http-equiv='refresh'/>

hamilelik günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2015 Cuma

Son Düzlük

Doğum iznine ayrılınca sanki blog yazmak da işimmiş de işgörmezlik raporu yüzünden ona da ara vermişim gibi oldu. O kadar az oturuyorum ki. Doktorum beni öyle bir moda soktu ki bırakın ayakta kalmayı oturduğum zamanlar bile sınırlı. Öyle olunca bilgisayar başına da geçemiyorum tabi.
Doğuma tahmini 2 hafta kaldı. Bebeğin başı o kadar aşağıda ki anca 2 hafta kalır yorumunda bulundu doktorum. Yine de temennimiz kalabildiği kadar anne karnında durması. İlk doğum sezaryendi. SSVD yaygınlaştı ancak ben normal doğuma ihtimal vermiyorum. Bebeğin duruşu çok müsait olmasına rağmen ben buna hiç hazır değilim. Kilo alımı fazla, 20 kilo aldım toplamda. Buna sebep olan hareketsizlik de normal doğumu zorlaştıran bir faktör. Ayrıca hamileliğimin çok başında başlayan bacak, kasık ağrıları yüzünden adım atarken bile zorlanıyorum.
Evde hayat nasıl geçiyor? Bahadır önce Eda’yı okula, sonra beni anneme bırakıyor. Onunla hazırlıklar yapıyoruz zaman zaman. Hastane odası ve sonrasında gelecek olan misafirlerimiz için bu hazırlıklar. Geçen hafta İkea’ya ve bebeğin ihtiyaçları için alışverişe gitmiştik. İkea’da gezerken yakında koltuk var mı bir soluklanayım diye bakmaktan düzgünce gezemedim bile.
Doktorum 36.haftayı devirdiğim için sık sık kontrole çağırıyor. Kontrol günlerinde Eda’yı okula ben bırakıyorum ve şu günlerde araba kullanmak da beni zorlamaya başladığı için başka bir çözüm mü bulsam diye düşünüyorum.

3.trimester tespitleri

-Uyku daha bebek gelmeden beni unut sen artık mesajları veriyor. Gece bir taraftan diğer tarafa dönmek ne zor! Sırt üstü yatmak ise imkansız. Üzerinize 20 kilo ağırlık koysalar nasıl nefes alırdınız? Ben o durumdayım şu an.
-Yere bir şey mi düşürdüysen yandın! Ki eskiden olmadığı kadar çok yapıyorum bunu ve eğilip almak kabus gibi. Yukarı uzanmak da zor tabi. Her şey benim boyumda olsa keşke.
-Yollarımız ne kadar berbat! Her yer yama, her yer çukur. Zıp zıp seyahat etmek zorunda kalıyorsunuz.
-Hastane gibi belli başlı yerlere tıpkı engelli otoparkı gibi hamile otoparkı yapmaları gerekiyor. Hastaneye gittiğimde arabayı öyle uzağa park etmek zorunda kalıyorum ki NST’ye girdiğimde nefes nefese oluyorum. Normalde hamileler için yürüyüş iyidir tabi bu yüzden kimse düşünmemiş olabilir ama her gebelik bir değil. Hele son aylarda uzun yürüyüşler hepsi için zor olmalı.
-2.çocuk geldiğinde ev halkını zor günler beklediğinin farkındayım. Ancak ev halkı dışındaki insanlar bu süreci sinir bozan sorularıyla daha da zorlaştırıyor. Şimdiden anladım bunu. Bu soruları soranlara karşı kalp kırmamayı umuyorum.

“Kıskanacak mısın kardeşini?”
“Sen kendini sevdirmezsen ben de kardeşini severim.”
“Sen artık ablasın, yakışıyor mu sana”
“Kardeşine bakıyor musun?”

Bakalım nasıl baş edeceğiz tüm bunlarla. Benden haberler böyle.  Miniğimizin sağlıkla aramıza katılması şu ara en büyük dileğimiz. Hamileliğin hep zor yanlarını anlattım ama her kadın aynı olmadığı gibi her hamilelik de aynı değil. Diğer yandan belki de son kez bu mucizeyi yaşıyorum ve onun her kıpırtısıyla kalbimde şimdiden kocaman sevgisini hissedebiliyorum. Mis yüzünü görmek de nasip olsun.


