http-equiv='refresh'/>

doğumgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğumgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2015 Pazartesi

Doğumgünü İşleri

Cumartesi günü Eda’nın okul arkadaşlarından birinin doğum günü partisi vardı. Konsept olarak daha önce katılmadığımız türden bir parti oldu. Bir oyun evinde yapıldı. İlk katı zıpzıpların, top havuzlarının, kaydırakların olduğu bir oyun alanından oluşuyordu. İkinci katta ise masalar vardı, anne-babalar burada oturdu. İçeriye adım atar atmaz Eda arkadaşlarının yanına, oyun alanına attı kendini. Daha önce 2-3 kez böyle bir parka gittiği için yasakları delmenin memnuniyeti vardı. 2 kez nasıl girdi derseniz benim olmadığım bir an babasını kandırmış tabi ki. Neden izin vermediğimi merak ediyorsanız da tabi ki hastalıklar yüzünden. Buraların layığı ile temizlendiğini düşünmüyorum. Top havuzlarından 6.hastalık, el ayak hastalığı gibi virütik hastalıklar bulaştığını da çok duydum. Bir sebebi de bu parklarda çocuklar delicesine koşturuyor ve terliyor. Sonra da teri üzerinde kuruyor ve hasta oluyorlar. Rahat bir anne olamayışım yüzünden Eda’ya izin yoktu kısaca. Doğumgününe giderken de çok tembihledim ama tüm arkadaşları burada olunca kalkıp anne-babalarla oturacak hali yoktu elbette. Mecburen girdi. Ama bu sefer benim öngöremeyişim, oyun parkının zemini çok soğuktu (görevli ablaların ayağında patik vardı) ve çocuklar çorapla içeri girdiklerinden ayaklarının üşümüş olma ihtimali çok yüksek. Hazırlıklı davranıp patik götürebilirmişim.



Doğum gününden çıktıktan sonra arabada ilk cümlesi “ben de böyle bir doğum günü partisi yapmak istiyorum” oldu. Ben de tamam, arkadaşlarını davet edeceğin bir kutlama yaparız ama konsepti böyle olmaz. Ben dans edebileceğiniz, yarışmalar yapabileceğiniz, velilerin de çocuklarla birarada olduğu bir doğum günü düzenlerim sana dedim. Hem yaza yapacağımız için dışarıda da yapabiliriz diye ekledim. Ama o illa böyle oyun parklı istiyormuş. İkna etmek için sürem çok neyse ki. Doğum günü mekanları, oyunlar ve yarışmalarla ilgili önerileriniz varsa bekliyorum…


HB

23 Aralık 2014 Salı

Sen de eskidin be 2014

2014 yılının son günlerini yaşıyoruz. 2014 benim için iş anlamında yoğundu. İş dışında ailemle güzel günler yaşadığım ve keyifle hatırlayacağım günler getirdi. Temmuzdan sonra ailemizin yeni üyesi minicik kızımız da bizimleydi.



OCAK

Geçen kış da havalar çok soğuk değildi, kar bile yağmadı doğru dürüst. Yine güzel bir havayı fırsat bilip kendimizi parka atmışız ocak ayında.



ŞUBAT

Şubatta baba-kız aşkını fotoğraflamışım hep. Çok seviyorum onları, aralarındaki ilişkiyi, birbirlerine duydukları aşkı…




MART

Anne-kız aşkı eksik mi kalsın yani. Bizim de aramızda büyük bir sevgi var bi kere! Eda’nın saçlarını küt kestirmiştik 2013’ün sonunda. Ben de ondan özenmiş kısaltmışım. Hatta şimdi fotoğraflara bakarken yine özendim, kısacık kestiresim geldi.



NİSAN

Annemler gelmişti nisanda. Tüm aile bir aradayız ne güzel.



MAYIS

Okullar kapanmadan, mayıs sonunda Eda’nın doğumgünü kutlandı sınıf arkadaşlarıyla birlikte. Yaz aylarında doğan çocukların kaderi bu, hiçbir zaman kendi doğumgününde kutlayamayacak.



HAZİRAN

Hava biraz ısındı, biz hemen kendimizi Assos ve Ayvalık’a attık. Cunda’da Minelerle karşılaşıp güzel bir akşam yemeği yemiştik.



