http-equiv='refresh'/>

iyi ki var bu ürünler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyi ki var bu ürünler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2015 Çarşamba

Hızlı Geçiş

“Sallanmaya alışmasın” dan “nasıl uyursa uyusun, yeter ki uyusun” a geçişim hızlı oldu. Anne istediği kadar kurallar belirlesin çocuk kendi kurallarını oluşturuyor. Hele bebek gazlı ise kurallar illa ki ihlal ediliyor. Aşağıda gördüğünüz fotoğraf evimizden salıncak manzaraları. Sepet Eda’nındı ve 4. bebeği büyütüyor. Yani arada 2 kişi daha kullandı. Aden’den sonra da talipleri var. odadan odaya taşıma ve gece hemen yatağın yanına çekebilme açısından çok kullanışlı. Anakucağı da Eda dan. Titreşimi sayesinde nadiren de olsa gaz çıkarmasına yardım ediyor. Salıncak ise yeni. Müzikli ve kendi sallanıyor ama gel gör ki Aden hanım henüz pek tercih etmiyor. 2.el ürünlere sempatisi daha fazla anlaşılan. Bunca salıncak varken niye hepsinin içi boş diyecek olursanız cevap basit. Uyanık oldupu zamanlarda bu kız kucak seviyor. Tercihen evin içinde gezen bir kucak.



İlk 2 hafta o kadar çok uyuyordu ki. Süt iç, uyu, 1 saat uyanık kal döngüsü bizi yanılttı. 2.çocuk gerçekten rahat büyüyormuş yahu gibi komik bir yanılsama oldu. İlk çocuğumuz uykuyu hiç sevmezdi, bu sevecek hiç değilse diye kısa bir umuda kapıldık. Öyle değilmiş, hatta bu daha fena olacak gibi. Geçen bir eczacıyla konuşuyorduk, onun da kızı varmış. Uykudan konu açıldı. Bizimki hala uyumuyor deyince kaç yaşında ki diye sordum. 2 aylık cevabını alınca kısa süreli bir şok yaşadım tabi. Benim büyük kızım 5 yaşında, hala geceleri uyandığı oluyor dediğimde de o biraz şaşırdı. Moral bozmak istemem de daha şimdiden fazla ümitli geldi. Beni ilk çocukta kandırmışlardı. Kırklansın düzelecek, 2 aylık olsun, 6 aylık olsun, yaşına girsin her şey düzelecek diye diye…

Lohusayken hasta olmak da varmış. 1 hafta kulak zonklaması, boğaz ağrısı ile boğuştum. Hep doğal şeyler denedim ama geçmeyince doktora gitmek zorunda kaldım. Nur topu gibi otit yani kulak enfeksiyonum olmuş. Penisilin içerikli antibiyotik tedavisine başladık. Gece uyanık kalmak yeterince zorken bir de kulak ağrısıyla ayakta durmak çok çok sinir bozucuydu. Diğer yandan maskeyle dolaşmak ayrı bir işkence oldu. Allah’tan annecim yanımda. Gündüz Aden’i bırakıp biraz uyuyabiliyorum onun sayesinde.
                                                                                                                                                    
Aden 35 günlük oldu. Hanfendi ağlamayı çok güzel öğrendi ama gülümseme konusunda hiç aceleci değil. Rüyasında attığı gülücükler dışında ciddiyetinden asla taviz vermiyor. Altı açıkken çok mutlu, yaz gelse de cıbıl dursa keşke. Banyoya yeni yeni alıştı gibi. Çocuk anne karnında hep susuz olduğu için başlarda suya tepki gösterdi. Uyurken bile yanında biri olsun istiyor çünkü mıkırdadığı zaman 2 seçeneğim oluyor. Ya hemen sallayıp uykuya devam etmesini sağlıyorum. Ya da risk alıp dokunmuyorum. Kendi kendine uyuyabiliyor ya da mıkırtılar ağlamaya dönüşebiliyor. Böyleyken evde bir işle uğraşmak da imkansız oluyor tabi. Bazen tuvalete bile zor gidiyorum başbaşayken. Akşamüzeri ve gece boyu çok ama çok gazı oluyor. Hayatının yarısını ıkınarak geçiriyor zavallım. Umarım kısa sürede kurtuluruz bu dertten.

Ben tüm bu tempoya rağmen beslenmeme dikkat ediyorum. Annem gündüzleri geldiği için aç kalmıyorum. Sırayla da olsa yemeklerimizi yiyiyoruz. Hamileyken aldığım 22 kilonun 11 kilosu hala benimle. İlk doğumdan 1 ay sonra eski kıyafetlerimi giyebiliyordum. Şimdi o açıdan biraz moralsizim. Hem aldığım fazla kilolar yüzünden hem de yaşla alakalı olarak fazlalıklar çabuk gitmiyor. İkinci çocukta rahat olunduğu söylenmişti. Benim için pek geçerli değil. Biberonu kaynatmak yerine kaynamış suyla yıkıyorum. Rahatlığım bu kadar işte.


HB

2 Ocak 2015 Cuma

Yeşil Anne-Bitkisel Deterjanlar

Yeşil Anne ile Burcu’nun şu yazısı sayesinde tanıştım. Henüz tüm ürünleri deneme şansım olmadı ancak bulaşık deterjanları ve yanlarında hediye gelen yüzey temizleyici şu an evimizde. Ürünlerin tamamı sertifikalı ve paraben, klor, amonyak gibi sağlığa zarar veren kimyasallar içermiyor. Bulaşık deterjanları ile işe başladım. Çünkü uzun süredir bu konudan dertliyim. Bulaşık makinesi için hangi deterjanı denediysem bulaşıklarda kalan deterjan kokusundan kurtulamadım. Makineden bir bardak çıkarıp su doldurduğumda bu şekilde kokuyor olması ne kadar sinir bozucu tahmin edersiniz. Yeşil Anne’den aldığım Mom’s Green sıvı bulaşık deterjanı ile bu sorun tamamen yok oldu. Gönül rahatlığıyla makineden çıkan bardak, çanağı tekrar durulamadan kullanıyorum.

