http-equiv='refresh'/>

mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2014 Perşembe

Figen ile soru sormaca oynadık

İnsanın çevresinde hep pozitif insanlar olmalı. Diğer türlüsü hayatı gerçekten çekilmez kılıyor. Figen hayatımda bu insanlardan biri. İş hayatının bana kazandırdığı iyi arkadaşlarım var şanslıyım ki. Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığını düşünürsek..evet çok şanslıyım.
Çok tatlı bir anne aynı zamanda Figen. Oğlu Ömer de annesine çok düşkün. Arabalara bayılıyor, her modeli söyleyebilir sorsanız muhtemelen. Yaklaşık 2 ay annesinin işi sebebiyle kaldığı İtalya’da otomobil müzesine gitme fırsatına kavuştu. Bu yaşında arabalar hakkında benden çok daha donanımlı kısaca :)

Figen’in anne olduktan sonra oluşturduğu bir blogu var Çok güzel bir anlatımı vardır, zevkle okurum yazılarını. Soru sormaca yanıtlarından da anlayabilirsiniz bunu. Kendisine çok teşekkür ederek hemen cevaplarına yer veriyorum.

Hem yapmayı hem yemeyi sevdiğin bir yemek tarifini kısaca paylaşır mısın?

Tarçınlı havuçlu cevizli kek J 3 yumurta, yarım su bardağı şeker (eskiden 1 bardaktı, Ömer’den sonra şekeri azalttık), yarım su bardağı süt, yarım su bardağı yoğurt, yarım su bardağı zeytinyağı, 1 su bardayı kavrulmuş ceviz, 1 su bardağı rendelenmiş havuç, 2 su bardağı un, 1 çay kaşığı tarçın, 1 paket kabartma tozu.

Eklenme sırasına göre yazdım. Kek yapmayı hepimiz biliyoruz zaten J

-Anne sıfatının önüne kendi karakterini düşündüğünde hangi sıfatı yakıştırırsınız?

Mutlu anne J anne olmayı çok seviyorum, çocukları da. Anne olduğum için tahmin edebileceğimden çok daha fazla mutluyum.

-Anne olduktan sonra çevrenden duyduğun en sinir bozucu cümle nedir?

Anne olduktan sonra çevremdekilere çok sinir olmuyorum desem yalan olmaz. Ama ilk aylarda “bu çocuk doymuyor” diyererek oğluma mama vermek isteyenlere deli olurdum! Üstelik Ömer her ay 2kiloya yakın alırdı. Yine de sütün yetmiyor derlerdi J

-Yaptığı işten memnun birini tanımıyorum. Peki sen nasıl bir işte, hangi şartlarda çalışmayı dilerdin?

Ben yaptığım işi çalışma saatleri dışında gerçekten çok seviyorum ama önce “eş”, sonra da “anne” olduğum için frene bastım ve iş için yaptığım fedakarlıkları durdurdum. Kesinlikle akşam 3-4 civarı çıkabileceğim ve sosyal sorumluluk yanı daha ağır basan bir işte çalışmak isterdim.

-Akşam eve gittiğinde seni bekleyen minikkuş/kuşlar ile nasıl vakit geçiriyorsun?

Ömerle buluştuğumuz an kapıda dans etmeye başlıyoruz ve hemen kucağıma atlıyor. Aylardır hiç değişmedi J Bir süre öpüşüp koklaştıktan sonra anneannesinden evimize gidiyoruz ve 1-1,5 saat içinde yemek hazırlama+yeme+toplama faslını bitiriyoruz. Akşamımız en çok araba sürerek ya da yarışarak geçiyor. Her akşam yakalamaca ve saklambaç standart J Bunun dışında birlikte çok fazla aktivite yapıyoruz. Kesip biçiyor, kendi otoparkımızı inşa ediyor, resim yapıyor, oynuyor da oynuyoruz. 2 yaşından sonra babasıyla yerde boğuşmak da bir geleneğe dönüştü, ben de o arada mutfak işlerimi hallediyorum.

