http-equiv='refresh'/>

bebek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2015 Çarşamba

Merhaba Ek Gıda

Ek gıdaya geçiş eskiden annelerin daha 1 aylık bebeğe sofradaki yemeklerin suyundan tattırılarak başlanan bir süreçmiş. Günümüzde ise doktorun talimatlarıyla hareket ediyor birçok anne. Bizim doktorumuz bu konuda çok rahat olduğu için ben de annelerimizin dönemine biraz daha yakın bir yaklaşımla başlattım Aden için bu süreci. Doktor, 4 aylıkken yediklerimizden tatırmamız gerektiğini söyledi. Tabi her zaman olduğu gibi her besinde 3 gün süre kuralı geçerli. Alerji riskinden dolayı bu kural. Birtakım besinler ise fazla alerjik olduğu için kesin olarak yasak: bal, bakla, balık ve süt. Doktorun 4.ayda yavaştan başlayın dediği aslında ek gıdanın tattırma aşamasıydı. Alışması için. Biz de öyle yaptık. Baharatsız bir çorba yaptıysak, mesela tarhana ben tuz atılmadan Aden’e çok az ayırıp tattırıyordum. Meyveleri aynı şekilde yalatmaya başladım. Ancak Aden 5.ayında el-ayak-ağız hastalığı olunca onu Bodrum’da bir doktora götürdük. Doktor 6 aydan önce kesinlikle ek gıdayı önermedi. Bağırsakları anca hazır hale geliyordu çünkü. Mama takviyesine de gerek görmedi kilo sınırın az altında olmasına rağmen. Takviye gerektiğinde katı gıdadan ziyade formül mamaları tercih ettiğini söyledi. Doktorun bebeğe yaklaşımını, tavırlarını, ilgisini çok beğenmiş olmalıyım ki hemen ikna oldum. Tattırmalar, birkaç kaşık vermeler rafa kalktı o yüzden bu tarihte. Zaten Aden de pek yutmayı beceremiyordu. Kedinin süt yalaması gibi yalanıp duruyordu ne versek. İlk 6 ay sadece anne sütü aldı yani kızım. 6.aya bir hafta kala annemle ortak kararımız sebze püreleriyle ek gıdaya başlamak oldu. Meyveyi ne olsa sevecek, sebzelerle başlayın diyor doktorlar. Yoğurt da başlangıç için iyi bir alternatif ama Aden çok gazlı bir bebek olduğundan ona biraz daha geç başladık. 1-2 hafta sadece günde tek öğün, o da doyacak kadar değil, sebze çorbası/meyve rendesi/tarhana verdik. Tarhana ek gıdada çok tercih edilesi bir besin. Hem içinde gaz yapan bir şey yok hem de çok besleyici.
6 ay kontrolümüzde doktor 2 öğün ek gıda vermemizi söyledi. Kahvaltıda her tadı ayrı ayrı verip sonra gerekiyorsa birleştirin dedi. Ayrıca demir ilacı vermemek için 3 kez çekilmiş kuzu kıymasını yemeklerine eklememizi istedi. 7.ay sonunda ciğer de menüye eklenecek.



Günlük beslenmemiz 6,5 ay itibarı ile şöyle:

Gece boyu ve sabah
anne sütü

Kahvaltı
İpek hanımın çiftliğinden aldığım bebek peyniri veya labne peynir
Yumurtanın sarısı (ilk birkaç gün dörtte biri ile başlayıp yavaş yavaş arttırılıyor)----(beyazı 1 yaşına kadar yasak)-----(yumurtayı mutlaka organik alıyorum)
Organik üzüm pekmezi
Kendi ellerimle yaptığım muzlu bebe bisküvisi ve bunu yumuşatmak için anne sütü
Tereyağ vermiyorum çünkü bebe bisküvisinin içinde bolca var.
Ceviz (bazı günler kahvaltısına un haline getirdiğimiz cevizi ekliyoruz)