HB

9 Şubat 2015 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-9


30. hafta

Bu haftanın sonunda evimiz misafirlerimizle şenlendi. Birkaç haftalığına da olsa annemler geldi. Onlarla birlikte Buket ablamlar ve Gökhan da haftasonu bizdeydi. Kalabalık güzeldir, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın. Keşke ben de biraz daha enerjik ve dinamik olabilsem ama 3’lü haftalarla birlikte iyice zorlaştı işim. 10 cm topuklu ayakkabıyla yürüyen bir kadından bile yavaş yürüyorum. Son 2 haftam, sonra evde yatış kısmetse.



31. hafta

Haftanın ilk gününde yemekhaneye yürüdüm. Ertesi gün bir panik, bir endişe. Günlükler 31. haftada bitecek diye ödüm koptu. Bebeğin sadece başı hareket ediyor sanki ve kanala girmeye çalışıyor gibi bir his. O gün işe gittim ama hiç yerimden kalkmadım desem yeridir. Magnezyum ve bol su ile toparladık çok şükür. Akşam eve gittiğimde de hemen yatağıma uzandım. İyice idrak etmiş oldum ki ben yürümemeliyim. İkea’ya gidip kızımız için bir şeyler almamız lazım. Hadi birçok şeyi internetten hallediyorum ama geri kalanları muhtemelen Bahadır gidip bensiz alacak. Hele İkea’nın içinde yorulmamak imkansız.

Hastaneye gelen misafirlere küçük hediyeler hazırlamak istiyorum. Etiketinden paketlemesine kadar her şeyine kendi elim değsin istiyorum. O nedenle hazır sipariş etmek yerine gerekli tüm malzemeleri alıyorum. İnşallah doğum iznine çıktığımda bunlarla meşgul olabilirim.



32. hafta

Yere düşürdüğüm çöpleri eğilip alamadığım için ufak bir çocuğun mama sandalyesinin altı gibiyse masam,
Öğlen yemeklerinde artık arkadaşlarıma ne aldırsam da sağlıklı beslensem diye düşünmekten gına geldiyse,
Etrafım burnunu silenlerle, aksıranlarla doluysa,
Ofisimiz 26 derece olduğundan yaz hamileliğini bana aratmıyorsa,
32.hafta da resmen bittiyse artık hakkımdır işgörmemek benim.

Yasal doğum iznim başladı. Doktorumun kararı yanısıra kendim de bu tarihte ayrılmayı istiyordum. Sonrasında ücretsiz izinlerle bir şekilde işbaşı tarihini öteleyeceğime göre önden çıkıp dinlenmek en iyisi. Bebeğim sağlıkla gelsin de niyetim en az 5 aylık olana kadar onunla kalmak. Bu da en erken ağustos sonunda işe döneceğim anlamına geliyor. Misssss. Geçici de olsa bir süreliğine işlerden uzak kalma fikri nasıl iyi geliyor. Gerçi ne kadar uzak kalınır bilinmez. Suni sancı sırasında ofisten bir iş sormak için aradıklarını da unutmuş değilim. Hayırlısı artık.


HB

22 Ocak 2015 Perşembe

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-8



27. hafta

Zorlu parkura geldik. Aslında bu sefer çok daha erken girdim zorlu kısma. Doktorun bebek aşağıda demesiyle birlikte günlük rutinim tamamen değişti. 27.hafta yılbaşı tatiline denk geldi, 2 gün de rapor aldım dinlenmek umuduyla. Ancak Eda da hastalanınca dinlenmek bir hayal oldu. Bu riskli durum beni psikolojik olarak da etkiledi. Örneğin mutfakta yemek yaparken bile kendimi suçlu hissediyorum. Hep dinlenmeliymişim, dikkat etmeliymişim gibi geliyor. Nitekim öyle de olmalı aslında. Çünkü zaman zaman kasılmalar hissediyorum. Başı aşağıda olduğu için baskı da çok fazla. Azıcık yürüsem yoruluyorum. Günlük 4000 adımlardan 200 adımlara indim. Daha yasal doğum iznimin başlamasına 5 hafta var. Uzun bir süre. İnşallah hayırlısıyla atlatırım.

*Fotoğraftaki boyunluk ve bere Minecimin tatlı annesi tarafından benim için örülmüş. Bayıldım! Çoraplar Ayça ve Koray’dan Aden’e hediye, yani minik kızım için gelen ilk hediyeler.