Ayrıca kek ve kurabiyelerimizi genelde birlikte yapıyoruz. Benimki gibi obur bir çocukla yemek hazırlamak kadar keyifli çok az şey vardır J
Burada değinmek istediğim bir konu var: bazen “anne günü” bazen de “baba günü” olabiliyor. Çok yoğun ve yorucu geçen bir günün ardından oğlumla kalitesiz ve zoraki vakit geçirmektense o akşamı eşime bırakabiliyor, daha ziyade uzaktan katılımcı ya da dinleyici oluyorum. Benzer durum eşim çok yorgun ve ben kendimi çok enerjik hissettiğimde de geçerli oluyor.

-Blog yazmayı sevdiğine göre kitapları da sevdiğini düşünüyorum. Mutlaka okunmalı dediğin, en sevdiğin kitap hangisi?

Ben genellikle başkalarının özel hayatını okumaktan keyif almıyorum, kurgu bile olsa. Bu nedenle edebi yönü çok kuvvetli olmadığı sürece fazla roman okumuyorum. Blog okurken de romantik bir akşam yemeği, eşten gelen bir çiçeğin anısı vb şeylerin paylaşıldığı yazıları okumam. Tecrübe ve bilgi içeren kitapları okumayı seviyorum.
Ahmet Şerif İzgören, Doğan Cüceloğlu, Anthony Robbins gibi kişisel gelişim kitapları favorim. Nazan Bekiroğlu da kitaplığımızda büyük yer tutar. Ömer’den sonra daha çok bebek-çocuk bakımı&psikolojisi üzerine kitaplar ve araştırma yazıları okumaya yöneldim.

En sevdiğim kitap “Küçük Prens”. Herkes, her anne mutlaka okumalı.
Ülkemizin ve dünyanın geldiği noktanın nerelere varabileceğini anlamak ve dersler almak üzere Paul Auster – Son Şeyler Ülkesini’de tavsiye ederim.

-Takipte olduğun bloglar hangileri? İlk üçünü sıralar mısın?

Ben de senin gibi arkadaşlarımın bloglarından, bilhassa çocuklarının güzel yüzlerini görmekten keyif alıyorum. Bazı paylaşımlardaki sahteliği görünce blog dünyasını sorgulamıyor da değilim hani J müdavimi olduğum bir blog yok ama sıklıkla takipte olduğum ilk aklıma gelen bloglar: Cafe Fernando, Cafenohut, Portakal Ağacı.

-“Hayır” diyebilen bir yapın var mı? Çevrendekilere ve çocuğuna göre yanıt değişir mi?

“Hayır” deme konusunda çok başarısızdım. Misal: Ertesi sabah 5te yola gideceğim bir akşam oturup arkadaşımın bebeğine kurabiye pişirdim J Oğlum doğduktan sonra biraz törpülendim. Oğlum ve annemle birlikte İtalya’da geçen 2 aydan sonra ise çevreme “hayır” demek oldukça kolaylaştı.

Çocuğuma “hayır” demenin kolaylığı konusuna göre değişiyor. Onun sağlığını etkileyen hiçbirşeye “evet” demeyeceğimi hem oğlum hem çevremdekiler bilir. Mesela ben yanındayken asla pakette satılan hazır gıda tüketemez, cevabım çok nettir, sormaz bile. Televizyon konusunda da çok tutarlıdır cevabım.

Fakat sürekli vicdan muhasebesi yapan ve onunla  geçirdiği vakti az bulan bir anne olarak bazı konularda “biraz daha” teklifini kolay kolay geri çeviremiyorum. Bu nedenle biraz daha kamyon sürerken uyku saatinin sarktığı oluyor. Ya da suyla oynarken yıkanması 1 saati bulabiliyor. Açıklarımı suistimal etmeye yatkın bir çocuk olsa muhakkak kendimi frenlerdim ama Ömer asla öyle bir çocuk olmadığı için ben de biraz esniyor ve onunla eğlenmeye öncelik veriyorum.

-Seyahat desem? Yurtdışı-yurtiçi nereler senin en sevdiğin seyahat noktaları?

Yurtiçinde en sevdiğim seyahat noktası Kapadokya. Hem hamilelik haberimi alıp manevi olarak, hem de aynı gün balona binip fiziki olarak havalara uçtuğum, hayranlıktan ağzımı açık bırakan, muhteşem bir mekan. Birden çok kez gidebilirim.