TEMMUZ

Temmuz bizim kutlu doğum ayımız. Nikah yıldönümümüz de temmuzda. Bu sene Yunanistan’a gittik ve çekirdek aile olarak çok güzel bir tatil yaptık. Islak saçlarla poz verdik bol bol, kendimizi denizden çıkarabildiğimiz zamanlarda tabi…Hamile olmama rağmen enerjim yerindeymiş demek o zamanlar. Sonra Bodrum’a geçtiğimizde çok kalamadım oysa denizde. Tam zamanında gitmişiz Tasos’a.



AĞUSTOS

Bodrum’da da küçük hanım denizden çıkmadı. Hatta çok kısa mesafe de olsa yüzmeyi öğrendiği için daha da bir heveslendi. Su kurbağası oldu çıktı ağustosta.



EYLÜL

Eylülü yakışıklı kocama armağan ediyorum. Hamilelik günlüklerimden heveslenmiş olmalı ki benim köşeme geçip poz vermiş. Aynaya bakıp bakıp “çok yaşlandım” dese de ben hiç öyle olmadığını tekrar söylemek istiyorum. Ee biraz yaşlandık tabi de o kadar olur, kocaman kızımız var.



EKİM

Bayram ziyaretlerinin birinde Bodrum Kalesi fonu ile bu fotoğrafı çekmişiz.



KASIM

Kasımda Nilüfer’deki Çocuk Kütüphanesini keşfettik. Sonrasında Eda Misi Köyündeki minik parka koştu hemen. Park olsun ona yeter. Saatlerce sallanıp kaydıraktan kayabilir.



ARALIK

Geldik takvimin sonuna. Bugüne bugün tam 6 aylık hamileyim. 2015 o sebeple çok önemli olacak. Umarım kızımızı sağlıklı bir şekilde bize getirir. Sağlığımızın ve huzurumuzun yerinde, sevdiklerimizin yanımızda olduğu bir yıl olsun, dileğim bu.


HB

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Onbir ayın kıymetlisi

Temmuz bizim ayımız! Yüksel annem tüm çocuklarını temmuz ayında dünyaya getirmeyi başarmış. Bununla da kalmamış, çocuklarından biri yine temmuz doğumlu biriyle evlenmiş ve hatta kızını da illa temmuzda doğacak şekilde hesaplama yapmış. Yok canım, o kadar da değil. Tesadüfi tüm bunlar. 2-14-27 temmuz bizim için önemli kısaca. Aralıkları da makul bırakılmış ki hiçbiri arada kaynamasın.



En önemlisi 14 temmuz tabiki. Geçtiğimiz Pazar yavrucumun doğumgünüydü. “3 yaşım bitti” dedi soranlara. Büyüdüğünü anladım ben o gün kızımın. Nasıl, anlatayım.
Öncelikle sabah 6’da uyandığı halde öğlen uykusu uyumamasından anladım. Ve artık kabul ettim öğlen uykusunun bizim için bittiğini. En azından haftasonları.



Bir de saçını örmek istediğimde kabul edip uzuuun bir süre örmeme müsade etmesi var ki “tamam artık süsü için her şeye tahammül ediyor, büyümüş bu kız” dedirtti bana.
Tamam hala sabahın köründe pamuk prenses kıyafetimi giyicem ben diye tutturabiliyor..
Herhangi bir konu için olana kadar diretebiliyor..
Gece uykusunda süt isteyip vermeyen inat annesine karşı uzun süre ağlayabiliyor...

Ama olsun benim kızım 1 yaş daha büyüdü. Sağlıklı, hayırlı, güzel, uzun bir ömrü olsun inşallah. Tek dileğim.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Yollar bizimdir

Eda’nın yeni bebeği ile tanıştırayım sizi. Erkekler için yeni araba ne ise çocuklar için de bisiklet işte o. Eda’nın ilk bisikleti değil bu; ama önceki bebek işiydi. Hani arkadan tutularak gezdirilenlerden. Pek keyif vermiyordu. Dedesi söz vermişti, doğumgünü için yeni bisiklet alınacaktı ama o tarihe kadar beklemektense şimdiden alıp doya doya sürmesi daha mantıklı gelmişti. Cumartesi günü Eda bisikletine kavuştu. Üzerinden inmediği gibi eve girerken de tekerleklerini sildirip içeri alıyor! Tabi o kadarcık alanda sürmesi mümkün değil. Bu sefer de evcilik gibi bir şey oynuyor. Önündeki sepete ve arkasındaki kutuya bebeklerini, oyuncaklarını doldurup kendince bir şeyler oynuyor. Sokakta ise tutabilene aşkolsun, peşinden koşarken kilo kaybetmek mümkün.




