http-equiv='refresh'/>

to do list etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
to do list etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2012 Pazartesi

Ağrı eşiğini yükseltmece

Kaç zamandır yirmilik dişimden çekiyorum. Ağrısı dayanılmayacak gibi değil ama geçmeyen bir ağrı. Sonsuza kadar süreceğini düşünmeye başladığımda artık diş hekimi olan kuzenimin yanına gidip gösterdim. Röntgen filmi çekildi ve diş gömülü olduğu için cerrahi müdahale gerekir dendi. Tabii iltihap da yaptığı için antibiyotik verildi, kullanıp bir çene cerrahına gidecektim. İlacı kullandım kullanmasına ama biraz ihmal biraz korku doktora gidemedim. Normalde iğneden korkmayan ben dişe yapılan iğneden korkuyordum. Daha fenası hiç diş çektirmediğim için asıl onun korkusu büyüktü. Üstelik gömülü bir diş. Antibiyotik süresince ağrım azaldı ve sonrasında yine normal ağrısına döndü. Baktım kaçış yok. Düzgün dişleri de bozmaktan ve acımaktan başka bir işe yaramayacak bu dişi çektirmeye karar verdim.
Tavsiye üzerine bir çene cerrahından randevu aldım, Cumartesi gününe. Planları buna göre yapmışken Cuma klinikten aradılar. Doktorun Cumartesi gelecek hastası randevuyu iptal etmiş. Cuma beni alabilirlermiş istersem. Bir an önce kurtulmak için kabul ettim hemen ve atladım arabaya. Yine röntgen çekildi, dişin çıkma ihtimalinin olmadığı, yanındaki dişi de çürüttüğü ve kökü ona bitişik olduğu için de çekim sırasında biraz zorlayabileceği söylendi. Ama öyle bir doktora gittim ki şeker gibi. İşinin ehli olduğunu daha başında anlıyorsunuz. İğne korktuğum kadar değilmiş, koldan yapılan iğneden farksız. Diş çekimi de aynı şekilde. Zaten anestezinin etkisiyle hiçbir şey hissetmedim. Doktor şimdi çekmeye başlıyorum dediğinde peki kesmeyecek misiniz önce diye sordum. “Kestik bile” dedi. Kökü sağlam bir dişe denk geldiğimiz için çekerken biraz zorlansa da süre olarak sadece 5 dakika sürdü.
1 tanesinden kurtulduk böylece. Kaldı geriye diğer taraftaki henüz çıkmayan gömülü diş ile üstte çıkıp çürüyen 2 yirmilik diş. Ne dayanıksız şu yirmilikler!
Uyuşukluk geçtikçe ağrı başladı tabi ve gece epeyce ağrılı geçti ama şu anda gayet iyiyim. Dikişler de alınınca ilk dişin sayfasını kapatacağız.




Cumartesi gününü boşalttık ya hemen bir şeylerle doldurmam lazımdı. Uzun zamandır dilimde olan dövme isteği artık muhabbet olarak sıkıntı vermişti. Yaptırıp bundan da kurtulmak lazımdı. Geçenlerde “risk alamam, alerjisi olan birine asla dövme yapmam” diye beni kapı dışarı eden dövmeciden sonra hevesim yerle bir olsa da pes etmeyip İstanbul’a gittiğimde Caddebostan’da birkaç dövme stüdyosuna gidip bu konuyu sordum. Hepsi de “öyle bir şey yok” dedi. Böylece adamın kısacık bir Eda yazmak için uğraşmak istemediğini bir kez daha anlamış oldum. Bir de biz çoluk çombalak gidince bir afalladı herhalde. Neyse, Bursa’da başka birini buldum. Minik bir stüdyoda çalışıyor ama gayet hijyenik. Kullandığı iğneler olsun boya olsun tüm malzemeler tek kullanımlık. Kendisi de çok efendi ve yıllardır bu işi yapıyormuş, işinin ustası. Alerji konusunda daha önce aynı endişeyle gelenler olduğunu,minik bir noktada denediklerini ama hiçbirinde problem çıkmadığını söyledi. Ben de bir cesaret denemeden direkt yaptırdım. Umarım alerjim yoktur. Acı kısmına gelince; hiç ama hiç acımadı. Hep sinek ısırığını örnek verirler ya, ondan bile azdı. Zaten dövmeyi yapan Tahir Beyin söylediği gibi yaptıranlar değil yaptırmayanlar çok acıdığını söylüyor. Hakkaten düşündüğümde çok acıyor diyen olmadığını, hep çok acıyormuş dediklerini duyduğumu farkettim.
Kalbimin her noktasında ismi yazan kızım artık bileğimde de benimle. Çok sevdim, umarım büyüdüğünde onun da hoşuna gider. Yanına kelebek,böcek,hiçbir şey yaptırmadım. Çünkü ileriki yıllarda çok da estetik durmayabilir.