Elde yıkama için aldığım bitkisel deterjan da keza öyle. Tek kötü tarafı çok köpürmüyor oluşu ki zaten bitkisel bir deterjanın köpürmesi nasıl mümkün olurdu bilmiyorum. Başlarda temizlemiyor gibi hissettim ancak sonradan alıştım.



Çamaşır temizleyici, yumuşatıcı gibi ürünleri de var, sitesinden inceleyebilirsiniz. Şu sıralar bildiğim kadarıyla çamaşır suyu alternatifi için çalışıyor. Umarım kısa sürede evdeki çamaşır suyundan da kurtuluruz.

Teslimatta oldukça hızlı, ürünlerden de bahsettiğim gibi çok memnun kaldım. Ancak kargo ücreti için limiti biraz daha düşürse ürünler bittikçe beklemeden sipariş verebiliriz ancak şu halde genelde fiyatların üzerine bir de kargo ücreti eklemek zorunda kalıyoruz.


HB

6 Kasım 2014 Perşembe

Miniğin ilk eşyaları

Genel olarak sosyal medyadaki çekilişlere katılan biri değilim. Aslında sosyal medya ile sınırlamayayım, büyük AVM’lerde araba çekilişleri olur. Annem tüm alışveriş fişleriyle bu çekilişlere katılırken ben çok üşenirim böyle şeylere. Sosyal medyada çekiliş yerine yarışmaları daha çok takip ediyorum. O da eğlencesine işte. Yarışma şartlarını yerine getirirken eğleniyorum bir yandan çünkü. Yani fotoğraf çekerken.
Çekilişe mesafeli olmama karşın Blogcu Anne’nin ayın ürünü olarak yazdığı ve benim ilgi alanıma giren hediyesine denk geldim. Yazı linki burada. Minik kızın şansına katıldım ve 5 talihliden biri oldum.
Mamajoo’nun anne paketi bir adet biberon, bir silikon göğüs koruyucu (ki bu nasıl kullanılır, nedir pek fikrim yok), bir de sevimli bir önlük içeriyordu. Paketim dün elime ulaştı. Elif çekiliş yapmakla kalmayıp ürünlerin ulaşıp ulaşmadığını da takip ediyor. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.



Eda biberonu görünce “aaa nasılmış bu biberon bakayım” derken derken bir baktık ki biberon ağzında. Sonra da önlüğü taktı ve Bahadırla göz göze geldik. Hatta Bahadır bu hediyeler küçük kıza yar olmayacak galiba diye düşündü. Hemen kaldırdım tabi. Bakalım bu biberonla ne maceralar yaşanacak…


HB

3 Kasım 2014 Pazartesi

Sizzix Big Shot Kesim Makinesi

Çok büyük bir keyifle başladığımız ve bazı özel sebeplerle artık ilgilenemediğimiz Lucellomuzdan geriye kalanlar hakkında bir duyurum var. Aslında instagramda paylaşmıştım ama biraz daha detaylı olması açısından yazmak istedim. Gelen sorulara da cevap vermesi adına…
Geniş bir araştırma sonucunda keçe kesim makinesi almıştık. Yanında da 4 adet kalıp aldık. Çünkü bu makine kalıp almazsanız tamamen fonksiyonsuz durumda. En çok kullanılan kalıplar (yani bizim için öyleydi) çiçek ve kişiye özel isim yazdığımız için harf kalıplarıydı. Elle bunları kesmek çok zaman alıyor. Keçe ve tasarım işiyle uğraşanlar için harika bir kurtarıcı aslında.



Güvenilir bir yurtdışı sitesinden orijinal Sizzix makinemizi, kesim pedlerini ve kalıplarını aldık. Ancak kutusundan bile çıkarmak nasip olmadan Lucello’ya son vermek durumunda kaldık. Yani ürünlerin tamamı sıfır durumda. Garantisi de var elbette ama yurtdışından olduğu için ne kadar kullanılır emin değilim.
Sizzix makineyle kağıt, keçe, kumaş, ince alüminyum levhalar ve birçok malzeme kesilebiliyor. Satınalmak için o kadar çok araştırma yaptık ki şimdi elimden çıkarmak zorunda oluşuma üzülüyorum. Ama hiçbir şekilde işimize yaramayacağından evde yer kaplamaması tek amacımız.
Fiyatı elbette bize maliyetinden çok daha düşük ve ayrıca kalıpları için de bedel istemiyoruz, yani kalıpları hediye ediyoruz makinenin yanında.
İlgilenen olursa ve soru sormak isteyenler sadeanneHB@gmail.com adresine mail atabilir.

Edit --) Makinenin satışı yapıldı. İlgi gösteren herkese çok teşekkürler.


HB

30 Nisan 2014 Çarşamba

Rahat anneler rutin sevmez mi?

Bazen kızıyorlar bana, çocuk bu robot değil ki. Hep aynı saatte uyusun, hep yemek saatlerine uysun diye zorlama bu kadar eleştirileriyle karşılaşıyorum. Hatta bazen ben de kendime kızıyorum, neden kasmışım ki bu kadar uyusun da uyusun diye. Canı ne zaman uyumak isterse o zaman uyusun bırak stres yapma hiç diye kendime çok söyledim.
Eskiye göre rahatım da ama haftaiçi biraz daha hassasım. Çünkü sabahları zaten o kadar zor uyanıyor ki bir de geç yatarsa iyice uykusunu almadan okula gidiyor. Haftaiçi hiçbir yere gidemiyoruz sırf bu yüzden. 1 saat geç uyusun ne olacak diyenlere de cevabım var. Ufak bir formülle 1 saatin aslında çok saat olduğunu gösterebilirim.