Öğlen
Sebze püresi (kabak,havuç,patates,kıyma veya mevsimine göre diğer sebzeler örneğin semiz otu, ıspanak,kereviz….) ---------- (annem kurban bayramında kemik suyu hazırladı kavanozlara, ondan da yemeklerine ekliyor bazen) ---------- (yanında yoğurt veriyoruz, yoğurdu ayrı bir öğün olarak yedirmiyoruz)
Veya
Balık çorbası (mevsimine göre hamsi, sardalya veya somon)
Veya
Tarhana (Yüksel annemin yaptığı ev tarhanası)
Veya
Muhallebi (Makarna lütfen sitesinden organik pirinç unu aldım, suyla onu biraz pişirdikten sonra ılık anne sütü ilave ediyoruz)

Ara öğün
Şeftali, muz, armut, elma, üzüm, mevsim meyvelerinden biri (bu öğünü uyku ve açlık durumuna göre atlayabiliyoruz)

Akşam
Anne sütü

Şimdilik günlük düzenimiz böyle. Ben her gün süt sağıyorum. Annem ben işteyken 100 cc kadar biberonla içiriyor. Aslında 150 cc civarı içmesi gerekir ama 100-120 cc ile doyuyor bizim küçük mide. Çok iştahlı değil, biraz zorluyor yedirirken ama bakalım ilerleyen haftalarda ne olacak. Bu arada doktorumuz akşam siz yemek yerken ona da verin mutlaka alışsın her tada dedi. Yemekleri az tuzlu yaparsak gönül rahatlığıyla verebilirmişiz. İlk yıl tuz ve şeker yasak ancak özellikle ona yaptığımız yemeklere tuz eklemezken kendi yediklerimizden bu şartla verebiliriz. Meyveleri kendi yemesi için file aldım ama onunla sinir yapıp ağlıyor nedense. İstediği kadar çok gelmediği için mi tam beceremediği için mi bilmiyorum.

HB



1 Ekim 2015 Perşembe

Döndüm ben

Döndüm. Hem bloga hem de işe. Evde işe göre daha zamansızım tabi, o nedenle hiç yazı için vakit ayıramadım. Özetle hamilelikten sonraki 6 ayımı yazayım.
İlk 2 ay kolik sancılarıyla geçti. Uyku düzeni fena değildi ama gece 3-4 ten sonra sancılar başladığı için o saatten sonra çoğu zaman uyanıktım. Haziranda okulların kapanmasıyla birlikte 1 gün bile beklemeden annemlerin yanına Bodrum’a gittik. İyi ki de öyle yapmışız, evde 2 çocukla zaman nasıl geçerdi bilmiyorum. Biri ufak, temel ihtiyaçlarını karşılayıp büyüğüyle ilgileneyim de diyemiyorsun çünkü bacaktan minik boyuyla o da tam bir ilgi canavarı. Hele Bodrum’da kalabalığa öyle bir alıştı ki ne uyurken ne de uyanıkken hiç yalnız kalmak istemiyor. Öyle olunca bakan kişi kitleniyor. Yemek yiyecek zaman bulamıyorsun. Yeni yeni oturmaya başladı da onu da yanına alıp eline bir ekmek tutuşturup işini görebiliyorsun anca.

Uykuları daha Bodrum’da iken bozulmaya başlamıştı. Gece 3’e kadar sadece emmek için uyandığı günleri arar olmuştum. Kolik bitse bile gaz problemi bitmedi. Bağırsakları çok hassas. Şu sıra da ek gıda geçişinden dolayı öyle. Tatilin son haftası yüksek ateş kaldırdı ve doktora götürdüğümüzde muayenede hiçbir teşhis konulamadı. İdrar ve gaita testleri de yapılmasına rağmen bulunamadı ateşin sebebi. Derken 4.gün vücutta çıkan döküntülerden sonra tekrar doktora gittik ve el ağız ayak hastalığı olduğunu öğrendik. İsmini ilk kez duyduğum bir virüs kızımı bulmuştu. Nasıl, hiçbir fikrim yok.
Bodrum dönüşü birkaç günün ardından bu sefer de kendi anneme taşındım. Ohhh sen de iyisin demeyin, gerçekten 2 çocukla evde kalsaydım muhtemelen açlıktan sütüm filan biterdi. Haftasonu ev, haftaiçi annem derken iznim bitti ve 28 eylülde, yani bu haftabaşı işe başladım. Çok zor oldu. Her dakika birlikteydik 6 ay boyunca, tabi öncesindeki 9 ayı da saymak lazım. Anneme bıraktığım için aklım rahat ama kalbim özlem dolu şekilde çalışıyorum şimdi. Aden de dedim ya kalabalığa alıştı, beni ve ablasını arıyormuş. Hele ki abla okuldan dönünce yüzünü görmelisiniz, ağzı kulaklarında. Maşallah onlara, hep iyi anlaşırlar umarım.