Evdeki parkur


Eda’nın dedesi, yani benim babam varya torununa şimdiden böyle güzel bisikletler alırken kendi öz kızına aynısını yapmadı biliyor musunuz? İçimde ukte kalmış bir şeyi tam da konusu açılmışken anlatmasam olmaz. Yıl 93 veya 94, yeni taşındığımız sokaktaki çocuklarla bir güzel kaynaşmışım. Sürekli sokaktayız, oyun peşinde. Toprak sokağımıza asfalt döküldüğü gün bizim tayfanın asla unutamayacağı bir gündür herhalde. Bisikletler çıktı yerinden ve diğer sokaklardan bile çocuklar gelip bisikletleriyle donattılar bizim orayı. Herkeste bianchi. Benimki ise minik tekerlekli bir bisiklet. Kalitesine laf yok ama asla hayalimdeki gibi değil. Babamdan bisiklet almasını istediğimde almadı. Kız çocuğuna bisiklete ne gerek var dedi hem de! Tamamen bahane bulmuş demek ki, asla bu mantıkta değillerdir çünkü. O zamane çocuğu kendisine hayır dendiğinde tutturur mu! Ah babacım ah, şimdi torununa alırsın tabi...Bahadır’ın da bisikletle ilgili bir hikayesi var. Onların da bir pinokyosu varmış ve abi-kardeş koltuk yeri en en yükseğe gelene kadar aynı bisikleti kullanmışlar. Palyaço gibi, ayaklar en yukarıdan pedalları çevirirken nasıl komiklerdi kimbilir. Sonra mahalledeki herkes dağ bisikletine geçmeye başlayınca abimle birlikte pankartlar hazırlayıp grev yapmışlar evde. “Bisiklet almazsanız yemek yemeyiz”, “okula gitmeyiz” gibi.. Ve babam dayanamamış, bir bisiklet almış. İşte kardeş dayanışması. Ben nasıl ikna edecektim tek başıma babamı!
Neyse, ben doyasıya süremedim şimdi kızım binsin benim yerime de bol bol inşallah.

Son durum: Sabah bisiklet bagaja konup anneanneye gitti ve Eda daha gözlerini zor açarken bisikletin çıktığını görünce sokağın ilk sakinlerinden biri olarak turlarına başladı.

HB

27 Temmuz 2012 Cuma

Temmuz Kapanışı

Temmuz bizim ailede doğumgünü ile eş anlamlıdır. 2 temmuzda benimle başlar, 14 temmuzda Eda ile sürer, 17 temmuzda kardeşimiz Gökhan, 27 temmuzda Bahadır ve 28 temmuzda Fatih abim ile son bulur. Temmuz bizim aile tarafından kapatılmıştır yani. Soyadı bizimle aynı olan kişinin temmuzda doğma zorunluluğu vardır. Evlenilecek kız veya erkek hangi ayda doğmuştur diye bakılır önce. İlk kriter budur. Her gününde, bugün kimin doğumgünüydü diye bir düşünmemize sebep olan aydır Temmuz. Çünkü doğumgünleri ailemizle de sınırlı değildir. Arkadaşlarımızdan da bu ayda doğan çok kişi vardır.



Bugün kocacığımın doğum günü. Biz böyle günlerde hediyeleşmeyi pek sevmeyiz. Alışkanlık edinmedik belki bilmiyorum. Doğumgünlerini hediyesiz geçeriz. Kandırıldım mı yoksa ben yahu? Yok yok, hediye dediğin ne ki. İstediğim bir şey olursa hiç hayır demiyor kocam zaten. Yanlış tanımayın siz onu. Neyse işte hediye almasam da onu sevindirecek minik minik şeyler yapmadan duramam. Tanışmamızdan bu yana çektirdiğimiz fotoğraflardan oluşan bir slayt hazırladım. Sonuna doğru bu fotoğraflara Eda eklendi. Güzel de bir müzik seçtim. Bugün seyrettiğinde çok mutlu oldu. En güzel hediye sevildiğini hissettirmek sanırım. Eşyalar o anlık mutlu ediyor, birkaç gün sonra yüzüne bile bakılmıyor çoğu zaman.