1 saatlik kayma + bunun getirdiği uyku sapıtması < 2 saatlik kayma

Dün gece yaşadık. Annem yemeğe çağırmıştı. Bahadır Celal ile Ceren diye bir filme takılmış, Eda’nın da ilgisini çekmiş. Baktım baba kız göz kırpmadan film seyrediyorlar. Film de Şahan’ın! Neyse uyku saati gelince kalkalım dedim tabi istemedi. Birkaç kez söylememe rağmen ancak film bitince kaldırabildim. Yani saat 9:45’te! Eve git, giyin, yat derken saat 10’u geçti tabi. Yatakta da dön dön, uyuyamıyorum anne, uykum yok anne derken derken 11’den sonra anca uyudu. Yani 2 saatten fazla uykusuz kalmış oldu. Ve ben de artık rahatım, ikinci çocuk olursa uykuyu yemeği hiç de takmam artık kafama derken boş konuştuğumu anlamış oldum. Hala rahat anne olamamışım :(





Bu arada Lucello’da yeni ürünümüz anneleri ilgilendiriyor. Göz atın, pek sevimli bir yedek kıyafet torbası hazırladık.


HB

6 Eylül 2013 Cuma

Klima; derdim seninle değil



Kışın soğuk günlerinde yaz yaz diye sayıklayan ben yaz gelince anında hasta olma başarısı gösteriyorum. Sebebi ne dersiniz? Klima kullanmasını bilmeyen herkes. Klimayı suçlamam yanlış olurdu, onun bir günahı yok. Hatta klima olmasa ne yapardık bu kavurucu yaz günlerinde! Ama dışarıda kavurucu sıcak, belki dereceler 40’ları gösteriyor…Klimayı ayarlıyorlar 15 dereceye. Fanı da en yüksekte olsun.  Tamam işte benim hasta olmam için tüm koşullar hazır.

Ben kıstım, klima fanatikleri açtı. Böyle böyle derken acaba onlardan biri olmayı denesem mi diye düşündüm. Yüzüme gelen o soğuk esintiyle baş edemedim. Hırka giydim oturdum, biraz işe yarasa da benimle tokalaşanların tanık olduğu buz ellerimi ısıtamadım. Vücut alıştı belki, çok şükür yazın sonlarına doğru hastalıklar azalıyor ama bütün yazı üşüyerek geçiriyorum. Etek giymekten korkar oldum. Bu sefer de ofisten dışarı çıktığımda pantolonla bütünleşiyoruz.

Hayır bütün gün de aynı yerde değiliz ki. Bir dışarı çıkıyoruz bir ofise geliyoruz. Soğuk-sıcak-soğuk-sıcak vücut da dengesini kaybediyor. Tam birine alışacak hop ısı değişiyor bir anda. Böyle kullanıcıların olduğunu düşünerek klima üreticileri 20 derecenin altını iptal etmeli aslında. Ey klima şirketleri bakın size bir teklif, bunu düşünün derim. Ya da 20 derecenin altına inebilmek için kilit falan koyabilirsiniz. Belli kimseler hariç kimsede olmaz şifresi. Tamam biraz abarttım, iş yine kullanıcıda bitiyor.

İşim gücüm şikayet etmek. Tahammülsüz insanlardan bahsettiğim yazıda, onları kalabalık yerlere gelmeyip evde oturmaya davet etmiştim. Bu kesim için de önerim çok benzer. Evlerine bir klima taktırsınlar, ayarı 18 derece (yine hasta olmalarına kıyamadım), fan da maksimumda olsun, oh mis gibi soğuk soğuk otursunlar. Eve kapatma çözümüm sayesinde asosyal bir toplum yaratsam da kendimi mutlu etme ve hayatımı kolaylaştırma  yolunda hızla ilerliyorum.

HB

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Tablet bilgisayarda çocuklar için yüklenebilecek uygulamalar

Çocuklar için dediğim 2-3 yaş çocukları için aslında. Bir de bizimkinden dolayı genelde kızların sevebileceği tarz uygulamalar yüklüyorum. Bu uygulamaları bulurken biraz zorlandım ve o yüzden de belki işe yarar düşüncesiyle şimdiye kadar bizim hoşumuza gidenleri yazayım istedim.

Best Kids Songs
Bu uygulamayı açtığınızda ücretsiz birkaç şarkı geliyor karşınıza. Twinkle twinkle little star, old macdonald gibi. Şarkılar video klipli ve genelde dans eden bir kız veya hayvanlar oluyor. Eda dans eden kızın hareketlerini yaparak şarkıyı söylemeye çalışıyor. O yüzden en çok vakit geçirdiği uygulama bu diyebilirim. Tüm şarkılar ingilizce ve sözleri de altyazı olarak geliyor. Ücretli şarkılar da 6 TL civarında oluyor. “Today’s free gift” adı altında günlük ücretsiz şarkılar da geliyor zaman zaman.



Best Kids Stories
Aynı uygulamanın masal versiyonu. Ücretsiz yüklediğimiz masallar içinde “Hansel&Gratel” gibi cadılı hikayeler olmakla birlikte izlenebilecek güzel masallar var. Üstelik yine İngilizce olduğu için çocuk sadece çıkan görüntüleri izlemiş oluyor, bir yandan da İngilizceye karşı kulak dolgunluğu oluyor aslında.



Awesome Eats
Domates, brokoli, havuç gibi sebzeler yukarıdan düştükçe 3 bölme halindeki ekranda, sebzeleri aşağı inene kadar kendi bölmelerine yerleştirmeye çalışıyorsun. Gayet eğlenceli.