Yurtdışında en çok Prag, Viyana ve Monte Carlo’yu sevdim. Prag’ın Unesco tarafından korunmuş olması her köşesinde kendini belli ediyor. Monte Carlo zenginliği, temizliği ve lüksüyle başımı döndürmüştü. Viyana ise müzeleri, sarayları, sanat galerileriyle doyamadığımız, tekrar gitmek istediğimiz bir rota.

Merak ettiğim seyahat noktaları ise başta kuzey Avrupa ülkeleri, Paris, Barselona ve Güneydoğu Anadolu.

-Miniğinle birlikte çekilmiş bir fotoğrafını paylaşır mısın? Senin en sevdiğin fotoğraf olsun.

Ona kavuştuğum, ilk kez dokunduğum anın fotoğrafı benim için hatıralarımın başköşesindedir. Paylaşabileceğim en sevdiğim fotoğraf ise kolaj şeklinde; ofisimi, evimi, sosyal medya hesaplarımı süsleyen aşağıdaki. Onun terchilerine göre hazırladığım ve kendi doğumgünü şarkısını söylediği 2. Yaşgünü J


19 Kasım 2014 Çarşamba

Soru Sormaca

Eda’nın düzgün cümleler kurup konuşmaya başlamasından itibaren oynadığımız bir oyun var: soru sormaca. Bu sadece ve sadece arabada seyahat ederken oynadığımız bir oyun. Eskiden arabada çok ağlardı çünkü, sıkılırdı ve bizim onu oyalamak için “hadi soru sormaca oynayalım” dediğimiz günler hala aklımda. Artık biz değil o istiyor oynamayı. Ne zaman aklına gelirse o an başlıyor oyun. Sorular “en sevdiğin renk, en sevdiğin hayvan, en sevdiğin şarkı…”gibi. Yani çocukluğumuzun anket defteri soruları.
Ben de blogger anneler ile soru sormaca oynamak istedim. Bu soruları yanıtlayıp blogunuzda paylaşır mısınız? Özellikle birilerini mimlemek istemedim. Bu yazıyı okuyan tüm anneler mimlenmiş sayılsın kendini. Yazınızın linkini yorum kısmında mutlaka paylaşın, sonrasında yazıyı buna göre düzenleyeceğim. Blogu olmayan anneler ise maille bana yazarsa onlara da yer vermek isterim.


·      Burcu soru sormaca oyunuma katılıp sorularımı cevaplamış. Kendisine çok çok teşekkür ederim. Çok sevdiğim bir yemeğin tarifini ve samimi bilgiler içeriyor. Buyurun tıklayın

·         Gülin oyunuma katılıp sorularımı cevaplamış. Tatlı kızları hayatına girdikten sonra hayatının ne kadar değiştiğinden bahsediyor. Devamı için sayfasındaki linke buyurun.




İlk cevaplar da benden olsun :)

-Hem yapmayı hem yemeyi sevdiğin bir yemek tarifini kısaca paylaşır mısın?

Ben bir meze aşığıyım. Hergün meze yiyerek hayatımı sürdürebilirim. Şu sıralar humusa taktım. Hem besleyici, hem basit, hem de müthiş lezzetli.
Benim tarifim şöyle: Tüm ölçülerim göz kararı. Nohutu haşlayıp, kabuklarından ayırıp blenderdan geçiriyorum. Sonra 1 kaşık kadar tahin ekliyorum. 1 limonun suyunu, sarımsağı, çok az tuz ve çay kaşığının ucuyla kimyon ekledikten sonra birbirine iyice karışmaları için tekrar blender yapıyorum. Tereyağda kırmızı tatlı biber yakıp üzerine onu gezdiriyorum. Hazır.
Yemek olarak da makarna ve yaprak dolması düşkünlüğüm var. Makarna yapılışını öğrenci evinde kalanlar bile bilir. Sarmada Yüksel annemden birkaç değişiklik öğrendim. İçine çok bolca yeşillik koyuyor, pirincini çok daha az koyuyor. Öylesi çok daha güzel. Bir de yarı yarıya pirinç ve bulgur ile yapıyorum ben. Yapmayı da yemeyi de severim ama yapmak için vaktim olacak tabi önce.