28. hafta

Kar yağışı, soğuklar, kat kat giyinmekten robotlaşan halim bu haftanın özeti. Artık bu konuda daha netim. Kış hamileliği bence daha zor. Çizmeyi bırakın bot giymek bile zor. O fermuarı çekene kadar ne şekillere giriyorum ben. Sonra kötü hava koşullarında dışarıda olma sorunu var. Mesela kar yağınca servis durağına yürüyemeyeceğim için arabayla gelmek zorunda kaldık ki ne kadar tehlikeli. Kamuda çalışan hamilelere tatil ilan edildi. Bizim ne günahımız var!
Bu hafta sonunda doktora gittim. Kızımın kilosu, boyu normal çok şükür. Baş yine aşağıda ama onun artık değişme ihtimali yokmuş. Bol bol yatak tembihlendi yine o nedenle. İdrar tahlilim normal çıktı, taşı düşürdüğüm için rahatladım. Ancak kanda lökosit oranı yüksek çıktı. Onun da sebebi boğaz enfeksiyonu. Ne yazık ki antibiyotik kullanmaya başladım.



29. hafta

İkinci hamilelik ilki gibi değilmiş. Başlarda her şey çok kolaydı, hamile olduğumu bile unutuyordum. Ama sonraları ağırlık arttıkça, dinlenme ihtiyacı büyüdükçe zorlaşmaya başladı. Öyle ayaklarımı uzatayım tüm gün yatayım şansın hiç olmuyor. Normal bir gebelikte gerek de yok buna ama benim doktorumun tam olarak istediği bu. Hamilelik ne kadar da sıkıntılı olsa çok güzel. İçerdeki minik tekmeleriyle ben burdayım dedikçe mutlu hissediyorsun. Her doktora gidişte onu göreceğin için heyecan duyuyorsun. Aşk hamilelikte başlıyor daha.

3 hafta sonra doğum iznine ayrılıyorum. Bu ara işlerimi devretmeye çalışıyorum. Eda’nın da okuldaki ilk dönemi bitti sayılır. Cumartesi günü okulda sunumları vardı. Çok ama çok gurur duyuyor insan. Okul hayatı hep böyle mutlu, başarılı geçer umarım. 2 haftalık tatiline az kaldı. Tam onunki bitecek benim iznim başlayacak ve ben ilk günler işe gelmediğimi söylemesem sanırım daha iyi olacak.



HB

29 Aralık 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-7



24. hafta

Bu haftayı hasta olmamaya direnerek geçirdim. Çünkü ofiste öksürmeyen, hastalanmayan kimse kalmadı. Hatta 1 kişi suçiçeği oldu, apar topar eve gönderdiler. Ardından bir panik havası. Herkes annelerini aradı, “suçiçeği geçirdim mi anne ben” soruları havada uçuştu. Hamilelikte suçiçeği çok korkutucu, Allah korusun. Doktorumu aradım ve geçirdiysem bağışıklık kazandığımı ve rahat olmamı söyledi. Yine de hasta arkadaşın masasının yanından geçerken (evet sadece boş masa ama olsun) tedirgin olmadım değil. Çok şükür bir şey olmadı ama diğer mikroplarla baş edememiş olmalıyım ki cumadan beri boğazım kaşınıyor.
24.hafta bitiminde şeker yüklemesi yaptırdım. Artık gönlümce tatlı yiyebilirim. Tabi 62 kiloya tırmanmış olduğum gerçeğini gözardı etmeden.



25. hafta

Boğaz ağrısından bir şekilde yırttım. Keçiboynuzu pekmezini çayıma karıştırdım. Sanırım iyi geldi. Ancak nezleden kurtaramadım kendimi. İşten çıkmama sebep oldu hatta o pis mikrobun sebep olduğu baş ağrısı ve halsizlik. İyi ki de çıkmışım. O gün dinlendim anneciğimde bol bol. Haftasonu Eda ile dinlenmek ne mümkün! Tamam sadece Eda değil, kendim de rahat duramıyorum. Hasta halimle kurabiye yapmama ne gerek var mesela. Yatamıyorum ki yerimde. Kurabiye de beni sinir etti zaten. “Aldığı kadar un” tanımı vardır ya tariflerde…Bu tarifin alabildiği un bizim evdeki tüm un stoğunu tüketti. Gittim markete un aldım da öyle toparladı kendini hamur. Ama sıcacıkken de pek güzel oluyor.