Eda’nın kıskançlığını soranlar oluyor. Eda kıskanıyor, epeyce hem de. Ama çok şükür kardeşine zarar vermeyi düşünecek boyutta değil. Sadece biraz haşin ve sert seviyor, sıkıştırıyor biraz. Ve de bazen bebekleşiyor kendi. Mesela geçen gün mama sandalyesinde yemeğini yedi, sonra yürüteçe bindi.. Bu seviyede olması normal sanırım. Daha ilk günlerde Aden’i emzirirken şakayla karışık o da istedi ve ben gerçekten mi dediğimde evet yanıtını aldım. Tadının kötü olduğunu, inek sütünün çok daha güzel olduğunu ama kardeşine alerji yapacağı için veremediğimizi anlattım. Buna rağmen isteyince de sağıp çok az tattırdım. Sonuçta merakı giderildi ve tekrar istemedi.

Aden’de beni en çok zorlayan konu yine uyku. Heralde 3.çocuğu yapsam hiç uyumayan bir şey ortaya çıkacak. Gece yarım saatte bir uyanıp ancak ve ancak meme ile uyuduğu zamanlar oluyor. Emzik emmesine rağmen istemiyor. O uyku sersemi haliyle nasıl da emziği istemeyip anne kokusu eşliğinde meme istiyor fikrim yok. Gündüz uyuturken de bazen emzik verdiğim anda ağlamaya başlıyor uyutulacağını anladığı için. Hani rutin oluşturun, emzik/uyku arkadaşı verince uyuyacağını anlasın diyorlar ya, çocuk zaten anlıyor uyuyacağını ama uyumak istemiyor sıkıntı orda.

Bizim evde durumlar böyle. İki çocukla sıfır sosyal hayat. Bir süre değişmez bu durum. Önümüz de kış zaten. En büyük dileğim kışı sağlıklı bir şekilde geçirmek. Aden daha yürüyecek (emeklemeyeceğinden eminim çünkü asla ve asla yüzüstü yatmıyor), konuşacak inşallah.. Güzel heyecanlar var ve iyi ki ikinci çocuğu yapmışım diyorum. Adenim olmadan n’aparmışım. Allah isteyen herkese bu duyguları yaşatsın ve kimseye evlat acısı göstermesin.

Son olarak bir haber, ağırlıklı olarak kızlardan kalan temiz/yeni bazen de sıfır eşyaları sattığım bir instagram hesabı var. https://instagram.com/sade_esyalar Çevremde ihtiyacı olanlara zaten giysi türü şeyleri dağıtıyorum ama bazen ihtiyaç sahibini bulmak zor oluyor. Örneğin Aden ve Eda’nın hiç sevip kullanmadığı dönenceyi sattım buradan. İhtiyaç sahipleri ile fazlalıkları buluşturmuş oluyorum. Başka evlerde hayat bulmaları güzel. Garagesale akımı başladı zaten resmen instagramda. Yepyeni küçülenler tamam da lekeli, solmuş giysileri satışa sunmak ya da mayo gibi şeyleri ikinci el satmak bana çok çok tuhaf geliyor. Hele bir de kullanılmış ojelerini satan da gördüm ya artık daha üstüne laf söylenmez herhalde.