-Anne sıfatının önüne kendi karakterini düşündüğünde hangi sıfatı yakıştırırsınız?

Sade Anne tabiki. Beni en çok tarif eden sıfat bu olmalı.

-Anne olduktan sonra çevrenden duyduğun en sinir bozucu cümle nedir?

Eda’ya birkaç kez söylendiğini duyduğum “Sen bizim kızımız olsana” cümlesi ve “bizim zamanımızda…”ile devam eden cümlelerin tamamı.

-Yaptığı işten memnun birini tanımıyorum. Peki sen nasıl bir işte, hangi şartlarda çalışmayı dilerdin?

Bir kere bu çalışma saatleri içinde hangi işi yapsam memnun olmam. Sabah evden çıkışım ve eve dönüşüm arasında 12 saat olduğunu düşünürsem çalışmak için yaşadığım sonucu çıkıyor. Beni sadece masamda oturtsalar, elime hiç iş vermeseler bile bu kadar saati dışarıda geçirmek yorucu. Şöyle sabah 8.45 akşam 4 arası olsa mesai benim için ideal olur. Bunun yanında anlayışlı yöneticiler isterdim. İşverenlerden çok çalışanları koruyan düzenlemeler olsun isterdim.

-Akşam eve gittiğinde seni bekleyen minikkuş/kuşlar ile nasıl vakit geçiriyorsun?

Yemek faslının hemen arkasından kendimi evcilik oynarken buluyorum. Bebeklerini kucağıma verip “al teyzesi” diyor bana ve oyun başlıyor. Sonra okuldan gelen bir dosya varsa onu inceleme, kitap okuma, uykuya hazırlanma derken zaman geçiyor.

-Blog yazmayı sevdiğine göre kitapları da sevdiğini düşünüyorum. Mutlaka okunmalı dediğin, en sevdiğin kitap hangisi?

Kendi kendimle konuşuyor gibi oldum :) Ahmet Ümit kitaplarının tamamına bayılıyorum. Elime aldıysam birkaç günde biter illa ki.

-Takipte olduğun bloglar hangileri? İlk üçünü sıralar mısın?

Arkadaşlarımın yazdığı blogları severek takip ediyorum. Bunların dışında ecnebi bir blog var çok sevdiğim. Hatun üçüncü bebeğe hamile ve bloguna, kendine ve gezme tozmaya bu kadar nasıl zaman ayırabiliyor hayret ve hayranlıkla izliyorum. Linki: http://lovetaza.com/
Yemek bloglarından http://kitcheninred.com/  var. Tarifleri ayrı, fotoğrafları ayrı güzel.
Bir de http://www.secdus.com/blog var. secdus özenle satışa çıkardığı ürünleri burada bir hikaye anlatır gibi yazıyor. Tabi sadece ürünleri üzerine değil. Paylaştığı fotoğraflar da çok özgün ve yaratıcı.

-“Hayır” diyebilen bir yapın var mı? Çevrendekilere ve çocuğuna göre yanıt değişir mi?

Sanırım çocuğum olduktan sonra hayır demeyi öğrendim. Eskiden bu konuda pek başarılı değildim. Eda sayesinde belki bu yanımı geliştirdim. Çocukların “hayır”dan anlaması gerektiğini düşünüyorum. Ebeveynler ve özellikle de babalar çocukların her istediğine tamam diyerek aslında en büyük yanlışı yapıyorlar.

-Seyahat desem? Yurtdışı-yurtiçi nereler senin en sevdiğin seyahat noktaları?

Yurtiçinde görmeyi istediğim çok yer var. Örneğin Hatay, Kapadokya ve Kaş gibi. Yurtdışında da İtalya’yı çok merak ediyorum. Barcelona gezimizden çok keyif almıştım. Çocukla yurtdışı seyahati planlanıyorsa ilk sıralarda olabilir burası.

-Miniğinle birlikte çekilmiş bir fotoğrafını paylaşır mısın? Senin en sevdiğin fotoğraf olsun.