26. hafta

Bu bacak ağrısı sandığımdan da uzun sürdü ve hatta doğumdan sonra da geçmeyecek diye korkuyorum. Bu ağrı yüzünden artık oturmadan çizmemi giymekte zorlanıyorum. Ayakkabı da giyilmiyor bu soğukta. Hem bacak ağrısı hem büyüyen göbek yüzünden penguen yürüyüşleri de başladı tabi. 3.trimester başlamak üzere, hakkımdır bu yürüyüş stili değil mi? Bu arada dedikodu olacak ama şirkette 8 aylık hamileyken doğum iznine ayrılan bir bayan vardı. Sadece 6 kilo aldığı söylentileri dolaşıyor. Gerçek olma ihtimali de çok yüksek çünkü göbeği benim bu halim kadar bile yoktu. Hala topuklu ayakkabılarıyla gezebiliyor, arkadan çok zayıf bile görünüyordu. Penguen yürüyüşü ile alakası bile yoktu yani.

O neyse de Cuma gittiğim kontrolde doktor bebeğin başının aşağıda olduğunu söyledi. Bu da demektir ki az hareket, az stres, çok dinlenme. Oysa biz Cumartesi ailece Uludağ’a gidecektik. Bütün planlar değil ama benimle olanlar suya düştü. Eda ve Bahadır’ı gönderip ben koca günü evde geçirdim. Poor Hatice. Ne yapalım sağlık olsun. Annelik daha hamilelikte fedakarlıkların başlaması demek.

Uludağ sorun değil de azıcık ayakta kalsam yoruluyorum. Doktor da sürekli yatıp dinlenmemi istedi. Bir yandan da stres yapmamamı. O böyle dedi ya şimdi dinlenemediğim zamanlar ve stresli olduğumda 2 kat huzursuzluk duyuyorum. 32.haftada yasal doğum iznim başladığında artık çalışmamı istemiyor doktorum. Ancak o zamana kadar da sık sık rapor almamı söyledi. O kadar çok kasılma hissediyorum ki korkuyorum bazen. Eda’dan ne kadar farklı bir hamilelik. Küçük kızım sağlıkla ve vaktinde gelir umarım.

HB


8 Aralık 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-6



21. hafta

Minik kız artık sesleri duyabiliyormuş. Kızlarımın ikisine aynı anda kitap okuyorum yani. Eda karnımdayken İtalyanca kursuna gidiyordum ve herkes dalga geçiyordu “bu kız önce İtalyanca konuşur söyliyim” diye. Komik ama Eda gerçekten de İtalyanca birkaç kelime öğrendi bile ve çok çabuk öğrendi. Alakalı değildir muhtemelen, bütün 4 yaş çocukları dile yatkın zaten ama 8 ay boyunca İtalyanca kursuna gitti işte benimle birlikte. Küçük kızım sesleri duymaya başladığına göre ona müzik filan dinletmeli değil mi? Ama ben kulaklıktan dinliyorum ofisteyken, öyle olmaz mı :p

Detaylı ultrason kontrolümüzü de başarıyla tamamladık çok şükür. Kadıköy Acıbadem’de Perinatolog olarak çalışan Prof.Dr.Melih Atahan Güven üç haftada bir Çarşamba günleri burada olacakmış. Bu nedenle doktorumla da görüşerek randevumu kendisinden aldım. Minik kızımızın sağlığı yerinde, binlerce kez şükrediyorum. Muayene esnasındaki duruşu çok komikti, ayakları tam başına kadar yukarı çekmiş öyle yatıyor. O kadar çikolata gofret yedim ama uykudan uyandıramadık. Oysa gitmeden önce kıpır kıpırdı. Tam bitmek üzereyken elini kaldırıp parmakları açarak el salladı. Eda’ya ablasına el salladı olarak anlattık elbette, CD’den izlerken çok hoşuna gitti onun da.

PS: Fotoğrafta ne kadar kötü çıkmışım öyle. Tek pozda kalmış, alternatifi olmadığı için seçim hakkım yoktu.