Pics Art for Kids
Çocukların hem çizim yapabileceği hem de  içinde bulunan çok sayıda resmi renklendirebileceği bir uygulama.



Kids Slide Puzzle
İsminden de anlaşıldığı gibi bu uygulamada yapboz işiyle uğraşılıyor. 8-9 parçadan oluşan puzzle yapımı kolay olsa da bu yaştaki minikler için başarma hissi veriyor. Böyle böyle 2000 parça puzzlelara geçecekler, öyle bir anda olmuyor.



Puzzingo
Bu da diğer puzzle uygulaması. Yalnız bir öncekinde parçaları sürükleyerek resmi oluşturan bir bütün yaratmaya çalışırken bu uygulamada parçaları doğru yerlerine yerleştirmeye çalışıyorsunuz. Çocuklar için oyuncakçılarda satılan ahşap yapbozlar gibi aynı.



Fruit for Kids
Ekranda resimleri gözüken çeşitli meyvelerin üzerine tıkladığında ingilizce adlarını söylüyor bu uygulama. Yalnız seslendirmeyi yapan abla baya aksanlı. Hiç ingilizce bilmeyen annemle, yolculuk esnasında Eda’ya açınca annem de Eda’ya eşlik edince komik anlar yaşandı. Özellikle watermelon’da :)



Princess Coloring
Aslında “coloring” diye arama yapınca peri boyamadan hayvan boyamaya türlü boyama uygulaması geliyor. Eda da bu tür şeyleri seviyor diye prenses olanından başladım yüklemeye.



Fun for toddlers
Bu da puzzingo benzeri fakat konular farklı tabi. Bunların tümü ücretsiz uygulamalar olduğu için seçenekleri arttırmak isterseniz kilitli olanları yine para ödeyerek açtırabiliyorsunuz. Dolayısıyla birkaç uygulama yükleyip seçenekleri arttırmak da mantıklı.



Şimdilik bunlarla haşır neşiriz. Aslında hepsini de baştan sona incelemişliğimiz yok ama vakit geçirmek hem de bir şeyler öğrenmek adına güzeller. Sizin de önereceğiz uygulama isimleri var mı?

Not: Bu aplikasyonların hem tablet hem de telefon (iphone/android) uygulamaları var sanırım. Telefonumda da yüklü bir çoğu oradan biliyorum.

HB

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Yollar bizimdir

Eda’nın yeni bebeği ile tanıştırayım sizi. Erkekler için yeni araba ne ise çocuklar için de bisiklet işte o. Eda’nın ilk bisikleti değil bu; ama önceki bebek işiydi. Hani arkadan tutularak gezdirilenlerden. Pek keyif vermiyordu. Dedesi söz vermişti, doğumgünü için yeni bisiklet alınacaktı ama o tarihe kadar beklemektense şimdiden alıp doya doya sürmesi daha mantıklı gelmişti. Cumartesi günü Eda bisikletine kavuştu. Üzerinden inmediği gibi eve girerken de tekerleklerini sildirip içeri alıyor! Tabi o kadarcık alanda sürmesi mümkün değil. Bu sefer de evcilik gibi bir şey oynuyor. Önündeki sepete ve arkasındaki kutuya bebeklerini, oyuncaklarını doldurup kendince bir şeyler oynuyor. Sokakta ise tutabilene aşkolsun, peşinden koşarken kilo kaybetmek mümkün.




Evdeki parkur


Eda’nın dedesi, yani benim babam varya torununa şimdiden böyle güzel bisikletler alırken kendi öz kızına aynısını yapmadı biliyor musunuz? İçimde ukte kalmış bir şeyi tam da konusu açılmışken anlatmasam olmaz. Yıl 93 veya 94, yeni taşındığımız sokaktaki çocuklarla bir güzel kaynaşmışım. Sürekli sokaktayız, oyun peşinde. Toprak sokağımıza asfalt döküldüğü gün bizim tayfanın asla unutamayacağı bir gündür herhalde. Bisikletler çıktı yerinden ve diğer sokaklardan bile çocuklar gelip bisikletleriyle donattılar bizim orayı. Herkeste bianchi. Benimki ise minik tekerlekli bir bisiklet. Kalitesine laf yok ama asla hayalimdeki gibi değil. Babamdan bisiklet almasını istediğimde almadı. Kız çocuğuna bisiklete ne gerek var dedi hem de! Tamamen bahane bulmuş demek ki, asla bu mantıkta değillerdir çünkü. O zamane çocuğu kendisine hayır dendiğinde tutturur mu! Ah babacım ah, şimdi torununa alırsın tabi...Bahadır’ın da bisikletle ilgili bir hikayesi var. Onların da bir pinokyosu varmış ve abi-kardeş koltuk yeri en en yükseğe gelene kadar aynı bisikleti kullanmışlar. Palyaço gibi, ayaklar en yukarıdan pedalları çevirirken nasıl komiklerdi kimbilir. Sonra mahalledeki herkes dağ bisikletine geçmeye başlayınca abimle birlikte pankartlar hazırlayıp grev yapmışlar evde. “Bisiklet almazsanız yemek yemeyiz”, “okula gitmeyiz” gibi.. Ve babam dayanamamış, bir bisiklet almış. İşte kardeş dayanışması. Ben nasıl ikna edecektim tek başıma babamı!
Neyse, ben doyasıya süremedim şimdi kızım binsin benim yerime de bol bol inşallah.

Son durum: Sabah bisiklet bagaja konup anneanneye gitti ve Eda daha gözlerini zor açarken bisikletin çıktığını görünce sokağın ilk sakinlerinden biri olarak turlarına başladı.