Ufak tefek de olsa ağrı eşiğimizi test ettiğimiz bir haftasonu oldu. Ama yeniden farkettim ki doğum yapmış kadınların buna pek ihtiyacı yok. Yeterince yukarılarda...
HB

12 Temmuz 2011 Salı

Kelebek mi melek mi

Senelerdir dövme yaptırmayı istiyorum. Daha doğrusu dövmeyi çok seviyorum ama yaptırmayı ciddi ciddi düşünmemiştim hiç. Acıdan korktuğumdan değil de vücutta kalıcı değişiklik yapıp sonra pişman olursam diye..

Çok çok heveslendiğim dönemler hint kınasıyla idare ettim. Hint kınası yaptırdıkça dövmeye daha çok meraklandım. Kına sadece birkaç gün dayanıyor ve silinirken çok çirkin bir görüntüsü oluyor şekli bozulduğu için. Dövme ise çok estetik duruyor. Yaptırmaya da en nihayetinde karar vermiş bulunuyorum. Eda sayesinde..Bileğimde eda yazacak. Bu fikir çok hoşuma gitti, daha da heveslendim. Çünkü öyle çok sevdiğim bir söz veya şekilden ziyade kızımın ismini görmek daha sevimli ve anlamlı geldi.

İkinci olursa ne yapacaksın diyenler oluyor bu düşüncemi paylaştığımda. Olsun da düşünürüz diyorum. Üstelik kız olursa yapılacak şey çok kolay.. Eda’nın ismi son ana kadar Derin olacaktı. Kız olduğunu öğrendiğimiz andan itibaren Derin olarak seslendik, herkes de öyle yaptı. Son haftalarında vazgeçtik bir anda. Derin olmayacağı kesindi, peki ne koyacaktık adını? Eda, Bahadır’ın büyük anneannesinin ismi. Beğendiğimiz bir isimdi, bizim için önemliydi de..O nedenle pamuk Eda oldu. Diğer seçenek ise Bade idi. Eğer ikinci çocuk olursa, cinsiyeti de kız olursa, ismi de Bade olursa dövmenin başına bir B ekletirim, olur Bade ama aynı zamanda Eda..Neyse, cümleden görüldüğü gibi bunun için çok fazla olasılık var. Bir gün hepsi gerçek olursa o vakit düşünülür.

Şu anda önemli olan caymadan bu dövmeyi yaptırmam. Caymaya fırsat bırakmadan hemen gidip yaptırma şansım olsa keşke ama emzirirken yaptırmayı önermiyor dövme stüdyoları dahi. Doktora sorsam eminim o da öyle söyleyecektir. Eda emmeyi bıraktığında ilk işim şarap içmek, ikincisi de bu olacak.
Eda yazdıracağım kesin de yanına hoşuma giden minik bir figür yaptırsam mı o konuda kararsızım henüz. Kelebek bu konsepte en çok yakışanlardan bence. Bana huzuru ve özgürlüğü anlatıyor. Doğadaki renklerin güzelliğini gösteriyor. Eda benim hayatımın rengi, neşe kaynağım. O yüzden kelebeği yakıştırıyorum isminin yanına. Kanatları kapalı kelebek..

Benim aklımı karıştıran bir de melek figürü var ki o da masumiyeti, koruyuculuğu ifade ediyor bana. Eda benim minik meleğim. Ayrıca meleğin biblolarını, çerçevelerini, melek baskılı kıyafetleri bu kadar seviyorken dövmesi de hoşuma gider muhtemelen. Eda emmeye devam ededursun ben de seçim yapayım bu aradaki sürede. Sonra geriye stüdyoya gidip elimi uzatmak kalacak. Acısına katlanmak bir de..ama doğum yapmış biriyim artık, ondan mı korkacağım J

B Beğendiğim birkaç model



tabii ki ayıcık olmadan :)

eda ise ikisinden biri olacak..