22. hafta

Adımsayar uygulamasını yükledim telefonuma. Günlük 4500 adım filan atıyorum. Normalde 10.000 adım atılması gerekiyormuş her gün. Bu adımlar da tempolu yürüyüşe ait değil. Gün içinde yemekhaneye, otoparka yürüyüşler. Ekstra yürümediğimden 4000 adım attıysam o gün olağan bir gün yaşadım demektir. Geçen Cuma İstanbul’da toplantıya gittim. Öğle arası Zorlu’ya gidip biraz dolaşma, sonra da yemek yeme niyetindeydim. Git-gel yarım saat yürüyüş demek bu. Sonrasında da feribota dönerken Yenikapı metrosundan gemiye yürüdük. Toplamda 9000 adım atmışım. Adımsayar da şaşırdı, rekor kırdığımı gözüme sokmak için bir sürü bildirim gönderdi. Bu rekorun bana hediyesi koskoca bir yorgunluktu tabi. Aynı akşamın gecesi okuldan çok yakın arkadaşlarım Ankara’dan gelecekti. Onları beklerken koltukta sızmamak için direndim. Yorucu kapattım haftayı. O yüzden bu haftanın fotoğrafı pijamalı ev halim olsun, evrene mesaj…




23. hafta

Kıyafet benim için dert olmaya başladı. Kendime kıyafet bulamıyor değilim. Hatta eski kazaklarımın tamamını giyiyorum. Beli lastikli eteklerimi de. Ama sorun şu ki giydiğim hiçbir şey yakışmıyor. Görüntü başarısız. Evet kendimden baya eminim, doğum sonrası veririm diye ümitliyim bu kiloları ama daha da nereden baksanız 5 ay var bunun için. Etrafımda ince ince bayanlar var. Pek özeniyorum onlara bazen. Herkes aynı anda hamile olsa ne şahane olurdu.

Haftasonu arkadaşımızı evlendirdik. Onun nikahında bir arkadaşımızın annesi bebeğin cinsiyetini sordu. Kız olduğunu duyunca da “ne güzel, iki kız çok iyi anlaşırlar” dedi. Böyle pozitif yorumlara bayılıyorum. Olsun, hadi yaa yine mi kız gibi tepkilerden sonra hele…(Fotoğrafı buraya gitmeden önce çektik.)


HB

17 Kasım 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-5


18. hafta

Bu haftanın şampiyonu su şişem! Bütün bir hafta elimden hiç düşürmediğim su şişemi fotoğrafa eklemeseydim olmazdı. Son kontrolde bebeğin yeri biraz dar diye doktor hareketi azaltmamı, su tüketimimi arttırmamı istemişti. Hareketi pek azaltamadım ama su konusunda çok dikkat ettim ve çok şükür sonucunu da gördüm. Doktor tekrar ultrasonla baktığında istediği duruma geldiğini söyledi. Doktor çıkışı kendimi ödüllendirmem gerekirdi. Kadınların kendini ödüllendirme biçimi nedir desem? Tatlı ve alışveriş dersiniz değil mi? Hemen kendimi bir pastaneye atıp çok sevdiğim Marshall pastalardan yedim. Ardından da Eda’yı bale çıkışı sinemaya götürecektim. Lakin Arı Maya koca Bursa’da tek bir sinema salonunda vizyona girince yığılma olmuş ve 3 saat sonraki seansa anca arkalı önlü yer bulabildik. 3 saat boyunca oyalanmak çok ama çok zordu. 2 adım atıp yoruldum diyen bir kız çocuğu ile alışveriş mümkün değildi. Ama farkettim ki ayakkabı dükkanlarına bir zaafı var. Bir de ben bot bakarken ayağındaki çizmeyle en yüksek topuklu ayakkabıları denemeye çalışmasaydı. Yani en azından çizmeyi çıkarıp deneseydi boynum bükük çıkmayacaktım o dükkandan ama…O gün alışveriş ödülü kursağımda kalınca ertesi gün Eda’yı babasına bırakıp tekrar denemeye karar verdim. Eh biraz başarılı oldum sayılır. Bu hafta böyle bitti.



19. hafta

Miniğimin hareketlerini tam olarak hissedebildiğim hafta. İkinci gebeliklerde çok erken hissedildiğini duymuştum. O nedenle biraz panik yaptım 16.haftadan sonra ama çok şükür kendini belli etmeye başladı artık. Özellikle de sağ tarafta minik vuruşlar hissediyorum. Bacaklar hep aynı tarafta mı ne…



20. hafta

Hamileliği yarıladık diyebilir miyiz? Sezaryen doğum yapacağımı düşünürsek çok rahat diyebiliriz. Eda bize bu hafta okulda ünite sunumunu yaptı. Aile ağacını çizmiş ve kardeşini de unutmamış burada. Benim canım o canım. İsim konusunda da karar verdik gibi. Aden ismini Eda da çok beğendi. Aden-Eda, Aden-Eda; ikisi çok yakın deyip duruyor.
21.haftada ayrıntılı ultrasona gireceğiz. Miniğimin yüzünü görmek için sabırsızlanıyorum. Umarım sağlıklı olduğu haberleriyle çıkarız.


