http-equiv='refresh'/>

12 Kasım 2014 Çarşamba

Kitap Mutluluk Getirir

Eda dün öğretmeni için gül çizmek istediğini söyledi. Benim hiçbir müdahalem olmadan kendince bir gül resmi çizdi ve çantasına koydu. Bu beni yeteri kadar duygulandırmışken bir de kitaplarını okurken fotoğraf çekmemi ve Elif öğretmenine göndermemi istedi. O da görsünmüş neler okuduğunu. Öyle çekeceğim sayfayı da kafama göre seçtirmedi, kendisi seçti burasını çek diye. Tabi her şeyi fotoğraf çeken bir annesinin varlığı da bu fikrin gelişmesinde etkili olmuştur. Ama inanın çok hoşuma gitti. Geçen sene bu zamanlar böyle böyle olacak deselerdi hiç inanmazdım. İlk aylar ağlayarak okula bırakışımız değil nedeni de ne bileyim sonradan da çok istekli gitmiyordu okula. Her sabah anneannesine gitme yolunu deniyordu bir kere. Okulda keyifliydi ama bize yansıtmıyordu bunu hiç. Şimdi ise maşallah bu tip hareketlerle bunu gösteriyor bize. Bir kere arkadaşlarına alıştı. Hatta bazen haftasonları karşılaşıyoruz okul arkadaşlarıyla ve zevkten dört köşe oluyor. Artık onun da bir çevresi olduğu için seviniyor belki de. Sonra okuldaki öğretmenler…Ben hepsini çok seviyorum ve kızımın da onlara olan sevgisini gördükçe mutlu oluyorum. Umarım bu tablo hiç bozulmaz.





Yazıyı yazdıktan sonra öğretmeninden mesaj geldi. Eda’yı bu fotoğraflardan dolayı tüm arkadaşlarının yanında alkışlatmış ve fotoğrafları sınıfa asılmış. Hayatta böyle mutluluklar olsun işte daha ne ister insan. Belki arkadaşları da etkilenir ve annelerine kitap okutur. Tüm çocuklar okusun, çok sevsin okumayı.  


HB

Estetik Dövmeler

Bu dövmelere bayıldım. Ne kadar estetik her biri. Elimde olsa böyle minik minik bir sürü dövme yaptırırdım heralde. Tabi çok dövme de itici durabiliyor, o sınırı bilmek lazım.

Minik kızım inşallah sağlıkla doğunca bana yine yol gözükür herhalde. Şimdi isim seçimi safhasındayız ya, arkadaşlarım dalga geçiyor. Sen bu yüzden kısa isim istiyorsun diye. Halbuki hiç öyle değil. Hatta öyle düşününce uzunu makbul. Aden güzel olur sanki :)










PS: Fotoğrafların tamamını pinterestten aldım.


10 Kasım 2014 Pazartesi

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Saat dokuzu beş geçe
Atam Dolmabahçe’de
Gözlerini kapadı
Bütün dünya ağladı

Doktor doktor kalksana
Lambaları yaksana
Atam evden gidiyor
Çaresine baksana

Uzun uzun kavaklar
Dökülüyor yapraklar
Ben Atam’a doymadım
Doysun kara topraklar

Bu Edamın ezberlediği haliyle hepimizin bildiği şiir. Bugün okulda okuyacaklardı.



Bazen düşünüyorum da bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin başında Mustafa Kemal olsaydı nasıl bir yerde olurduk. Milletin refahı nasıl olurdu, huzuru, eğitim seviyesi nasıl olurdu…Tatlı bir rüya gibi bunları hayal etmek. Kötü bir şey olduğunda görülen güzel bir rüya gibi.

Ne kadar mücadele var hayatında. Ailesinden vazgeçmiş, her şeyden vazgeçmiş vatanı için. O’na borçlu olduğumuz ne çok şey var. Ve bu kadar zor kazanılan şeylerin böylesine basitçe elimizden gidişini seyretmek insanın içini acıtıyor.

Bugün Türk milletini ileri seviyeye taşıyacak ne yapılıyor? Hani nerde bunu yapacak bir lider? Herkesin taptığı devlet yöneticileri ne yaptı? Türkiye’nin itibarını mı arttırdı? Kültür seviyesini mi ileriye taşıdı? Ülke genelinde refahı mı arttırdı? Yol yaptı evet.