Mine’nin çektiği tüm fotoğraflar olabilir. Onun çekimlerine bayılıyorum.



Hadi anneler, cevaplarınızı merakla bekliyorum.


HB

29 Şubat 2012 Çarşamba

10 things - 10 şey ve 1 mim

Mim sahibi burada. İsteyen herkesi taglemiş. Ben de blog sahiplerini tanıma açısından güzel buldum ve başladım yazmaya.



                                         Önce fotoğrafım..
                                                                                    (a picture of me)



                              Kendim hakkında rastgele 10 bilgi
                                                              Now 10 random things about myself.

1.   Kızıma ve eşime çok aşığım. Dünyada onlar için yapamayacağım şey yoktur.
(I love my daughter and my husband. There isn’t anyhing not to do for them in this world.)
2.   Korku filmi izlemeyi çok sevdiğim halde yalnız kaldığımda aklıma film sahneleri geldiği için hiç seyretmem.
(Although i like horror films, i don’t watch them, because i’m scared when i stay alone)
3.   Buz pateni, formula 1 gibi yapamadığım ancak izlemeyi çok sevdiğim sporlar vardır.
(There are sports i like watching like ice scating, formula 1 though i’m not able to do.
4.   Gezmeyi ve değişik yerler görmeyi çok severim; fakat neticede ben bir yengeçim ve evimden daha güzel bir yer tanımam.
(I like travelling and going out but my horoscope is cancer so I don’t know anywhere better than my house)
5.   Çok çok uzun süredir yan flüt çalmayı istiyorum; umarım bir gün bunun için ders alabileceğim.
(Since many years i want to play flute; i hope to learn one day)
6.   İki kez Rock’n Coke’a gittim. Son gittiğimde (4 yıl oldu sanırım) bu işlerin bizden geçtiğini anladım. Ah gençlik ah
(I’ve been in Rock’n Coke festival two times. Last time, i realized that i’m too old for these activities anymore)
7.       Soğuk havayı ve yağmuru hiç sevmem. Kışın atlet giymeden asla dışarı çıkmam.
(I hate cold and rainy weather. In winter i always wear undershirt)
8.   Almodovar ve Iñárritu filmleri favorilerim arasındadır. İspanyolca’ya da hayranım ayrıca.
(The films of Almodovar and Inarritu are my favorites. Besides , i admire Spanish.)
9.   Arabada kitap okumaya kalkarsam mide bulantısına katlanmam gerekir.
(I have a sick if I read books in a car)
10.   Esmer teni beyaz tene tercih ederim. O yüzden yazın sahilde güneş altında yatmak zorunda kalırım. Keşke gerek olmasaydı.
(I prefer brunette skin than light skin. Thus i have to sunbath for hours. I wish i wouldn’t had to.)


Ve birkaç soru
And some questions

1.Hiç ünlü biriyle tanıştınız mı? (Have you ever met someone famous?)
Hayır tanışmadım.
(No, i haven’t.)

2. En mutlu çocukluk anınız nedir? (What is your happiest childhood memory?)
Ben kalabalığı severim. Bu yüzden tüm aile bir araya gelip vakit geçirdiğimiz tüm anlar benim için mutluluktur
(The times I came together with my whole family.)

3. En beğendiğiniz müzik albümü hangisi? (Favorite album of all time?)
Çok var ama ilk aklıma gelen HIM-Love Metal
(There are many..e.g.HIM-Love Metal )

4. Tuzlu sever misiniz yoksa tatlı mı? (Are you a salty or sweet lover?)
Sıkı tatlıcıyımdır.
(Sweet)

5. Bu soru çok alakası geldiği için kendim değiştiriyorum. En sevdiğiniz tv show veya dizi hangisi? (What’s your favorite tv show?
How I Met Your Mother ve Game of Thrones bu ara takip ettiğim diziler.

6. En sevdiğin sandiviçi tarif eder misin? (Describe your favorite sandwich.)
Marul,peynir, domates, ketçap ve moyanez olsun yeter.
(Lettuce, cheese, tomato, ketchup and mayonnaise; it’s enough for me)

7. İlk evcil hayvanın neydi? (What was your first pet?)
Balık veya kuş, hangisini önce aldığımızı hatırlamıyorum.
(Fish or bird; I’m not sure which one we had first.)