26 temmuz, yani dün de bizim evlilik yıldönümümüzdü. Ne bereketli ay değil mi :) 4 yılı devirdik birlikte. Daha nicelerine inşallah. Aslında bizim düğünümüz 3 ağustosta oldu, nikahımız bu tarihteydi. Hangisini yıldönümü saymalı bilemediğimizden, öyle çok cafcaflı kutlamalar da yapmadığımızdan ikisini de söylüyoruz. Hep açıklama gerektiren şeylerim vardır zaten. -Erkek Lisesinde okudum. -Nasıl olur, orada sırf erkek yok mu? -Hangi üniversiteden mezunsun? -Ankara. -Ankara da hangi üniversitesi. -Ankara Üniversitesi işte. Bu tip şeylerim çoktur.

Bu ayın önemine geri dönersek; biz ailece 1 yaş daha yaşlandık. Bu yıl da bitti, 1 sene rahatız şimdi inşallah. Aile olmak, birlikte yaşlanmak o kadar güzel ki yaşlanmanın kötü anlamını unutturuyor. Bu yıl ve her yıl tuttuğum dilek aynı benim. Aileme, sevdiklerime, bana sağlık ve huzur.

HB

14 Temmuz 2011 Perşembe

İyi ki doğdun Eda!!

Tam 1 sene önce şu saatlerde yaşadığım hisleri ve şaşkınlığı unutmak imkansız benim için. 1 saatlik anneydim. Şimdi tam 1 senelik. Ama hala acemi, hala öğrenecek çok şeyi olan, her gün kızıyla bir şeyler öğrenen bir anne.
Edanın ilk yaş günüyle ilgili bir yazı yazmıştım. Bu sefer gecikmeli bir doğum hikayesi anlatma niyetindeyim. 1 yıl içinde unuttuklarımı hariç tutarak...



Haziran bu senekinden daha kavurucu olduğu için 35. haftam bitince daha fazla dayanamayıp doğum iznine ayrıldım. Evde serin serin oturmak, kitap okumak, bol bol uyumak, bir daha televizyonla pek ilişki kuramayacağımı biliyormuş gibi bolca televizyon seyretmek, karnımdaki minik mucizenin heyecanını yaşamaktan başka bir işim yoktu. Evimize yeni taşındığımız için misafirlerimiz oluyordu. Akşamları da onlarla vakit geçiriyorduk. Doğuma 10 gün kala eşimin kardeşi Gökhan geldi bize ziyarete. Doğumdan sonra yaşanacak kalabalık ve telaşeye kalmamak için erken gelip bizi görmek istemişti. Döneceği gün benim doktor kontrolüm vardı, 39.haftam bittiğinde..Annemle sıcağın alnında hastaneye gittik. Yine standart hale gelen NST ve ultrasonla kontrol..Ama bu sefer farklı olarak doktorum suyumun azaldığını, ertesi sabah hastaneye yatış yapmam gerektiğini söyledi. Öncesinde hiç doğum tarihi konuşulmadığı için ani oldu bizim için. Gökhan, amcasını görecek illa bu kız diyerek biletini erteletti. Kayınvalidemler hemen ertesi sabah yola çıkacak şekilde planlarını yaptı. Ben de evde son hazırlıklarımı yaptım ve hayrettir ki o kadar heyecanlı olmama rağmen güzel bir uyku çektim. Son deliksiz uykumu J
Ertesi sabah erkenden hastaneye gittik eşimle, saat 7 de oradaydık. Annem çoktan gelmiş bizi bekliyordu. Odama yerleştik hemen. Hala sancım olmadığı için ve ben öncelikle normal doğumu denemek istediğimden suni sancı verilmeye başlandı doktorum muayene ettikten sonra. Suni sancıların dozu git gide arttırılıyordu ama ne bir açılma, ne de doğumu başlatan bir şeyler vardı. Bu arada kayınvalidemler de geldi. Hepimiz beklemedeydik. Benim normal doğum olacak başka türlüsünü istemem gibi bir düşüncem olmadığından en başından beri normal olur inşallah ama sezeryana da karşı değilim. Hangisi iyi olacaksa o olsun diye düşündüm hep. Suni sancıların gidişatı sezaryene doğru götürüyordu süreci. Daha önemlisi doktorum da benimle aynı fikirdeydi. Sonuçta ben gerekli formaları doldurduktan ve anestezi uzmanının yaptığı bilgilendirmelerden sonra öğlen ameliyata alındım. Gayet neşeli bir ekip, doktorumun gayet espirili ve sevecen tavırları, hiç acı vermeyen katater takılma işlemi, benim ameliyat masasına yatırılmam,bacaklarımı hiç hissetmemem, önüme perde çekilmesi, eşimin ameliyathaneye alınması, onun fena olması, anestezi uzmanının ameliyatın her esnasında beni neler yapıldığıyla ilgili bilgilendirmesi, mıncıklanma hissi, bol bol mıncıklanma hissi derkeeeeen ilk defa duyduğum bir ses, ilk defa gördüğüm minicik ama çok minik, pembe bir bebek. Bu hikaye buraya yazılmasa, kimseye anlatılmasa, yıllar geçse bile unutulmayacak bir an işte o an. 9 ay boyunca o konuşuldu, onun için alışverişler yapıldı, o beklendi hep. Ama hiç tahmin edemediğim bir duyguyla geldi benim minik kızım. Bu kadar güzel olduğunu düşünememişim. Bu kadar güzel koktuğunu.. ağlamamak mümkün müydü? Hala gözlerim doluyor hatırladıkça..O an benim hayatımın başkalaştığı andır, hayatımın renklendiği andır, benim tamamlandığım andır. 13:41 14 temmuz 2010 Çarşamba.