HB

21 Şubat 2013 Perşembe

SadeAnne Saç Tasarım

Bir meslek grubuyla daha ilişkimi kesmiş, azami düzeye indirmiş bulunuyorum. Kuaförler! Artık size muhtaç değilim hahaaayt! Bu kolay olmadı elbette. Çok emek sarfettim, evi ufak çaplı bir kuaför salonuna dönüştürmem kolay olmadı.
Böyle yazıyorum diye her günümü kuaförde geçiriyordum sanmayın. Neticede ben bir anneyim. Bu cümle kuaföre gitme sıklığımı ifade ediyor zaten. Birkaç sene öncesinde fönsüz gezmezdim ayrı ama dağınık ve bakımsız saçla gezmeye de alışmıştı artık gözüm. Evimin dibine kuaför açılınca biraz olsun yine kendimi yine salonlara atayım dedim; fakat geçen haftasonu nemli saçlarla gidip kapalı olduğu için kapıdan dönünce ıslak saçlarımla bir 15-20 dakika geçirmek zorunda kaldım ve bu gidişata bir dur demeye karar verdim.

Kuaför muhtaçlığının türlü riskleri var:
-Mesela saçın çok bakımsız, güçsüz diye başlayıp kuaförde satılan ürünlerin ele tutuşturulmasıyla son bulan süreçle karşılaşma ihtimalin çok yüksek.
-Sonra kuaförler genelde konuşmayı severler. Makine sesi bir yandan, bir taraftan da muhabbet etmekle uğraşacaksın.
-Sürekli gittiğin kuaför varken es kaza başka bir yere gitmek zorunda kaldıysan yandın. Dilinden kurtulamayacaksın. Bir de diğer kuföre “çamur”atmak için saçına etmediği laf kalmayacak:yamuk kesilmiş, nasıl toparlarız bilmem...
-Sadece kırık aldırmak için gittiğin ve kısacık kaldı saçlarım diye üzüldüğün oldu mu hiç? Kesin olmuştur, ne çok severler saçı kısaltmayı bu kuaförler.
-En fenası da tam alışırsın birine, buldum sonunda istediğim gibi birini dersin, hooop yok olur. ....bey işten ayrıldı denir, nereye gittiği de söylenmez çoğu zaman.

Tüm bu riskleri minimuma indirmek şarttı. İşe kendime bir saç maşası alarak başladım. Ufak çaplı kuaför salonumun temelleri yıllar yıllar önce aldığım düzleştirici ile atılmıştı zaten. Tek gereken biraz gelişimdi. Düzleştiricim vardı, kıvırcık da olabiliyordum artık kolayca. Bir de saçımı kendim kesebilsem hayatımdan komple kaldırabilirdim kuaförleri. Ama zaten adım rapunzele çıkmıştı bir kere, saçımı kestirmeye pek de niyetim yoktu. Gittiği yere kadar...

Evde kullandığım saç kurutma makinemin bozulup sadece en düşük kademede çalışması ve bu haliyle en fazla küt saçlı bayanlara hizmet edebiliyor olması, benim hayat standardımı epeyce kötüleştirdi. Zira yarım saat boyunca saçımı sadece kurutmak için uğraşıyorsam bu iş katlanılır bir iş değildi. Makinemin bozulması salon gereçlerime bir yenisini ve aslında en önemlisini eklemem için bir şanstı. Hemen kuaför malzemesi satan bir dükkana  gittim ve kendime en güçlüsünden en profesyonelinden bir kurutma makinesi aldım. Fönümü de çektim bir güzel. Meğer fönün bir numarası yokmuş, bütün olay makinedeymiş. Evet, onlar kadar çabuk yapamadım,biraz zahmetli bir iş  ama sonuçta evimden çıkmak, hazırlanmakla geçirdiğim süreyi buna ekleyebilirim. Hem belime takmak için kuaförlerin kullandığı aparatlardan alırsam pekala hızlanabilirim. Yaptıkça kendimi de geliştiririm.



Anlayacağınız kendi kendimin kuaförü oldum. Düz saçlı kızlar! Artık size bir adım daha yaklaştım. Aramızda tek bir fark kaldı; yağmurlu günlerde tülermeyen saçlarınız. Onun için de bir şeyler bulacağız elbet.

HB

20 Aralık 2012 Perşembe

Tester

Yüzsüz olduğum sevgili kocam tarafından defalarca yüzüme vurulsa da bu tester mevzusuna takmış durumda olduğum için aldırmadan her seferinde işi yüzsüzlüğe vurmaya devam ediyorum. Tester ürünlerin amacı, müşterilerin ürünleri deneyip memnun kalırsa asıllarını satın almasıdır. Bu net mi? Ben tester ile o ürünü test edeyim ve beğeneyim ki kendisini de alayım. Özellikle kozmetikte minik bir tüp için tonlarca para ödemekle kalmayıp bir de o ürünü kullanamıyor olmak pek hoş olmuyor çünkü. Önden deneyebiliyor olmak en güzeli. Tester müşteri için üretiliyor ise benim talep etme hakkım kadar doğal bir şey olamaz. Neden yüzsüz olarak nitelendiriliyorum onu da anlamış değilim ya neyse.
İsteyenin bir yüzü... demişler.

Yalnız öyle bir hale geldi ki artık ürün test etmekten ziyade bakalım ne diyecekler diye istemeye başladım. Çoğunlukla aldığım cevap “şu anda elimizde hiç yok malesef, bir dahaki gelişinizde mutlaka hatırlatın” olduğu için.. Hatta artık bu cümleyi duyduktan sonra “her zamanki gibi” diyorum ve karşı taraf “yok aslında hep oluyordu, bugün kalmamış şansınıza” şeklinde beni yemeye devam ediyor. Kızdığım bu. Bir dahaki gidişimde falan hatırlatamam ben, o kadar da değil. O an alışveriş yapmışım, bir sürü şey almışım aynı markadan, o anda vereceksen ver hediyelerini. Haftalar geçmiş ben gidip isteyemem durduk yere tester.