HB

27 Ekim 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-4

17. hafta



Bu hafta benim için çok önemli. Çünkü 2.miniğimizin cinsiyeti belli oldu. Aslında belli gibiydi ama bu hafta kesinleşti. Yanı sıra cinsiyet belli olunca Eda’ya da kardeşi olacağı haberini verdik. Sevindi ve karnımı sevip ne zaman tekmeleyecek diye sordu. Ertesi gün de karnıma doğru bağırıp “kardeşim dişlerini fırçalamayı unutma sakın” dedi :) Bu sevinç göstergeleri kandırmaca tabi. Doğuma kadar böyle oluyorlarmış, sonrasında tam bir değişim.
Fotoğrafta çok yorgun ve suratsızım. Doktor bebeğin yerini biraz genişletmeliyiz dedi. Yani içtiğim suyu arttırmalı ve daha çok dinlenmeliymişim. Bahadır da bunu duydu ya başımda polis gibi geziyor; su iç, daha çok iç. Hatta bardakla ağzıma tıkıyor bazen. Fotoğraf da bu muameleden fenalık geldiği bir anda çekildiği için daha fazlası olmazdı. Zoraki bu kadar oldu. Ama kızım benim aksime ne güzel çıkmış. Maşallah benim küçük balerinime.


HB

20 Ekim 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-3 ve “Beslenme Uzmanından Çıkmış Hamile” gibi



Ye ekşiyi yap Ayşe’yi, ye tatlıyı yap Hakkı’yı. Benim şu an ekşi de tatlı da yemem yasak, ben ne yapıcam peki! Cuma günü beslenme uzmanına gittim. Bana yeme diyeceklerinden değil de ye diyeceklerinden korkarak gittim aslında. Mesela mutlaka süt içmelisin, ıspanak yemelisin, yumurtanın beyazı şart gibi gibi. Ye dedikleri evet hayli çok. Ama yeme dedikleri daha zorlayıcı. Altında yatan sebep de hamilelikte bebeğin kilo alışına yönelik beslenmek, benim kendim için kilo almamı engellemek. Rakamlarla ifade edersek benim kilomla (52) hamile kalan birinin toplamda 6-8 kg alması gerekiyormuş, hadi bilemediniz 10 kg. Aylara göre dağılımı da; ilk 3 ay hiç kilo alınmamalı sonraki aylarda da 1 kilo, son aylarda belki 1,5 kilo alındığında toplamda 8 kilo oluyor. Pekiii size bir matematik sorusu. Ben ilk 4 ayımda 3 kilo aldım bile. Benim kalan aylarda kaç kilo almam gerekir? Evet toplamda 6 kilo alınmalı cümlesini duyduğumda ağzımda bir şeyler olsa o öksürüklü sahne yaşanırdı ama sonradan anladım ki ben 52 kilo ile başlamış olabilirim ama toplamda 6 kilo zaten benim için imkansız. Ebru Şallı mıyım canım ben.

Gelelim beslenme programıma. Benim günlük harcadığım kalori bebek için yemem gerekenleri yediğimde doluyor. Yani bu demek ki ben günlük yumurtamı, peynirimi, yoğurtumu, cevizimi, etimi vs yediğimde geriye hiçbir hakkım kalmıyor. Diyetisyen aklımdan geçeni okumuş gibi (ama ben her gün taaa yemekhaneye yürüyorum ki yürüyüş de kaç kalori yakıyor sonuçta) 5 km tempolu yürüyüşün, benim metabolizmam için, sadece 175 kal yaktığını söyledi. Yani masa başı iş yapan ben aslında hiç de kalori harcamıyorum. Kısaca durum böyleyken tatlı ve hamurişi yemem yasak. Tatlının sütlüsü bile kurtarmıyor, örneğin 1 kase sütlaçta 370 kalori varmış. Benim yediğim profiterol, pasta, vb tatlıları soramadım bile. Hamurdan vazgeçmesi ise benim için en zor olanı. Bir de pilav, makarna konusu var ki sormayın. Günlük 6 dilim ekmek yemeliyim. (1 dilim ekmek=25 gram) 1 dilim ekmeğe karşılık gelen pilav sadece 3 kaşık. Program hamile bir bayan için biraz katı kısaca. Hamile olmam bile bunu bozmama izin vermemeliymiş. Abur cubura, pastalara, kızartmaya, pizzaya son mu yani??