Beni merak edenler olduysa durumlar böyle işte. Artık bir süre gezi,kitap,film yazıları askıda, bebek yazıları gündemde olacak. Hayatımız bu :)

HB



22 Nisan 2015 Çarşamba

Hızlı Geçiş

“Sallanmaya alışmasın” dan “nasıl uyursa uyusun, yeter ki uyusun” a geçişim hızlı oldu. Anne istediği kadar kurallar belirlesin çocuk kendi kurallarını oluşturuyor. Hele bebek gazlı ise kurallar illa ki ihlal ediliyor. Aşağıda gördüğünüz fotoğraf evimizden salıncak manzaraları. Sepet Eda’nındı ve 4. bebeği büyütüyor. Yani arada 2 kişi daha kullandı. Aden’den sonra da talipleri var. odadan odaya taşıma ve gece hemen yatağın yanına çekebilme açısından çok kullanışlı. Anakucağı da Eda dan. Titreşimi sayesinde nadiren de olsa gaz çıkarmasına yardım ediyor. Salıncak ise yeni. Müzikli ve kendi sallanıyor ama gel gör ki Aden hanım henüz pek tercih etmiyor. 2.el ürünlere sempatisi daha fazla anlaşılan. Bunca salıncak varken niye hepsinin içi boş diyecek olursanız cevap basit. Uyanık oldupu zamanlarda bu kız kucak seviyor. Tercihen evin içinde gezen bir kucak.



İlk 2 hafta o kadar çok uyuyordu ki. Süt iç, uyu, 1 saat uyanık kal döngüsü bizi yanılttı. 2.çocuk gerçekten rahat büyüyormuş yahu gibi komik bir yanılsama oldu. İlk çocuğumuz uykuyu hiç sevmezdi, bu sevecek hiç değilse diye kısa bir umuda kapıldık. Öyle değilmiş, hatta bu daha fena olacak gibi. Geçen bir eczacıyla konuşuyorduk, onun da kızı varmış. Uykudan konu açıldı. Bizimki hala uyumuyor deyince kaç yaşında ki diye sordum. 2 aylık cevabını alınca kısa süreli bir şok yaşadım tabi. Benim büyük kızım 5 yaşında, hala geceleri uyandığı oluyor dediğimde de o biraz şaşırdı. Moral bozmak istemem de daha şimdiden fazla ümitli geldi. Beni ilk çocukta kandırmışlardı. Kırklansın düzelecek, 2 aylık olsun, 6 aylık olsun, yaşına girsin her şey düzelecek diye diye…

Lohusayken hasta olmak da varmış. 1 hafta kulak zonklaması, boğaz ağrısı ile boğuştum. Hep doğal şeyler denedim ama geçmeyince doktora gitmek zorunda kaldım. Nur topu gibi otit yani kulak enfeksiyonum olmuş. Penisilin içerikli antibiyotik tedavisine başladık. Gece uyanık kalmak yeterince zorken bir de kulak ağrısıyla ayakta durmak çok çok sinir bozucuydu. Diğer yandan maskeyle dolaşmak ayrı bir işkence oldu. Allah’tan annecim yanımda. Gündüz Aden’i bırakıp biraz uyuyabiliyorum onun sayesinde.
                                                                                                                                                    
Aden 35 günlük oldu. Hanfendi ağlamayı çok güzel öğrendi ama gülümseme konusunda hiç aceleci değil. Rüyasında attığı gülücükler dışında ciddiyetinden asla taviz vermiyor. Altı açıkken çok mutlu, yaz gelse de cıbıl dursa keşke. Banyoya yeni yeni alıştı gibi. Çocuk anne karnında hep susuz olduğu için başlarda suya tepki gösterdi. Uyurken bile yanında biri olsun istiyor çünkü mıkırdadığı zaman 2 seçeneğim oluyor. Ya hemen sallayıp uykuya devam etmesini sağlıyorum. Ya da risk alıp dokunmuyorum. Kendi kendine uyuyabiliyor ya da mıkırtılar ağlamaya dönüşebiliyor. Böyleyken evde bir işle uğraşmak da imkansız oluyor tabi. Bazen tuvalete bile zor gidiyorum başbaşayken. Akşamüzeri ve gece boyu çok ama çok gazı oluyor. Hayatının yarısını ıkınarak geçiriyor zavallım. Umarım kısa sürede kurtuluruz bu dertten.