Ben de kendimce bir taktik geliştirmeye karar verdim. Göz makyajım için temizleyici almak istiyordum. Benim senelerce aynı markayı kullanma gibi bir özelliğim yok malesef. Pudra da olsa, nemlendirici de olsa, hatta parfümde bile üst üste birkaç kez aynı ürünü kullanamıyorum. Çabuk sıkılıyorum diyelim. Makyaj temizleyici için kozmetik mağazasına girdiğimde de aklımda bir marka yoktu. Kolay ve gözü yakmadan çıkarması yeterliydi. Tam istediğim özelliklerde bir ürün vardı. Bu konuda bir numaraydı güya. Fiyatını duyunca vazgeçtim ve eskiden kullandığım markaya yöneldim. Kandıramadılar. Sonra eye-liner bakayım bir de dedim. Ne zamandır istiyorum ama sürebileceğimden emin değilim, kendime güvenim çok az. Demin göz temizleyici için gösterdiği markada bir de eye liner vardı ki benim bildiklerimle alakası yok. Annem zamanında kalmışım ben meğer. Bunun kullanımı gayet kolay, kalemden daha kolay hatta. Eye-liner’ı almaya karar verince dedim bana tester verin makyaj temizleyiciyi de bu markadan alayım. Oooh hemen çıktı testerlar piyasaya. Makyaj temizleme köpükleri, nemlendiriciler, parfümler. Ben buldum yöntemimi :)

HB

17 Eylül 2012 Pazartesi

Evlere Renk Lazım


Bir şeyi yasaklarsan cazibesi artar derler ki çok doğru bence. Alışverişi kendime yasakladıkça kendimi hep alışveriş yapar halde buluyorum. Serbest mi bıraksam acaba kendimi? Onu da denedik gerçi, etkili bir yöntem değil. Bu haftasonu kendimi ev alışverişine adadım farklı olarak. Özellikle mutfak için tabak, kaşık, kase gibi şeyler almaya bayılırım. Hele ki İkea’nın tasarımlarını çok kullanışlı buluyorum. Tantitone mağazası ise rengarenk, görsel olarak hemen içeri çekiyor insanı.

Dün önce Ikea’ya gittik. Niyetim yatak odasındaki bazı eşyaları kutulara yerleştirip daha kullanışlı bir oda organize etmekti. Ne kadar da düzenlesem 1 ay sonra her bir eşya birbirine giriyor ve karışık görüntü hiç hoşuma gitmediği gibi içlerinden bir şey bulmak da eziyet oluyordu. Hala da oluyor. Ikea’dan aldığım kutularla bunu önlemeyi amaçlıyorum. Çoraplar, çamaşırlar daha derli toplu dursun. Ayrıca takılar, tokalar, bunun gibi ufak tefek şeyler de iç içe geçmesin diye onları da bir düzene sokmam lazım. Bahadır bu kutu merakıma anlam veremedi. Zaten çekmecenin işlevi kutudan farklı değil bir de içine kutular koymak niye diye sorguladı durdu. Mutfakta çatal, bıçakları koyduğumuz zımbırtının görevini ve olmadığı durumlarda o çekmecenin halini düşünmek yeterli herhalde bunu açıklamak için. Erkeklerle alışveriş yapmak zor nitekim. Hem “hadi hadi” ler eşliğinde bir şeyler almaya çalış, hem laf anlat, hem de fikir verenin olmasın. Tek başına gezmeyi tercih ederim çoğu zaman.

Neyse ki Tantitone’ye gittiğimizde bu kimliğinden çıkıp Eda’yı oyalama görevini üstlenince annemle ikimiz rahatça gezdik. Daha verimli bir alışveriş oldu zaten bu yüzden. Buradaki renk cümbüşü insanın gözünü döndürüyor. Evdeki teflon tavalar çizik çizik oldukları için artık onları hiç umursamadan makinaya atıyorum. Her gün çiziklerine yenisi ekleniyor fakat sağlıksız olduğu için aklımda hep bunları değiştirme fikri var. Teflon yerine seramik daha sağlıklı, daha doğrusu çizilse de zararı olmadığı için daha kullanışlı. Sonra, ne zamanlardan hep cheesecake tarifleri okuyorum. Hepsinde kelepçeli kalıpla yapılacağı yazıyor. Evde yok ki yapayım. Bunun gibi birkaç ihtiyacımı daha gidermiş oldum. Yalnız eve geldiğimde baktım hepsini de mor renk seçmişim farkında olmadan. Çekiyor beni :) Bu arada 75 TL üzeri alışverişlerde kek kalıbı hediye ediyorlarmış. Anneciğimin mutfağını renklendirecek o da.


Şimdi sırada tüm dolabı indirip kışlık-yazlık değişimini yapmak ve kutuları doldurmak var. önümüzdeki haftasonu 2 gün boyunca suların kesileceği müjdesini de aldık! Artık bir sonraki haftayı bu işe ayırırım. Ütülenecekler, yıkanacaklar, verilmek üzere ayrılacaklar,..amanın aman çok işimiz var yine.