Aş ermek hakkımız söke söke alırız!!


Tam da diyetimin başladığı gün yani Cuma akşamı Eda annemde kalmak isteyince Bahadır’ın da bara gidesi tuttu. Aylar hatta yıllar sonra nerden çıktıysa. Ee bara gitmişsin ortaya gelen çerezler, patlamış mısırlar yenilecek mecburen, işin adabı bu. Hem de o saatte. Diyette olduğuma inanmıyor musunuz? O gün o duyduklarım olmasa bütün hepsini ben yerdim, en azından miktarı azalttım. O da başarı değil mi, hadi biraz yüreklendirin ama. Sonra ertesi gün yeni açılan Beğendik Avm’den aldığımız tatlılar berbat çıktı diye ağzıma tatlı da sürmedim. Tek problem akşam Ayçaların getirdiği eklerden 1 tane yememdi. Tamam işte yine miktarı az. Dün yaptığım mercimekli köfte de kötü bir şey sayılmaz di mi? Sonuçta mercimekte protein var. Öyle gece yarıları dürüm aş ermiyorum, ya da kaşık kaşık nutella yemiyorum. Günde yediğim küçük parça bir çikolata bile yasaksa artık ne yapayım birkaç kilo fazla almak pahasına yerim canım çekerse.

Çok uzattım biliyorum ama son olarak 16.haftayı ayrı yazmak istedim. Haftaya cinsiyetin belli olacağını tahmin ediyoruz ve o nedenle bu fotoğrafı diğerlerinden ayırıyorum.

16. hafta

Cinsiyeti öğrenmeye çok az kaldı. Aslında doktorumun bir tahmini oldu ama kesinleşmeden paylaşmak istemiyorum. Hep söylüyorum ilk çocuk kız olunca ikincinin cinsiyeti için çok heyecanlanmıyorsun. Daha doğrusu evet çok merak ediyorum ama erkek olsa değişiklik olacak, kız olsa Edam için çok daha güzel. Dolayısıyla şu olsun diyemiyorum. Zaten en önemlisi sağlıklı olması. Yoksa hiç ama hiç önemli değil cinsiyeti.


HB

13 Ekim 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-2

Sanki 5 yıldır bir yerlerde saklanan hamileler bir anda ortalığa bırakılmış gibi. Ne yana baksam hamile görüyorum. Benim de artık dışarıdan hamile olduğum anlaşılıyor. Eda yavrum hariç herkes biliyor. Ona da söyleyeceğim inşallah az kaldı. Aslında daha bekleyebilirdim ama görüştüğümüz kişiler pot kırar diye korkuyorum her seferinde. Nitekim kıranlar da oluyor. “Eda kardeşin oluyormuş” diyen oldu mesela. Ben de cinsiyet belli olunca söylemeye karar verdim.

Hafta hafta çektiğim fotoğraflar ve çok sıkmaması adına haftalık kısa özetlerle sizi başbaşa bırakıyorum.




13. hafta

Beslenme konusu… Her gün evden işe kahvaltı, sonra atıştırmak için ceviz ve fındık, 2 öğünlük meyve taşıyorum. İlk hamileliğe göre daha özensizim beslenme konusunda. Abur cubur yiyorum mesela, kahve de içiyorum. Ama kahvesi az, sütü bol olarak. Beslenme biçimimden emin olmadığım için 17 ekime diyetisyen randevusu aldım. Kilolar da aldı başını gidiyor, 15.hafta bitti 3 kilo geldi bile. Ama derdim kilolar değil, yeterli beslenme.



14. hafta

Bayramda annemlerin yanına gittik. Ziyaretimizi yaparken diğer yandan bol bol gezdik tabi. Bu haftanın tek konsepti deniz. Elimde kurban etlerini tutup poz vermeyi düşünmedim değil ama pek mantıklı gelmedi. Eda ve Kağan bol bol kudurdu, bahçede koşturdu, top oynadı. Anneleri de yapma, koşma, terleme demekle meşguldü. Güzel oldu hem çocuklar hem bizim için. Çocuklu tatil yorgunluk demek zaten. Hele 2 çocuklusu nasıl tahmin bile edemiyorum.