Mutlu seneler, uzun bir ömür seni bekliyor olsun küçük mucizem. Seni her şeyden çok seviyorum.

HB

7 Temmuz 2011 Perşembe

2010 Temmuzdan bugüne..

Eda haftaya bugün, 14 temmuzda 1 yaşını dolduruyor. Her yeni aya girerken yaptıklarını yazmaya çalıştım; özellikle son birkaç aydır. Bunu yaptığım iyi oldu çünkü yenileri geldikçe hepsi çok çabuk unutuluyor. 1 sene çok kısa bir süre gibi ama bir bebeğin büyüdüğünü görmek için de aslında bir o kadar uzun. Onun hayatı bizimki gibi sıradan, tekdüze değil henüz. Her gün yeni bir şeyler öğrenme, keşfetme peşinde. Onun o hallerini izlemek de biz annelerin en büyük keyfi. Onunla birlikte öğrenmek, araştırmak, paylaşmak, hep onu konuşmak..Hayat onun üzerine kurulu artık. Saatler ona göre ayarlı. Gidilen yere onun mama saatini, uykusunu düşünmeden gidemezsiniz artık. Kendinize ayırdığınız zaman pek olmaz ya hadi olursa da ona zaman ayırmak varken şimdi ben niye buradayım diye kendinizi yer durursunuz. Alışverişe çıkarsınız, elinizdeki poşetlerin çoğunda ona ait şeyler olur; kıyafet, mama, ıslak mendil..Yeni bir kelime söylediğinde, anne diyemeyip ‘adda’ diye size seslendiğinde, yürümeye çalışıp birkaç adım attığında dert tasa kalmaz, mutluluktan uçarsınız. Görmediğiniz her dakika aklınız onda özler durursunuz.

İşte son 1 yılımız böyle geçti bizim. Geçen sene bu zamanları düşünüyorum da..Ne kadar sessizdi evimiz, ne kadar boştu. Şimdi kızım ile canlandı, neşelendi.
Maşallah hiçbir zaman mızmız bir bebek olmadı benim pamuğum ama aynı şekilde uslu da sayılmazdı. Her zaman ilgi isteyen, odada yalnız bırakılmayı kabul etmeyen, kalabalıktan hoşlanan, hiç yerinde durmayan (özellikle son zamanlarda HİÇ) bir bebek Eda. İlk aylarda emmeyi istemediği için üzüyordu beni. 1 yaşına kadar emzirmeyi çok istiyordum oysa. O direndikçe ben de inat ettim ve sonunda da galip geldim sanırım. Sadece geceleri de olsa emme maratonumuz devam ediyor şimdilik.
Bu ara azı dişlerinin verdiği sıkıntıyla uğraşıyoruz. Üstten dört, alttan iki tane olmak üzere çıkan ilk altı dişimiz de epey zorlamıştı; fakat azılar diğerlerine ek olarak ateş ve iştahsızlık da yaptı. Şu sıralar bir huysuzluk hali hakim. İşin kötüsü yarın akşam İstanbul’a yolcuyuz, haftasonu düğün için karşıya geçmemiz gerekiyor. Yolculuğa bayılan kızım bu huysuzluk halleri içinde eminim durumdan çok hoşnut olacak. Bahsettiğim gibi Eda saatleri içinde de olmayacak düğünümüz, uyku saatinde dışarıda ve gürültülü yerde olduğu için uyumak istemeyecek. İlk tatil deneyimimizden sonra şimdi de ilk düğünü tecrübe edeceğiz Eda ile.  