HB

18 Nisan 2012 Çarşamba

SoundHound

Akıllı telefonlarımızda yok yok artık. Binlerce uygulama içinde yüklediklerimden bazılarının çok faydasını gördüm. Bunların içinde bir tanesi var ki bu sabah bizden tam puan aldı.
İnsanın aklına bir şey takılır hani. Mesela bir şarkı..Melodisi aklındadır ama kimin söylediğini, şarkının ismini bir türlü bulamazsın. Sözlerini birazcık da olsa biliyorsan işin kolay; çünkü internete yazdığında hangi şarkı olduğunu bulabilirsin. Sözleri de hatırlamıyorsan bulma ihtimalin çok az. İşte bahsettiğim uygulama bu tür durumlar için yapılmış. Şarkının bildiğin yerini söylüyorsun, o hemen tarıyor ve karşına eşleştirdiği şarkıları getiriyor. Bulduğu şarkıları anında dinleyebiliyorsun. Youtube videolarını da getiriyor.
Ne zamandır Bahadır’ın söylediği bir şarkı vardı. Neydi bu şarkının adı diye düşünüp dururken aklına bu uygulama geldi. Hiç bir söz söylemeden “na na na na” şeklinde melodisini mırıldandı ve şak diye karşımıza çıktı şarkı: The Rolling Stones-Paint it black. Doğru yaa :) Bir rahatladık ki sormayın J Bildiğim kadarıyla android telefonlar için de var bu uygulama. Tavsiye ederim..




27 Mart 2012 Salı

Birkaç öneri

1.Uyku Tulumu
Bu ürün sayesinde eğer uyuyan bir bebeğiniz varsa uykusuz kalma ihtimaliniz kalmıyor. Çünkü bazı anneler sırf bebeğin üzerini örtmek için gece birkaç defa uyanmak zorunda kalıyorlar. Uyku tulumu ile bu dert kalmıyor, gönül rahatlığı ile uyuyabiliyorsunuz. Uyku tulumunun ayaklı olması güzel; böylece tulumun yukarı sıyrılma ihtimali olmadığı için bacakları da açılmıyor. Fakat ayaklı olması demek tulumun daha çabuk küçülmesi demek. Bu açıdan pantolon şeklinde olması daha iyi. İçine ince bir şeyler giydirip çorapları da üstüne çekerek de bu sorunu halledebilirsiniz. Bazı tulumlarsa ayaksız, çuval şeklinde. Bunlar çok daha rahat görünüyor; fakat bebekler içinde durduğu sürece. Mesela bizim kız sevmemişti, tüm gece boyunca ordan oraya döndüğünden içinde rahat edemedi ve uyandı durdu.

2.Polarsız bir hayat
Battaniyesi güzel oluyor ama giysi olarak sevmiyorum. Sıcak tutabilir ama çok terletiyor. Özellikle dikkatimi çeken; çocuklar için satılan atkı ve berelerin çoğu polar. Bereyi elime alıyorum yün diye, bir bakıyorum içi yine polar. Aldığım bere olsun, uyku tulumu olsun hiçbirini kullanamıyorum terlettiği için. Pamuklu kumaştan vazgeçmemek gerek. Geçen hafta yıkadığım uyku tulumu akşama kadar kurumamış, mecburen diğer tulumunu (kullanamadığım polar tulum) giydirmek zorunda kaldım. Daha 10 dakika içinde ter içinde kaldı. Mothercare çok kullanıyor bu kumaşı. Özellikle tulum ve atkı-bere grubunda.

3.Çıtçıtlı body
Bez çıkana kadar çıtçıtlı bodyler takım takım alınır. Beli açıldı diye kaygılanmaz anne, güzel bir üründür. Mothercare’i çok severim, güzel penyesi vardır, modeller de sevimlidir ama bu bodylerinde başarısız bulduğum bir şey var; o da yaka kısımları. Düğme kullanmıyorlar ve başından kolay geçmesi için yanlardan pay bırakıyorlar ama bu sefer de derli toplu durmuyor. Çok oraya buraya kayıyor. Düğmeli olanları daha kullanışlı bence.

4.Çamaşır
Tuvalet alışkanlığının başlamasıyla eve yeni bir ürün girer:çamaşır. Henüz edinmemekle birlikte tavsiyeleri paylaşmak istiyorum. Mothercare yıkandıkça bozulan lastikleri açısından önerilmiyor. C&A’nın bu konuda çok iyi olduğunu duydum.

5.Semizotu
Giyim kuşamla ilgili maddelerden sonra alakasız oldu ama semizotunun hazır mevsimi gelmişken önermemek olmaz. Sebzeler arasında en fazla Omega-3 içeriyormuş semiz ve idrar söktürücü özelliği varmış, ayrıca da kanı temizliyormuş. Hem faydaları var bir sürü hem de tadı güzel. Özellikle sarımsaklı yoğurtlu salatası muhteşem oluyor. Çocuklar için de vitamin deposu, sık sık tüketmek lazım.

6.Araba düzenleyici
Çocukla seyahat ederken arabanın içi savaş alanına döner. Peçeteler, yolluk alınan meyveler, oyuncaklar,kitaplar her birini toparlamak çok zordur. Bu tip şeyleri düzenli tutmak için güzel bir şey gördüm internette gezinirken.



Ayrıca Deli Anne’nin sitesinde bahsettiği model de çok kullanışlı. İkea’da satılan kumanda çantalarından alıp çocuk oto koltuğunun kenarına takıyorsunuz. Bu çantanın gözleri bir çok eşyayı düzenli bir biçimde taşımayı sağlayabilir.

7.Dolap içi raf
Benim gibi bardakları iç içe koymak zorundaysanız, üst üste konmaktan dolayı benim mutfağıma geldiğine pişman tenceleri olan biriyseniz raf ayıracı sizin için de kurtarıcı olacaktır. Üstelik monte etmeye gerek yok, ayaklı olduğu için sadece kullanmak istenilen yere yerleştirmek yeterli oluyor. Ben ilk fırsatta alıp deneyeceğim. Çünkü hiç hoşlanmasam da bardaklarımı artık 3’lü olarak iç içe koymaya başladım. Umarım ölçüleri de uyar.

HB

7 Aralık 2011 Çarşamba

Filin banyo zamanı geldi


Çok geç kaldım yazmakta ama hiç bahsetmeden de geçebileceğim bir şey değil. Geç olsun güç olmasın..