Atatürk gibi bir lidere sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Bunun farkında olup Atatürk’ün izinde olmamız, Türk milleti olarak kenetlenmemiz, mirasımızı gelecek günlere taşımamız çok önemli. Bu gereklilik her geçen gün artıyor. O’nu her gün daha da çok özlüyoruz…


HB

6 Kasım 2014 Perşembe

Miniğin ilk eşyaları

Genel olarak sosyal medyadaki çekilişlere katılan biri değilim. Aslında sosyal medya ile sınırlamayayım, büyük AVM’lerde araba çekilişleri olur. Annem tüm alışveriş fişleriyle bu çekilişlere katılırken ben çok üşenirim böyle şeylere. Sosyal medyada çekiliş yerine yarışmaları daha çok takip ediyorum. O da eğlencesine işte. Yarışma şartlarını yerine getirirken eğleniyorum bir yandan çünkü. Yani fotoğraf çekerken.
Çekilişe mesafeli olmama karşın Blogcu Anne’nin ayın ürünü olarak yazdığı ve benim ilgi alanıma giren hediyesine denk geldim. Yazı linki burada. Minik kızın şansına katıldım ve 5 talihliden biri oldum.
Mamajoo’nun anne paketi bir adet biberon, bir silikon göğüs koruyucu (ki bu nasıl kullanılır, nedir pek fikrim yok), bir de sevimli bir önlük içeriyordu. Paketim dün elime ulaştı. Elif çekiliş yapmakla kalmayıp ürünlerin ulaşıp ulaşmadığını da takip ediyor. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.



Eda biberonu görünce “aaa nasılmış bu biberon bakayım” derken derken bir baktık ki biberon ağzında. Sonra da önlüğü taktı ve Bahadırla göz göze geldik. Hatta Bahadır bu hediyeler küçük kıza yar olmayacak galiba diye düşündü. Hemen kaldırdım tabi. Bakalım bu biberonla ne maceralar yaşanacak…


HB

5 Kasım 2014 Çarşamba

İsim Bulmaca

Şimdi benim kızın adı Eda ya.. Kardeşine isim düşünürken Eda’ya mümkün olduğunca uzak isimler arıyoruz. Hani Ela, Eva, Ada gibi isimler tamamen ihtimal dışı yani. Zaten Ela koysak bizimki çok kıskanır. Çünkü Ela ismine karşı bir zaafı var. Evcilik filan oynarken “benim şimdi adım Ela olsun mahsustan” diye başlıyor bazen. Sebebini anlayabilen beri gelsin. Zaten adın Ayşegül değil ki tek bir harf farkıyla sana sevdiğin bir isim koymuşuz işte. Daha ne değiştirmek istiyorsun.
“Kardeşinin ismi ne olsun” sorusu ise çok tehlikeli. Şimdi söyler, beğenmeyiz, bu sefer onun istediği olmadı diye bozulur. O nedenle biz birkaç isim bulup aralarından ona seçtirebiliriz. Nitekim aklımızda birkaç isim var. Ön eleme olarak Umay ve Aden’i seçtik. Siz ne dersiniz?

Beğendiğimiz isimler şunlar:

UMAY: Orhun Yazıtları’nda geçen,  çocukları ve hayvan yavrularını koruduğuna inanılan kadın Tanrı.
ADEN: Cennet bahçesi.
BADE: Şarap, içki. Tasavvuf edebiyatında aşk manasında kullanılır.
HERA: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça 


HB

3 Kasım 2014 Pazartesi

Sizzix Big Shot Kesim Makinesi

Çok büyük bir keyifle başladığımız ve bazı özel sebeplerle artık ilgilenemediğimiz Lucellomuzdan geriye kalanlar hakkında bir duyurum var. Aslında instagramda paylaşmıştım ama biraz daha detaylı olması açısından yazmak istedim. Gelen sorulara da cevap vermesi adına…
Geniş bir araştırma sonucunda keçe kesim makinesi almıştık. Yanında da 4 adet kalıp aldık. Çünkü bu makine kalıp almazsanız tamamen fonksiyonsuz durumda. En çok kullanılan kalıplar (yani bizim için öyleydi) çiçek ve kişiye özel isim yazdığımız için harf kalıplarıydı. Elle bunları kesmek çok zaman alıyor. Keçe ve tasarım işiyle uğraşanlar için harika bir kurtarıcı aslında.