15. hafta

Bizim minik, elma kadarmış bu hafta. Oysa göbeğim kavun büyüklüğünde. 2 hafta sonra doktor kontrolüm var. 4’lü tarama yapılacak. Son kontrolümde çikolata yiyip gittim, o nedenle acaip hareketliydi. Sürekli geriniyordu çok komik bir şekilde. Uykudan mı uyandı artık bilmiyorum.

Artık eski pantolonlarımla tamamen vedalaştım. 1 tane kot pantolon aldım Gebe’den. Öncekinden kalma 1 kot, 1 kumaş pantolon, 1 hamile taytı da daha önce verdiğim arkadaşımdan geri gelmedi ama önemli değil. Elimdekiler yetecek gibi. Zaten elbiseler de var. Bir de üstüne canım arkadaşım Burcu kendi hamileliğinden kalan kıyafetlerden getirmiş bana bir sürü. Kıyafet sıkıntım olmayacak. Eskilerden 1 yıl uzak kaldıktan sonra yeni almış gibi seviniyorum onları tekrar giyebildiğim gün. Gardrobum şimdiden değişti.

Geçenlerde benimle dalga geçtiler. Göbeğimi kaşırken görmüşler. Eee gerildi zavallı derim nasıl kaşınmasın. Önlem olarak nemlendirme amaçlı krem kullanmaya başlayacağım. Hamileliğe özel aldığım tek krem bu olacak.



HB

25 Eylül 2014 Perşembe

Fotoğraflarla Hamilelik Günlüğü-1

Yeni bir seri başlattım, bazılarınızın sıkılıp belki de okumayacağı. Ama benim için eğlenceli olacak. Hamilelik sürecini hafta hafta fotoğraflamaktan bahsediyorum. Yabancı birkaç blogda benzerlerini gördüm. Dedim benim neyim eksik. Daha doğrusu çok eskiden görmüştüm de o zaman bir eksiğim vardı gerçekten. Artık buna hazırım. Gördüğüm sitelerde anne adayımız hep aynı elbiseyi kullanmış resimlerinde. Ben de böyle başladım ama sonra kıyafetleri değiştireyim ki mevsim de aşağı yukarı belli olsun.



10.hafta

Aslında bu ultrason görüntüsü 8.haftaya ait. Tatilde hamilelik şüphesi içindeydim ancak dönüşte doktora gideriz diye evde yaptığımız testle yetinmeye karar verdik. Sonra yine içimiz rahat etmedi ve Bodrum Acıbadem’den randevu aldık. Doktor niye bu kadar geç kaldığımızı sordu tabi hemen. Sonuçta, kan ve idrar tahlili için eve döner dönmez doktoruma gitmemi tembihledi. İlk ultrason görüntümüzde artık miniğimiz kese olmaktan çıkmıştı. Doktoruma 10.haftada gittim, testlerim yapıldı. Her şey yolunda gittiği için mutluyduk.



11.hafta

İlk hamileliğimdeki uykulu halim şimdi de benimleydi. Akşamları Eda uyur uyumaz yattığım oluyordu. Geceleri 2-3 kez lavaboya kalkmak zorunda olduğum için yine de uykumu alamamış durumda uyanıyordum. Bugün 13.hafta içindeyim hala yastık en iyi arkadaşım.



12.hafta

İkili tarama için doktora gittim. Bahadır Madrid’de ve Eda da daha durumu bilmediğinden yalnızdım kontroller sırasında. Bebeğin ense kalınlığı ölçüldü, parmakları sayıldı, çok şükür her şey normal. Testler için kan alındı. Doktor çıkışı aç karnımı doyurmak için doğru bir börekçiye attım kendimi. Yalnız gidişat iyi değil. Şimdiden 2 kiloya yakın almışım. İştahım çok açık. Tek problemim midede oluşan şişkinlik hissi ve bu çok rahatsız edici. Mide gerçekten şiş olduğundan olabilir mi acaba?

Haftaiçi beslenmeme daha çok dikkat edebiliyorum. Ofise ceviz, fındık, meyve gibi atıştırmalıklar götürüyorum. Su tüketimim de daha iyi. Haftasonları ipin ucu kaçıyor. Doktora gittiğimde bebek uyuyordu, çok açtım ve dolayısıyla hiç hareket etmeye niyeti yoktu. Haftaya karnım tok olarak tekrar gideceğim, bakalım içerde hareketli mi yoksa daha sakin mi.

HB



Popüler Yayınlar

Recent News