Ben tüm bu tempoya rağmen beslenmeme dikkat ediyorum. Annem gündüzleri geldiği için aç kalmıyorum. Sırayla da olsa yemeklerimizi yiyiyoruz. Hamileyken aldığım 22 kilonun 11 kilosu hala benimle. İlk doğumdan 1 ay sonra eski kıyafetlerimi giyebiliyordum. Şimdi o açıdan biraz moralsizim. Hem aldığım fazla kilolar yüzünden hem de yaşla alakalı olarak fazlalıklar çabuk gitmiyor. İkinci çocukta rahat olunduğu söylenmişti. Benim için pek geçerli değil. Biberonu kaynatmak yerine kaynamış suyla yıkıyorum. Rahatlığım bu kadar işte.


HB

19 Ocak 2015 Pazartesi

Sling Seçimi

Wrap slingler çok tatlı durmuyor mu sizce de? Eda’da haberdar değildim bu kumaşlardan ama şimdilerde alsam mı diye düşünmeye başladım. Lakin çevremde hiç kullanan ve tavsiye alabileceğim birileri yok. Videolarını izlediğim kadarıyla bağlaması biraz zahmetli. Ama yorumlardan okuduğum kadarıyla da yaptıkça pratiklik kazanılıyormuş.

Birkaç model beğendim ama kararsızlık diz boyu. Siz de fikir versenize bana..

Nr1. Neko Wrap Sling





Nr2. Sleepy Wrap





Nr3. Moby Wrap




Nr4. Boba Wrap





13 Aralık 2013 Cuma

Rutinini Sevsinler

Bazı annelere göre çocuğun sık banyo yapanı makbul. Hatta “ben çocuğumu her gün banyo yaptırırım, sonrasında güzel bir masaj yaparım, ardından öyle uykuya geçer” rutini savunucuları da var. Geçen arkadaşımla, Gülinle konuşuyorduk. Kendisi 6 aylık ikiz annesi. Tabii bu her gün banyo yaptırıp rahatlatma ve sonrasında güzel bir uyku onun için imkansız. Zahmeti bir yana böyle bir düzene yetişebilmesine imkan yok aynı anda iki bebekle.

Bende 1 tane de durum çok farklı sanki. Hiçbir zaman öyle bir rutin kurma girişimim olmadı. Yazın zaten her gün banyo var tamam da kışın bu sık banyo işi bana uygulanması zor geliyor. Ev sıcak, problem o değil ama tam uyku öncesi banyo Eda için çok riskli bence. Tüm gece üzerini örtmeden uyuduğunu düşündüğümde….

Bazı yetişkinler de bu banyo işine takıntılı. Mesela benim sevgili kocam. İmkanı yok banyo yapmadan evden çıksın. Onu durdurabilecek tek şey var mı, düşününce bulamıyorum. Sular kesikse? İçme suyunu ısıtır en kötü saçını yıkar. Geç uyandıysa ve hemen çıkması gerekiyorsa? Varsın geç kalmış olsun, kahvaltı etmez ama o saç yıkanır. Alışkanlık… Acaba çocukluğuna dönüp, bebekken yaşadığı banyo rutini mi onu esir almış diyeceğim ama mümkün değil. Annem 3 tane çocukla mümkün değil böyle bir şey yapmamıştır. Sabahın köründe azimle bunu yapması takdir-e şayan ama bir o kadar da gereksiz. Hem kış günü evden çıkmadan duş almak insanı hasta eder. Erkeklerin hadi yine saçı kısa da kadınlar nasıl idare ediyor bilemedim. Zaten kadınlarda daha azdır bu alışkanlık. Öyle saçımıza yıka-çık yapamadığımız için… Ohh iyi ki bayanım vallahi.

HB


20 Eylül 2011 Salı

Naçizane


Yeni doğum yapmış annelere ve hamilelere 1 yıl boyunca edindiğim deneyimlere dayanan birkaç önerim var. Belki ilerki yıllarda kendim de yararlanabilirim kim bilir.
Annelik her gün yeni şeyler öğretiyor insana. Durmadan araştırmak istiyorsun. Daha şimdiden tuvalet eğitimi, diş bakımı, anaokulu seçimi gibi konularda yazılar okurken buluyorum kendimi. Aylar geçtikçe konular değişiyor. Eskiden tüm gündemi kaplayan konu birkaç ay geçince anılmaz oluyor. Şimdi listeye yazacağım konuların bir kısmı böyle. Bir süre önce hayati önemdeyken şimdi unutulmuş halde. Bir kısmı ise hala bugünü etkileyen şeyler.



