Kaç zamandır yirmilik dişimden çekiyorum. Ağrısı dayanılmayacak gibi değil ama geçmeyen bir ağrı. Sonsuza kadar süreceğini düşünmeye başladığımda artık diş hekimi olan kuzenimin yanına gidip gösterdim. Röntgen filmi çekildi ve diş gömülü olduğu için cerrahi müdahale gerekir dendi. Tabii iltihap da yaptığı için antibiyotik verildi, kullanıp bir çene cerrahına gidecektim. İlacı kullandım kullanmasına ama biraz ihmal biraz korku doktora gidemedim. Normalde iğneden korkmayan ben dişe yapılan iğneden korkuyordum. Daha fenası hiç diş çektirmediğim için asıl onun korkusu büyüktü. Üstelik gömülü bir diş. Antibiyotik süresince ağrım azaldı ve sonrasında yine normal ağrısına döndü. Baktım kaçış yok. Düzgün dişleri de bozmaktan ve acımaktan başka bir işe yaramayacak bu dişi çektirmeye karar verdim.
Tavsiye üzerine bir çene cerrahından randevu aldım, Cumartesi gününe. Planları buna göre yapmışken Cuma klinikten aradılar. Doktorun Cumartesi gelecek hastası randevuyu iptal etmiş. Cuma beni alabilirlermiş istersem. Bir an önce kurtulmak için kabul ettim hemen ve atladım arabaya. Yine röntgen çekildi, dişin çıkma ihtimalinin olmadığı, yanındaki dişi de çürüttüğü ve kökü ona bitişik olduğu için de çekim sırasında biraz zorlayabileceği söylendi. Ama öyle bir doktora gittim ki şeker gibi. İşinin ehli olduğunu daha başında anlıyorsunuz. İğne korktuğum kadar değilmiş, koldan yapılan iğneden farksız. Diş çekimi de aynı şekilde. Zaten anestezinin etkisiyle hiçbir şey hissetmedim. Doktor şimdi çekmeye başlıyorum dediğinde peki kesmeyecek misiniz önce diye sordum. “Kestik bile” dedi. Kökü sağlam bir dişe denk geldiğimiz için çekerken biraz zorlansa da süre olarak sadece 5 dakika sürdü.
1 tanesinden kurtulduk böylece. Kaldı geriye diğer taraftaki henüz çıkmayan gömülü diş ile üstte çıkıp çürüyen 2 yirmilik diş. Ne dayanıksız şu yirmilikler!
Uyuşukluk geçtikçe ağrı başladı tabi ve gece epeyce ağrılı geçti ama şu anda gayet iyiyim. Dikişler de alınınca ilk dişin sayfasını kapatacağız.
Cumartesi gününü boşalttık ya hemen bir şeylerle doldurmam lazımdı. Uzun zamandır dilimde olan dövme isteği artık muhabbet olarak sıkıntı vermişti. Yaptırıp bundan da kurtulmak lazımdı. Geçenlerde “risk alamam, alerjisi olan birine asla dövme yapmam” diye beni kapı dışarı eden dövmeciden sonra hevesim yerle bir olsa da pes etmeyip İstanbul’a gittiğimde Caddebostan’da birkaç dövme stüdyosuna gidip bu konuyu sordum. Hepsi de “öyle bir şey yok” dedi. Böylece adamın kısacık bir Eda yazmak için uğraşmak istemediğini bir kez daha anlamış oldum. Bir de biz çoluk çombalak gidince bir afalladı herhalde. Neyse, Bursa’da başka birini buldum. Minik bir stüdyoda çalışıyor ama gayet hijyenik. Kullandığı iğneler olsun boya olsun tüm malzemeler tek kullanımlık. Kendisi de çok efendi ve yıllardır bu işi yapıyormuş, işinin ustası. Alerji konusunda daha önce aynı endişeyle gelenler olduğunu,minik bir noktada denediklerini ama hiçbirinde problem çıkmadığını söyledi. Ben de bir cesaret denemeden direkt yaptırdım. Umarım alerjim yoktur. Acı kısmına gelince; hiç ama hiç acımadı. Hep sinek ısırığını örnek verirler ya, ondan bile azdı. Zaten dövmeyi yapan Tahir Beyin söylediği gibi yaptıranlar değil yaptırmayanlar çok acıdığını söylüyor. Hakkaten düşündüğümde çok acıyor diyen olmadığını, hep çok acıyormuş dediklerini duyduğumu farkettim.
Kalbimin her noktasında ismi yazan kızım artık bileğimde de benimle. Çok sevdim, umarım büyüdüğünde onun da hoşuna gider. Yanına kelebek,böcek,hiçbir şey yaptırmadım. Çünkü ileriki yıllarda çok da estetik durmayabilir.
Ufak tefek de olsa ağrı eşiğimizi test ettiğimiz bir haftasonu oldu. Ama yeniden farkettim ki doğum yapmış kadınların buna pek ihtiyacı yok. Yeterince yukarılarda...
HB