Güvenilir bir yurtdışı sitesinden orijinal Sizzix makinemizi, kesim pedlerini ve kalıplarını aldık. Ancak kutusundan bile çıkarmak nasip olmadan Lucello’ya son vermek durumunda kaldık. Yani ürünlerin tamamı sıfır durumda. Garantisi de var elbette ama yurtdışından olduğu için ne kadar kullanılır emin değilim.
Sizzix makineyle kağıt, keçe, kumaş, ince alüminyum levhalar ve birçok malzeme kesilebiliyor. Satınalmak için o kadar çok araştırma yaptık ki şimdi elimden çıkarmak zorunda oluşuma üzülüyorum. Ama hiçbir şekilde işimize yaramayacağından evde yer kaplamaması tek amacımız.
Fiyatı elbette bize maliyetinden çok daha düşük ve ayrıca kalıpları için de bedel istemiyoruz, yani kalıpları hediye ediyoruz makinenin yanında.
İlgilenen olursa ve soru sormak isteyenler sadeanneHB@gmail.com adresine mail atabilir.

Edit --) Makinenin satışı yapıldı. İlgi gösteren herkese çok teşekkürler.


HB

Dil ve eşşek arısı

Bazı soru ve yorumlar var ki insanda karşısındakine kafa atma isteği uyandırıyor. Hayatımda kimseye kafa atmadım ama heralde rahatlatma açısından güzel bir hareket olmalı. Hayatı her dönemine has böylesine hissiyata sebep olan yorumlar duyuyor insanoğlu. Misal okulu bitirip işe başlayınca artık evlilikte sıra baskıları başlıyor. Sonra evlenip çenelerinden kurtulacağım zannederken evlendin hadi artık çocuk ne zaman deniyor. O da yerine gelince “ikinci ne zaman” lar başlıyor. Hem de çok geçmeden, tahmini 2 yıl sonra. Çocuk konusu ne kadar hassas oysa ki.

Hamilelik döneminin de böyle uyuz, böyle asap bozucu yorumları var. Mesela benim karşılaştığım birkaç tanesi:

-Sen bu hızla üçüncüyü de yaparsın.

Cevabım; Yahu neredeyse 5 yaş farkı olacak ilkiyle arasında, sen buna hız mı diyorsun? Haa bir de “hadi ikinci ne zaman arayı açmayın fazla” demiş miydin sen de bana daha önceleri? Demişsindir muhtemelen. Ortası yok ki ya uyuşuksun ya çok hızlı.

-O montu giyme artık, baksana düğmeleri zor ilikleniyor.

Cevabım; öncelikle kocaman bir sana ne! Bu kadar ilikleyebiliyorum ya ona bak. Rahat ediyorsam giyerim. Kendi işine bak.

-Göbeğin her gördüğümde çok büyümüş oluyor.

Ben de farkındayım göbek biraz büyük gidiyor da biraz da normal değil mi? Küçülse daha bi sorgulamak gerekirdi sanki. Büyüyen göbek olsun yeter ki.

İşte en sinir bozucusu geliyor…

-Cinsiyeti ne?
-Kız.
-Aaa yine mi? Olsun kız güzeldir.

Olsun!?!? Olsun nedir? Tabi ki kız güzeldir. Cinsiyet ayrımı yapan birine mi benziyorum acaba.

Bu cümleler doğumdan sonra şekil değiştirir; “sütün mü yetmiyor”, “aç bu çocuk” lara dönüşür. Yani bu durumda iki seçeneğimiz var: Abukça yorumlarla canımızı sıkmak, ya da kulağımızla duyduğumuz bu cümleleri öbür kulağımızdan dışarı göndermek. Ben ikinciyi tercih ediyorum şu ara.


HB

Popüler Yayınlar

Recent News