1.     Doğum yaklaşırken yaşanılan en büyük kaygı “bakabilecek miyim” oluyor. Özellikle de ilk çocukta.. Mini mini bir bebeğin altını alması, banyosu, kısaca bakımı annenin gözünü korkutabilir. Biz Acıbadem’in doğuma hazırlık kursuna katılmıştık ve normalde çok rahatken ve herkes nasıl bakıyorsa ben de öyle bakarım elbet diye düşünürken kursta anlatılanlardan sonra masajı, ağız-kulak-burun temizliği, açık yara kabul edilen göbeğinin bakımı, vs. tüm bunlar benim en doğru tabirle biraz gözümü korkutmuştu.  Gerek yokmuş.  Rahat olmalı. İlk günlerde annelerim alt değiştirme ve banyoya yardım ettiler. Birkaç gün sonra zaten kendim yapıyordum.

2.     Doğum öncesi yaşanılan diğer bir endişe de “sütüm olacak mı” ve “emecek mi” oluyor. Birçok arkadaşımı doğum yaptığı hastanede ziyaret ettiğimde bu endişeyi taşıdıklarını gördüm. Bu kaygı sütü olumsuz etkileyebilir. Sütün gelmemesi için bir sebep yok. Buna kendini inandırmak lazım, bu şekilde düşünmek lazım. Doğum yapan her kadında aynı hormonlar salgılanmıyor mu? Sezaryen ile ve 40.haftamın dolmasına 6 gün kala doğum yaptığım halde sütüm öyle boldu ki ilk günler gelen klostrum sütü dahi sağma şansım olmuştu. Bebeğin emmesi anne karnındayken oluşan bir refleks. Emzirme teknikleri hakkında biraz bilgi edinmek yeterli. Yenidoğan hemşireleri bu konuda çok destek olmuştu hastanede kaldığım süre boyunca. Her anne bebeğinin anne sütü almasını ister. Bunu yapamayacağım endişesi taşımamalı.

3.     Süt üretimini arttırmak annenin elindedir. Sık sık bebeği emzirmeli, vakit buldukça dinlenmeli, cennetten gelen minik yavruya bakıp moralini hep yüksek tutmalı, bol bol su ve komposto içmeli, beslenmeye dikkat etmeli. Helva, baklava, yani tatlı sütü arttırmaz. Şöyle arttırır; yedikten sonra susattığı için su içirmek kanalıyla..Elbette lohusanın canı çeker böyle şeyler ama kararınca yemekte fayda var. Çünkü aksi durumda “hani doğumla birlikte kiloların çoğu gidiyordu” sorusuyla hayal kırıklığı yaşama ihtimali çok yüksektir.

4.     İlk aylarda bebek gelen sütün tümünü emmeyebilir. Bu durumda sütü sağıp buzluğa koymak sonraki aylar için yapılacak en güzel yatırım. Çalışan anneler için ilaç gibi geliyor bu sütler. Eda 5 aylıkken çalışmaya başladım ve sadece buzluktaki sütlerle 1 ay idare ettik.

5.     Hamileyken ve lohusa döneminde güzel kıyafetler bulamıyorum diye üzülmek yerine http://www.leileo.com/ adresini ziyaret etmeli. Ben malesef geç tanıştım bu markanın ve ürünlerin yaratıcısı sevgili Zeynep ile. Oysa hamileyken kıyafet bulamamaktan yakındığım olmuştu. Hem estetik, hem kullanışlı, hem de sağlıklı kıyafetler için LeiLeo tercih edilmeli. Sadece anne için de değil üstelik, bebeğimiz için organik kıyafetler,önlükler ve battaniyeler bulabiliriz.