8. Şimdiye kadar hayatta elde ettiğin en büyük başarı nedir? (What is your biggest accomplishment thus far in life?)
Erken anne olma kararım diyebilirim.
(I think decision of becoming a mother.)

9. Okumaya başladığın ilk blog hangisiydi? (What is the first blog you started reading?)
Bloglarla anne olduktan sonra tanıştım. Bu nedenle okuduğum ilk blogu herkes tahmin edebilir :) Her yazısını hala keyifle okuyorum.
(I’ve met blogs when i became a mother. So everybody can guess the first blog i started reading :) I still follow her posts   )

10.Hayatının geri kalanında yemek için tek bir tatlı seçme hakkın olsa hangisini seçerdin? (If you had to choose one dessert for the rest of your life, what would it be?)
Vişneli-çikolatalı pasta
(Cake with chocolate and cherry)

Ben de Yazan Anne, Dafne’s Designer Mom, SezoBigo, Sevgiden Sevgilerle-Sitare, Ada’nın Annesi’ ni ve yazmak isteyen herkesi mimliyorum!

HB

4 Ekim 2011 Salı

Anne dostu toplum için..

Bir şeylerin değişmesini istiyorsak çok şikayet eden ama az çözüm üreten bir topluma rağmen çaba göstermek zorundayız. Aksi halde şikayet etmeye hakkımız olmaz ve beğenmediğimiz koşulları yaşamaya devam etmek zorunda kalırız. Oysa değişim o kadar da zor değil. Uzun zaman alsa da, engelleri beraberinde getirse de ufak bir hareketle başlar ve kitleleri yanında getirir. “Anne dostu toplum platformu” işte bu değişim hareketinin örneği. Emzirme Reformu’nu takiben ortaya çıkmış ve daha çok yeni bir oluşum. Manifestosu ise hepimizin katkılarıyla oluşturulacak. Blogcu Anne Elif aşağıdaki soruları paylaşarak konuyla ilgili söyleyecekleri olan herkesi sobelemiş. Benim cevaplarım da aşağıda..

  1. “Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz? Birkaç cümle ile tanımlar mısınız?
  2. Türk toplumunun “Anne Dostu” bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz?
  3. Toplumsal hayatta annelerin karşılaştığı en büyük üç zorluk sizce nedir?
  4. “Anne Dostu İş Yeri” deyince aklınıza gelen ilk üç kriteri paylaşır mısınız?
  5. Çalışan annelerin yaşadığı en önemli üç sorun size göre nedir?
  6. Elinize bir sihirli değnek verilse, iş ya da günlük hayatınızda yaşadığınız hangi sorunu/engeli değiştirmek isterdiniz?
C1: Anne dostu toplum gerek yasal düzenlemeleriyle gerek örf-adetleri ve gelenek-görenekleriyle “kadın”a değer veren bir toplumdur. Anne dostu toplumda devlet sadece kanun çıkarmakla kalmaz, bu yasaların uygulanıp uygulanmadığını sıkı bir biçimde denetler. Zira süt izni kullanılırken fazla mesai yapılması yasakken büyük şirketlerde bile bu ihlal edilebiliyor. Anne dostu toplum çalışan annelere esnek saat uygulaması ile çalışma imkanı verir. Maaşımı daha düşük almak ve işlerimi ayarlamak şartıyla daha az saat çalışma olanağım olsun isterdim doğrusu.
C2: Yeterince değil. Anne dostu bir toplumda yaşıyor olsaydık ilk 6 ay sadece anne sütünü savunan fakat doğum sonrası izni sadece 2 ay olarak belirlemiş çelişkili düzenlemelerimiz olmazdı.
C3: Apartman girişlerinin bir çoğunun bebek arabası ile çıkmaya uygun olmaması, emzirme odası bulunmayan mağazalar veya alışveriş merkezleri, dışarıda örneğin alışveriş merkezinin asansörüne bebek arabasıyla binip normalden fazla yer kaplayınca diğer insanların rahatsızlığını yüzlerindeki ifadeye yansıtması; kısaca insanların anlayışsızlığı.
C4: Kaliteli bir kreşe sahip, her departmanın yakın bir yerinde bulunan süt sağma odaları, bebeğin anneye olan ihtiyacına empati ile yaklaşan bir şirket ve çalışanlar.
C5: Çalışan annelerin kısıtlı bir süre içinde bakıcı bulma zorluğu, yine çalışan annelerin bu yoğunluktaki çalışma saatleri yüzünden çocuklarına zaman ayırmada eksik kalması ve yeni nesilin anneyi daha az görerek bakıcı ile yetişmesi veya bunun tersi için annenin kariyerini feda etmesi, süt sağma odası bulunmayan bir yerde sütünü boşaltamadığı için rahatsızlanan veya sadece boş bir oda peşinde koşarak her türlü koşulda süt sağan annelerin işveren tarafından anlaşılmaması,yeri geldiğinde bu sürenin işten çalınan zaman olarak görülmesi.
C6: Bebeğimle daha çok vakit geçirebilmeyi, çalıştığım yerin bir kreşe sahip olmasını ve emzirme konusunda daha bilinçli yorum yapan bir toplum dilerdim.