14 temmuzda aile arasında pasta keserek kutlayacağız doğum gününü. Haftaiçi başka bir gün de müzik grubundaki (!) arkadaşlarıyla..Anı kalması için doğumdan bu yana çektiğim fotoğraflardan oluşan bir slayt hazırladım. Bilgisayarımda her fotoğraf tarihe göre, Eda’nın kaç aylık olduğuna göre klase edildiği için slaytı hazırlarken de fotoğrafları sıralamak kolay oldu. Fon müziğimiz “can’t take my eyes of you”. Hem anı kalsın, yakınlara cd olarak vereyim, hem de arkadaşları doğum günü için geldiğinde açayım istedim. Başka bir aktivite düşünmüyorum ilk yaş günüyle alakalı. Zaten daha bir şeyden anlamıyor. Şimdiden mum üfleme hazırlıkları yapıyor olsa da...



Küçük kızım, hayatımın rengi hep ama hep mutlu olsun; hayat onun için hep sağlıklı günler, huzur, başarı versin; çevresinde hep sevdiği insanlar, bir sürü hayat dolu,hayırlı arkadaşlar olsun. Yaşayacağı uzun ve sağlıklı bir hayat için her zaman dua ediyorum. Eda benim kızım olduğu için, sıhhatli bir bebek olarak doğduğu için, onunla yaşadığımız her gün için çok şükrediyorum.

HB

27 Nisan 2011 Çarşamba

İyi ki doğdun Eceee

9 nisanda ilk doğumgünü partimize gittik. Eda’nın en yakın arkadaşlarından Ece’nin 1. yaş gününü kutlamak için. Aslında 3 nisan doğumlu ama o hafta akraba kutlaması olduğu için bir hafta sonra da arkadaşlarıyla kutlama yapıldı. Ece ile kızımın arkadaşlığı çok önceye dayanıyor. Ne kadar önce olabilir ki denmesin. Onlar daha anne karnındayken sık sık bir araya geldiler. Ece’nin annesi ile aynı şirkette çalışıyoruz. İkimiz de aynı dönemde hamileydik, kızların arasında 3,5 ay var sadece. İki hamile arkadaş ne yapar? Tabii ki sürekli bebek muhabbeti. “Bebek arabasını nasıl aldın, odasını nereden aldın, acaba buhar makinesi de almak gerekir mi, süt pompasını elektrikli mi almalı, kilolar aldı başını gidiyor, hastanenin doğum kursunda neler anlatıldı öyle, bebek bakımı çok zor” sorular, endişeler,heyecanlar..Ne çok şey paylaştık. Hamilelik çok zevkli bir dönem, hele ki çevrende senin gibi hamile biri varsa daha da zevkli oluyor. Aynı şeyleri yaşayan birinin daha olduğunu bilmek rahatlatıyor insanı. Bu,çocuk doğduktan sonra da geçerli.
Herkesi şaşırtan bir doğum hikayesi oldu arkadaşımın. Ece, beklenenden tam bir ay önce hem de babası yurtdışındayken geldi. Aceleci prenses öyle karar vermişti. Hastaneye görmeye gittiğimizde minicikti, emmeyi öğrenememişti daha, hemşireler uğraşıyor, o ağlıyordu. O kadar güzeldi ki, ben de hemen kızıma kavuşmak istemiştim bu güzelliği görünce. O tarihten 3,5 ay sonra kızım dünyaya geldi. Bu sefer Ece gelmişti hastaneye ziyarete, hem de kocaman bir kızdı artık. Eda o kadar minikti ki Ece gözümüze kocaman görünmüştü. Her görüşmemizde aynı şey oluyordu. 3,5 ay ne kadar belirgin bir değişimi getiriyor bu yaşlarda..
Ece artık 1 yaşını doldurdu. Çok güzel bir günde doğumgününü kutladık arkadaşları olarak. Umarım minik kuzunun nice nice mutlu, sağlıklı seneleri olur. Ailesi, sevdikleri, arkadaşlarıyla birlikte çok güzel günleri olsun Ecemin. Sırada benim kızım var, mumları üflemesine az kaldı :)

HB

                                                          
                                                   ana kız pek güzeller maşallah

Popüler Yayınlar

Recent News