6.     Uyku eğitimine mümkün olduğu kadar erken başlamalı. Özellikle ayaklanmaya başlamadan halletmek en güzeli. Bu süre bebeğe göre değişecektir. Gece emzirmek kolay olsun diye aynı odada, hele ki aynı yatakta yatırmak doğru değil. Çocuklar bir şeyi çok kolay alışkanlık haline getiriyor, ama bu şey onlar için tercih etmediğimiz türdense. Eda 3.ayından itibaren geceleri yatağında uyuyordu. Nadiren yanımda yatırmışımdır. Yaz tatilinde 1 ay boyunca aynı odada uyuduğumuz için şimdi tekrar yatağına alıştırmaya çalışıyoruz.

7.     Bebeğin emzik alması sağlanmalı. Ben emzik alması için çok çaba gösterdim ama nafileydi. Emzik yerine parmağını tercih etti. Halen bu alışkanlığı sürdürüyor ama emzik gibi kurtarıcı bir şey değil parmak ve bıraktırması daha zor. Emzik alan bebeklerde uyku eğitimi de daha kolay oluyor.

8.     Bebek seste uyumaya alıştırılmalı. Gündüz uykuları sesli ortamda olmalı. Buna alışmayan bebekler Eda gibi telefon sesine, hatta dışarıdan gelen en ufak sese uyanabiliyor.

9.     Kırkı çıkana kadar dışarı çıkarma sözlerine kulak asmamalı. Hava çok soğuk olmadığı sürece 5 dakika bile olsa hava alması karnının doyması kadar önemli. Küçükken dışarı çıkmaya alışması da güzel aslında, kalabalığa alışan çocuklar sonradan zorluk çekmiyor. Her ortama rahatça girebiliyorlar. 2-3 aylık olana kadar AVM’leri gereksiz buluyorum, özellikle kışın.

10.     Göbeği düşene kadar banyo yaptırmama gibi bir düşünce varsa hemen onu yok etmeli. Yazıktır çocuğa, hele ki sıcaklarda her gün banyo yaptırmak en iyisi. Sadece o bölgeyi mümkün olduğunca kuru tutmaya dikkat etmek lazım.

11.  Televizyon seyrettirmemeli. Doktorların ortak görüşü 2 yaşına kadar uzak tutmak gerektiği yönünde. Bir ara Eda’nın dikkatini çekiyordu renkli renkli görüntüler ama o zamanlar küçük olduğu için televizyona doğru tutmadım veya direkt kapatarak önlem aldım. Şimdi pek ilgisini çekmiyor. Oturup çizgi film izlemişliği yoktur henüz.

12.  Çocuğu kat kat giyinmeye alıştırmamalı. Ben ettim bu hatayı. Geçen kış ev hamam gibiyken penye ayaklı pantolon ve uzun kollu çıtçıtlı body üzerine tulum giydirmek gibi bir yanlış yaptım. Yaz itibarı ile Eda aşırı terleyen bir bebek haline geldi. Bu mevsimdeyiz, t-shirt ve şort ile geziyor. Bu kış aynı hatayı tekrarlamam artık.

13.  Fotoğraf çekmeli. Ama çok fazla..Büyüdükçe bakması ve oluşan değişimi, büyüdüğünü farketmek öyle güzel ki...

14.  Bebeğimizle sürekli konuşmalı,ona sarılmalı, kocaman sevgimizi gözümüzde hep minik kalacak yavrularımıza belli etmeli ve her dönemi ayrı güzel anneliğin tadını çıkarmalı.

HB

3 Kasım 2010 Çarşamba

Hamileyken aldığım bebek bakımı ile ilgili kitaplar





Kitap aradığım tüm bilgileri içeriyor neredeyse. Bebek gelişimini ay ay bölümlere ayırmış. Kızım hangi aydayse o kısmı okuyorum. Soru-cevap şeklinde anlatımlar var. İçerik ve anlatım olarak en çok beğendiğim kitap oldu.


Öneri üzerine almıştım ama çok faydalı gelmedi bana. Dolayısıyla okunmadan rafa kalktı malesef.




Çok çok güzel bir kitap. Yazarı daha önce yenidoğan hemşiresi olarak çalışmış ve kitabında deneyimlerinden yola çıkarak hamilelik süreci ve bebek bakımı ile ilgili bilgiler veriyor. Dili de akıcı,sıkılmadan okunuyor.

Popüler Yayınlar

Recent News