi hamileliğinden kalan kıyafetlerden getirmiş bana bir sürü. Kıyafet sıkıntım olmayacak. Eskilerden 1 yıl uzak kaldıktan sonra yeni almış gibi seviniyorum onları tekrar giyebildiğim gün. Gardrobum şimdiden değişti.

Geçenlerde benimle dalga geçtiler. Göbeğimi kaşırken görmüşler. Eee gerildi zavallı derim nasıl kaşınmasın. Önlem olarak nemlendirme amaçlı krem kullanmaya başlayacağım. Hamileliğe özel aldığım tek krem bu olacak.



HB

2 Ekim 2014 Perşembe

Peynirli-otlu Kiş

Kendi yemeklerini öven biri değilim ben aslında ama bu tarifimi gerçekten çok sevdim. Sırf hamur olmayışını sevdim bir kere. Üstelik peynir yoğun tarifler her zaman favorimdir. Hamur yoğurmak da gözünüzde büyümesin. Çok kolay ve hızlı şekle giren bir hamuru var. Basitliğine rağmen bu kadar lezzetli olmasına şaşırdım.
Misafirlerim ne yazık ki soğuk yediler. Bense tüm gün mutfakta uğraşırken yemek yemeyi unuttuğum için pişer pişmez bir parça kestim kendime ve sıcacıkken tadına bakma fırsatı buldum. Mutlaka evinizde denemelisiniz.



Hamur malzemeleri:

1 yumurta sarısı
2 kahve fincanı yoğurt
1 kahve fincanı zeytinyağı
Yarım yemek kaşığı tereyağ
Bir tutam tuz
1 paket kabartma tozu
Yarım çay kaşığı karbonat
5 kahve fincanı un

Iç malzemeleri:

Beyaz peynir ve kaşar peyniri rendesi (hamurun içini dolduracak kadar)
Yarım bardak dereotu
Yarım bardak kadar maydanoz
Taze biberiye
100 gram krema
1 yumurta


Hamur malzemelerinin tamamını karıştırıp yağlanmış tepsiye kenarlarını yükselterek yaydım. Beyaz peynir rendesi, kaşar rendesi ile maydanoz ve dereotunu karıştırdım. Ayrıca çırptığım yumurta ve kremayı peynir karışımına ilave ettim. Hamurun içine bu karışımı döktüm. Üzerini birkaç dal biberiye ile süsledim. Misafirlerin sevmeme ihtimaline karşı biberiyeyi az tuttum.
180 derece fırında yarım saat pişirdim. Nefis.




Kurabiye Canavarı

Cumartesi günü misafirim vardı. Biraz takıntılıyım. Evime gelen misafire pastaneden çıkmış ikramlar sunmayı sevmem. Çatkapı gelmiyorsa kendim hazırlık yapmayı tercih ederim yani. Ve yine huyumdur her seferinde yeni tarifler denemeyi severim. Öyle olunca da hiçbir tarifi ezberleyemem. Annem mesela kek dendiğinde tarifi hazırdır ezbere sayar. Bana kek yapalım dense nutellalı mı cevizli mi tahinli mi önce seçmeye çalışırım ve tabi hemen tarif defterime koşarım. Farklı tatları seviyorum.
Cumartesi dubleanne Gülin ailesiyle birlikte misafirimdi. Onlar için hazırladığım tariflerden kurabiye ve peynirli-otlu kiş tarifini paylaşacağım. Hem sağlıklı, hem pratik, hem de lezzetli oldukları için blog okuyucuları da yararlansın istedim.

Reçel Dolgulu Kurabiye



-125 gr tereyağ
-1 çay bardağı pudra şekeri
-1 yumurta
-2 bardak un
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-1 paket vanilya
-1 su bardağı dövülmüş fındık
-Reçel


Oda sıcaklığında bulunan tereyağı ile şekeri karıştırdım (mikser veya çırpıcı ile) Yumurta sarısını ilave edip çırpmaya devam ettim. Vanilya, un ve kabartma tozunu ilave ettim. Bu noktadan sonra çırpıcıyı bırakıp elde yoğurmaya geçtim. Bu malzemelerle yumuşak kıvamda bir hamur elde ediliyor. Kısa bir süre buzdolabında dinlendirdim. Ardından hamuru kurabiyeye dönüştürme sırası geldi. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarladım ve ortasında boşluk oluşması için parmağımla bastırdım. Sonra üst kısmını yumurta akına ve fındık içine batırdım. Bu şekilde 17 tane kurabiye çıktı. Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında pişirdim. Yalnız fırında pişerken arada bir kontrol gerekiyor. Ortalarındaki boşluk kabarıp kapanacak gibi olduğunda küçük bir müdahale ile tekrar ortalarını çukurlaştırdım. Altları kızarıp fırından çıktıklarında soğumaya bıraktım. Soğuduğunda kendi yaptığım çilek reçeliyle ortalarını doldurdum.

Bu tarifi bulduğum site: http://www.pelinchef.com/ Harika tariflerin devamı için ziyaret etmelisiniz.



Popüler Yayınlar

Recent News