eda
eda


HB

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Ruhumuzu müzikle besleyelim

Eda ne işin yaparsa yapsın mutlaka sanatla uğraşsın istiyorum. Doğru yönlendirme ve biraz istekle mümkün aslında, neden olmasın ki? Mutlaka profesyonel olacak diye bir şey yok. Sadece hobi olarak bile olsa bir enstrüman çalması çok önemli. Keman virtüözü olsa da mutluluktan uçmam değil hani. Bence işini severek yapmanın yolu sanatla uğraşmaktan geçiyor. Bir tiyatrocu, ressam bilmiyorum ki işini sevmeden yapsın.
Mutlaka müzik olacak değil, sanatın her dalı güzel ama diğer beceriler biraz daha büyüdükçe ortaya çıkıyor. Müzik için ise daha erken yaşlarda biraz temelleri oluşturmak gerekiyor.
Korupark’ta açılan Kids studio bu anlamda çok güzel bir aktivite programı sunuyor. Programları 0-5 yaşa hitap ediyor; müzik temellerinin oluşumu için en önemli yaşlar. “Kindermusic” adını verdikleri müzik ve hareket programı ile çocuklara ritim duygusu kazanma, yaratıcılık,dans etme, kendi yaşıtlarıyla aynı ortamda bulunarak sosyalleşme,sesleri taklit etme, enstrümanlarla tanışma gibi olanaklar sağlayarak gelişimlerine katkıda bulunuyor.

-Bu alanda lisanslı uzman eğitmenler
-Her yaş sınıfına göre bölünmüş gruplar
-Yaşa göre seçilen programlar ve müzik türleri
-Ücretsiz deneme sınıfları

Bu maddeler Kids studio’yu öne çıkardı; ancak işletme sahibi ile görüştüğümde bizim yaş grubumuzun haftaiçi faaliyet gösterdiğini öğrendim. Ne yazık ki bizim mesai saatlerimiz içinde.

Bu dönem için kendi arkadaşlarımız arasında buna benzer bir aktivite planladık. Her hafta Eda’nın yaşıtı olan 4-5 arkadaş ile buluşup enstrüman çalmaya ve müzik dinlemeye karar verdik. Her seferinde farklı bir konseptimiz olacak. Aramızda bu konuda uzman biri yok ve amacımız sadece müzikle biraz olsun haşır neşir hale getirmek çocukları. Bakalım başarılı olabilecek miyiz..
pia pia piano :)


HB

20 Nisan 2011 Çarşamba

Yapılacaklardan bir liste –bakalım ne kadarı tamamlanacak

1.İlk iş yediğim abur cubur-tatlı miktarını azaltmam gerek. Tamamen vazgeçmeme imkan yok,o yüzden azaltsam bana yeter.
2.Cuma günü Eda’nın doktor muayenesi var. Aklımdaki bütün soruları not edip sormam gerek.
3.Bu haftasonu artık kışlıkları kaldırıp yazlıkları çıkarmam gerek. Havalar hala kış gibi olduğu için bu maddede biraz tereddüt ediyorum. Yine de haftasonuna doğru ısınacağı ümidiyle listeme ekledim. Takvime göre 20 nisanda olabiliriz ama hava durumuna göre ocakta gibiyiz.
4.Otokoltuğu almamız gerek ve tabii Eda’yı içinde oturtmaya alıştırmak..Kucakta yolculuk yapması çok tehlikeli.
5.Pazartesi gününden itibaren Eda’yı annemlere götürmeye başlamalıyız. Hem kalabalığı seviyor, hem de annem kendi evinde sıkılmamış olacak.
6.Fotoğraf makinasında aktarılmayı bekleyen bir sürü fotoğraf var, bilgisayara aktarıp içlerinden seçtiklerimi bastırmalıyım.
7.Alışverişi biraz hayatımdan uzak tutmalıyım.Özellikle de hızlı bir şekilde hayatımıza giren internetten alışverişi..
8.Mayısta başlatacağım spor hayatımda istikrarlı olmalıyım.
9.Her ne kadar bırakmaya çok meyilli olsa da ne yapıp edip kızımı 1 yaşına kadar emzirmem gerek.
10.Daha anlayışlı ve sabırlı olmalıyım. Her şeye söylenmekten vazgeçmem gerek.

Popüler Yayınlar

Recent News