Telefonlarımız ile yapamadığımız şey yok artık. Masal okumak da bunlardan biri. Filin Banyosu (Elephant’s Bath) application store’da görmekten gurur duyduğum bir masal uygulaması. Boyutundan dolayı telefon üzerinden indirmeye izin vermiyor. Bilgisayar ile bağlanarak yüklenmesi gerekiyor. İnternet bağlantım olmadığı için ben henüz yükleyemedim. En kısa sürede bağlantı olan bir yerde halledeceğim.



·         Filin Banyosu 1-10 yaş arası çocuklar için yazılmış. Dolayısıyla geniş bir kitleye hitap ediyor.
·         Orijinali İngilizce olmakla birlikte Türkçe çevirisi de bulunuyor. Seslendirmeler de her iki dilde de yapılmış.
·         Masal interaktif olduğu için çocuklar için çok eğlenceli.
·         Yazar Alasdair Turner’in kızı Zara’yı anlatan bir masal.
·         Resimleyen OİP, programlarayan Deniz A.S.Çetin yani Özgür Anne

Şimdi android telefonu olanlar, iphone’u olanlar ve ipad’i olanlar hemen linklere tıklayıp bu eğlendirici ve keyifli masalı indirsinler! Sadece çocuklar için değil, biz de çok seveceğiz eminim ki..

HB

28 Kasım 2011 Pazartesi

Mevsimin vazgeçilmezleri



Kış aylarının gelişiyle birlikte hastalıklar gecikmeden aramızda görünmeye başladı. Eda da bir süredir öksürüyor. Öksürük denen şey kolay gelir, gitmek bilmez ya; o mantıkla bende çok endişe yaratmadı Eda’nın öksürüğü. Ateşi yoktu ve hırıltılı bir öksürük değildi, balgam olduğu için öksürüyordu daha çok. Bu sürede evin diğer fertler yani ben ve Bahadır da hastalanınca kızın hastalığı hafif ilerler gibi oldu. Öksürük sıklaştı, buna burun akıntısı eklendi. Daha da kötüleşmeden ilaca başlamaya karar verdim o nedenle. Cumartesi gününden beri Peditus kullanıyoruz. Şurup kadar hatta belki ondan daha önemli birkaç aracımız var aslında.



Coldmix
Bu hastalığın en kötü taraflarından biri neden olduğu burun tıkanıklığı. Burnu tıkalı bir çocuğun uyuma ihtimali çok zor. Bizim için bile aynı şey geçerli aslında. Ben burnum tıkalı olduğu zamanlar yatakta döner dururum, ağzımdan nefes alamam çünkü böyle durumlarda. Çocuk da aynı şekilde huzursuz olur burnundan rahat nefes alamadığında. Coldmix bunun en güzel ilacı. Aslında ilaç da denemez, bitkisel bir damla. Yaka ve omuz bölgesine 1-2 damla damlatıldığında nefesi açmaya yarıyor ve etraftaki enfeksiyonlara karşı da koruyuculuk sağlıyor. Ufak çocukların kullanımında önerilmeyen Viks’in aksine Coldmix için bir yaş sınırı yok. Doktoru Eda’ya 5 aylıkken önermişti çünkü.

Serum fizyolojik damla
Burun tıkanıklığı yaşayan çocuklarda sık sık kullanılması gerekiyor. Eda hiç hoşlanmasa da haftasonları uykuya yatırmadan bir süre önce mutlaka burnunu bu şekilde açıyorum. Ellerini ve başını tutmak, ağlatmak zorunda olsam da..

Soğuk hava buharı
Alıp almamakta kararsız olduğum ürünlerin başında geliyordu. Şimdi ise iyi ki almışım diyorum. Gece gündüz kaloriferin yandığı evlerde nem oranı %25’e kadar düşüyor. Böyle olunca da geceleri boğazı kurumuş olarak uyanıyor insan. Buhar makinesini çalıştırdığımızda ise fark hemen hissediliyor. Eda şansımız varsa ve birkaç saatliğine de olsa odasında uyuyorsa buhar makinesi onun odasında oluyor. Boğazım kuruduğundan durmadan su içmek için uyanıyorum. Eda çok geçmeden yanıma geldiğinde makineyi de taşıyorum. Boğazım yumuşacık oluyor ve rahat rahat yutkunuyorum ama bu sefer de Eda uyutmuyor. Tezat tezat..

Ihlamur çayı, bal-limon
Eda için hazırladığımız ve içiremeden dökmek zorunda kaldığımız çayın sayısını hatırlayamıyorum. Ne biberondan,ne bardaktan hiçbir şekilde içmiyor. İçine pekmez,bal gibi tatlanırıcı şeyler koymayı da denedik, faydasız. 1 kaşık balın içine birkaç damla limon sıkıp onu yedirebiliyoruz anca. Boğazına iyi gelmesi için...



Mevsim meyveleri
Çeşitlilik azalsa da portakal,kivi,mandalina,ananas gibi vitamin bakımından zengin meyvelerle takviye yapmakta fayda var. Hastalıklarla savaşmak için şart aslında. Çok az meyve tüketen biri olarak kendime de söylüyorum; her gün mutlaka menümüze meyveyi eklemeliyiz.

Bu ne soğuk!!


Kışı oldum olası hiç sevmemişimdir. Soğuk havası, kalın kalın kıyafetleri, balkonda oturmak varken çoğu zaman eve hapsetmesi, erken kararan günleri, değişken havalarla birlikte çıkan ve salgın şeklinde yayılan hastalıkları ile kış hiç benim mevsimim değil.

Yaz gelene kadar kendimizce belirlediğimiz önlemler ile atlatacağız bu kışı da..Umarım büyük hastalıklar yaşatmadan yerini ilkbahara bırakır..

HB

Popüler Yayınlar

Recent News