Ben çalışan annelerin sıkıntılarından sadece süt sağma odasıyla ilgili olanı yaşadım. Şanslıydım yani, ama ne yazık ki süt sağmaya bu kadar zaman harcadığı için, süt iznini kullanıp eksik saat çalıştığı için, hatta az diye eleştirdiğimiz kanuni doğum iznini kullandığı için baskı gören, bu baskıyla haklarını kullanamayan yüzlerce anne var. Bir şeyler yapmak lazım, bir şeylerin değişmesi lazım. Bu yolda atılacak her adımda ben de elimden geldiğince olmaya çalışırım.  Siz de desteğinizi göstermek istiyorsanız blog sahipleri soruları cevaplayıp linkini yazabilir, blogu olmayanlar yorum yazabilir veya AnneDostuToplumPlatformu@gmail.com adresine mail gönderebilir. Bu yazıyı okuyan ve katkıda bulunmak isteyen herkes..

Tüm emzirme reformu gönüllülerini ve “anne dostu toplum platformu” fikrini öne sürenleri tebrik ediyorum. Sadece şikayet etmekle bir şeylerin çözülmeyeceğini bilen herkesi..

HB

28 Eylül 2011 Çarşamba

Annelik Karnesi

Annelik Karnesi
Annelik yaşı    15 ay
DERSLER      BAŞARI DURUMU
HARİKA     İYİORTA    KÖTÜFECİ
Yemek yedirmeü
Uyutmaü
Zaman ayırmaü
Oyun oynamaü
Dışarı çıkarmaü
İstediğini yapmaü
İstediğini yedirmeü
Sinirlenmeden günü tamamlamaü


SlingoMom dün kendi karnesini hazırladı ve tüm okuyucularını mimledi. Ben de hemen kendi notlarımı verdim. Durum çok da kötü değil gibi. Yemek yedirmeye iyi dedim; çünkü çok iştahsız bir kızım olmasına rağmen ve bu kız her lokmayı uzun süre ağzında tutmasına rağmen sabırla tabağını bitirmesi için uğraşıyorum. Annemse yemek yedirme konusunda harika yani tam not alır. Uyutma orta çünkü bu kadar aydır hala kendi kendine yatağında uyutmayı öğretemedim. Üstelik bu notlar 15 ayın tümünü kapsadığı için ilk aylarda gündüzleri hiç olmayan uyku düzenimiz notumu düşürdü. İstediğini yedirmeden en düşük notu aldım. Nedeni de sürekli zararlı şeyleri seven, dolaptan yeni çıkmış şeylerden ve özellikle dondurma yemek isteyen Eda hanımı bunlardan çoğunlukla mahrum bırakmam. Yani bu karneyi biraz da onun gözünden hazırladım. Bakalım, ikinci dönem bazı notlarımı yükseltebilirsem ortalamam iyi gelir sene sonunda J
Sıra sizde, okuyan herkes kendi karnesini hazırlasın hadi!

Popüler Yayınlar

Recent News